Napolyon'un Karizmasını Bitiren 80'lik Osmanlı

Napolyon'un Karizmasını Bitiren 80'lik Osmanlı

Cüneyt Günay

Tarih:2017-09-30 / Hit:4033

Müslümanlar, Peygamber Efendimiz, (Sallahü aleyhi ve Sellem) zamanında da Osmanlı zamanında da kendilerinden en az 3 katı büyük olan orduları yendiler. Bedir'de 313 sahabiye 900 müşrik düşerken Osmanlı Devleti zamanında 1538'de yapılan Preveze Deniz Savaşı'ında ise durum gene aynıydı.

Preveze'de Haç­lı do­nan­ma­sın­da 600 ge­mi, 3.000 top ve 60.000 as­ker var­dı. Os­man­lı Do­nan­ma­sında ise, 122 ge­mi, 166 top­ ve 20.000 as­ker. Sonuç Akdeniz'in bir Türk Gölü haline gelmesiyle sonuçlandı. Zafer her zaman inanların olmaktaydı. Çünkü gaye ilayı kelimetullah olunca Allahu Teala yardımını esirgemiyordu. Bunun bir güzel örneğide Cezzar Ahmet Paşa'dır. Cezzar Ahmet Paşa'yı 7'den 70'e herkes tanımalı.

Napolyon Savaşların süresince Avrupa'ya korku salan Fransa İmparatoru ve İtalya kralı Napoleon Bonapart, 80 yaşındaki Cezzar Ahmet Paşa'nın sarsılmaz imanı karşısında adeta tüm karizmasını yitirmiş ve tüm planları bozulmuştur. Şimdi gelelim Deve kasabı (Cezzar) lakaplı Ahmet Paşa'nın hikayesine..

Fransız ihtilalinin kudreti adamı Napoleon, kısa bir zaman içinde bütün Avrupa’yı şaşırttı. Toulon limanından 450 gemiyle çıktı. 1.000 yıllık Venedik Cumuriyetini tarihe gömdü. Asırlarca Akdeniz’İ haraca kesen Malta şövalyelerini dize getirdi. Papanın İtalya’sını, Dalmaç ya sahillerini ve bu civardaki bütün adaları, birçok liman ve şehirleri silindir gibi ezdi, geçti. Nihayet hayalindeki Ehramlar şehrine ulaştı. Hile ve zor kullanarak Mısır’ı işgal etti ve halka Osmanlıca broşürler dağıtarak, Osmanlı hükûmeti tarafından asi Memlûk leri itaat altına almakla görevlendirildiği yalanını yaydı.

Osmanlı Devleti, 400 yıldan beri Fransızlarla savaşmamıştı. Bilakis daima dostluk elini onlara uzatmıştı. Kanuni, krallarını bile esaretten kurtarmıştı. Napoleon bütün bunları unutmuş olamazdı. Fakat umursamıyordu. Saldırıyor, saldırıyordu...Üstelik şeytan kadar da kurnazdı. Silahtan önce herkesi kandırmaya çalışıyordu.

25 Şubat 1798’de Filistin’e girdi. Gazze şehrini süratle işgal etti. Sonra da Yafa şehrini yaktı. Burada Fransızlar çok zalimlik yaptılar. Sorgusuz-sualsiz on binlerce masum sivili katlettiler. Halbuki Napoleon Mısır’da sertlik yapmamıştı. Sadece altın ve mücevher topla mıştı. Çünkü orada halkı ve Osmanlı memurlarını kandırmaya uğraşıyordu.Yafa’da ise maskesini attı. Katliama başladı. Çünkü artık her yere kısa zamanda hakim olmak istiyordu. Onun için sert davranıyordu.

Nihayet 19 Mart 1799 günü Akkâ kalesi önüne geldi. 29 yaşındaki bu Fransız Generali, sadece yenmek için yaratıldığını sanıyordu. 60.000 kişilik ordusuyla bu küçük Osmanlı kalesini çepeçevre kuşattı. General Kleber ve General Menu gibi en seçme Kurmay subayları yanındaydı.Akkâ kalesini ise, Cezzar Ahmed Paşa müdafaa ediyordu.

DEVE KASABI

Daha önce Osmanlı devletinde bir çok yerde valiliklerde bulunmuş olan Ahmed Paşa, son olarak Sayda Valiliği görevini sürdürüyordu. Daha çok Suriye civarındaki şehirlerde bulunmuştu. Bunlardan birinde, valinin yanında iken, asiler valiye saldırıp öldürdüler. Ahmed, velinimeti olan valiyi öldürenlerden intikam almaya yemin etti ve bunların yüz tanesinden fazlasını öldürdü. Bu hareketiyle halk arasında çok takdir topladı ve Suriye halkı ona “Cezzar”, yani deve kasabı lakabını verdi.

Napoleon, herşeye rağmen bu ihtiyar Osmanlı valisinin şöhretini duymuştu. Bu sefer hile yapmak istedi. Özel bir elçi ile Ahmed Paşa’ya mektup yolladı. Şöyle diyordu:“Ben ki, Fransa’nın ve İtalya’nın ve Malta’nın ve Dalmaçya’nın ve Venedik’in ve İyonya’nın ve Mısır’ın hakimi General Napoleon Bonaparte’ımKahire’den sonra Gazze, Yafa ve bütün Filistin’i ezerek Akkâ önüne geldim...Duydum ki sen, yaşlı bir Osmanlı kahramanı imişsin. Bir ihtiyarın geri kalan ömrü nü zehir etmek istemem. Şayet kaleyi teslim edersen, hayatının son günlerini, ibadet ve taat ile, huzur içinde geçirirsin. Aksi takdirde hatırlatmak isterim ki, şimdiye kadar askerlerim hiç mağlup edilmemiştir.”

Cezzar Ahmed Paşa, mektubu okuyan tercümanın elinden aldı ve buruşturup yere fırlattı. Fransız elçisi ne yapacağını şaşırdı. Fakat Gazilerin kılıçları keskindi.

-Divitdaaar!..

-Emret Paşa Baba!

-Hele tiz gel...

Şu delikanlı mektepliye bir cevapcağız yazalım...

Divitdar (Katip) yetişti..

-Yaz evlat!...

“Biz ki, Allah’ın kemter kulu, Resulullah’ın zaif ümmeti, Zıllullah’ın en sonraki paşalarından bir neferiz. Buna rağmen yine deriz ki:Senin gibi kibirlilerin hasmı, Hazret-i Allah’tır. Çünkü kibriyâ ona mahsustur. Teslim teklifine gelince:O hususta çok geç kaldınız!. Çünkü 3 sabah önce namazlarımızı kılıp yemin ettik. 7’ mizden 70’imize kadar kal’amızı müdaffaya kasem ettik. Taa ki Kanımızın son damlasına kadar. Şahsımıza gelince...Belki bilmezsiniz ama, bir Müslüman yeminini asla bozmaz. Sözünden dönmez, va’dini yerine getirir.Esiriniz veya misafiriniz olup, birkaç günlük ömrümüzü zillet içinde geçirmek tense, şerefle ölmeyi, şehadeti cana minnet biliriz.Allah’a hamdolsun. Yaşımız 80, lakin elimiz hâlâ kılıç tutar.”

Mektubu elçiye verip yolladı.Napoleon okurken, zaten incecik olan dudaklarını kanatırcasına ısırıyordu. Fakat zafere alışkın Fransız Generalleri, -Vive la France-Vive Bonaparte diye bağırarak, onu saldırmaya teşvik ediyorlardı.

Hemen başlayan Fransız hücumları neticesiz kalıyordu. Her hücumda sayıları azalıyor, ölüleri çoğalıyordu. Şimdiye kadar hep ilerleyen bu macera ordusu ilk defa burada çakılıp kalmıştı. Mayıs’ta Nizam-ı Cedid askerleri de yetiştiler. Paris’in parlak askerleri pek şaşırdılar. Acele doğuya gitmek, Hindistan’a inmek isteyen Napoleon, 40 gün boyunca bu Osmanlı kalesini aşamadı. Belki yüzlerce hücumlar yaptılar.Binlerce ölü vermekten başka işe yaramadı.

Daha ziyade kalenin Ali burcuna çullandılar, fakat nafile!..Artık Mayıs ayı bitmek üzereydi. Kavurucu çöl sıcakları bekleniyordu. Dâhî Bonaparte, dehâsına yakışır bir karar aldı:21 Mayıs 1799 gecesi, bütün top, silah ve malzemelerini toprağa gömdürdü.

Sonra şu tarihi emrini verdi:-Geriye, marş!... marş!...Hedefiniz Mısır!..

Kahraman (!) Fransız ordusu, sür’atle firara başladı. O kadar hızlı gidiyorlardı ki, yolda yaralı ve hastalarını bile öldürdüler. Çünkü kaçmalarını, o zavallılar geciktiryordu. Cezzar Ahmed Paşanın Mücahidleri ise, onları deve kovalar gibi kovaladılar. İşte bu kovalamaca sırasında, Fransa’nın dâhî çocuğu itiraf etti:-Akkâ’da durdurulmasaydım, bütün Doğuyu ele geçirebilirdim. Ancak, Türkler öldürülebilir, ama korkutulamazlar.

Bu büyük zafer üzerine bütün Avrupa ayağa kalktı. Çünkü mağrur Bonaparte, ilk satırı ihtiyar bir “Deve Kasabı”ndan yedi ve o efsanevi yenilmez ünvanını kaybetti. Artık korkulu rüyaları haline gelen bu şımarık Fransız delikanlısını dize getirebildiler.

Kaynak: Vehbi Tülek 1001 Osmanlı Hikayesi

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Ehemmi mühimme tercih etmek

Atalarımızın kullandığı “ Ehemmi mühimme tercih etmek” diye tabir edilen çok önemli bir prensip var. Biraz açacak olursak mühim önemli demektir,ehem en önemli demek...

Napolyon'un Karizmasını Bitiren 80'lik Osmanlı

Müslümanlar, Peygamber Efendimiz, (Sallahü aleyhi ve Sellem) zamanında da Osmanlı zamanında da kendilerinden en az 3 katı büyük olan orduları yendiler. Bedir'de 313...

Dünyanın Tanıdığı Bizim Tanımadığımız Alimimiz

Bursa'ya gittiyseniz şehrin manevi sultanlarından Emir Sultan Hazretlerini muhakkak ziyaret etmişsinizdir. Bundan sonra Emir Sultan Hazretlerini ziyaret edecekseniz...
Tüm Yazıları