Hile

Hile

Tarih:2019-06-19 / Hit:530

 

Savaşta düşmandan gerçek amaçları, kuvvetleri ve planlarını gizleyerek onu yanıltmak amacıyla alınan önlemler olarak tanımlayabileceğimiz hile, tarihin her döneminde örneklerine rastlayabildiğimiz olağan bir durumdur. Beceri ile birlikte zekayı da gerektirmesi bakımından diğer taktiklerden ayrılabilir. Bu özelliğinden dolayı da hile çeşitlerini, pusu veya baskın çeşitlerinde olduğu gibi alt gruplara ayırmak mümkün görünmemektedir.

1104 yılında Artuklu Beyi Sökmen, yenilgiye uğratıp yağmaladığı Haçlıların elbiselerini kendi savaşçılarına giydirdi. Silahlarını ve sancaklarını da alarak Şabahtan Kalelerine doğru ilerledi. Kaledeki Haçlılar, kendi adamlarının zafer kazanıp döndüğünü sanarak sevinçle onları karşılamaya çıktılar. Kale kapılarının açıldığı ve Haçlıların savunmasız bir şekilde kendilerine doğru yaklaştıklarını gören Sökmen Bey ve savaşçıları bir anda saldırıya geçtiler ve kaleyi ele geçirdiler.

Girişimi oldukça gösterişli biçimde başlayan Beşinci Haçlı Seferi ( 1218 -1221), Eyyubi Sultanı el – Kamil’in başvurduğu yöntem sonucunda yüz kızartıcı bir yenilgiye dönüşecekti. Nil Nehri’nin taşma vakitlerinde deltanın bazı kısımları su basmasın diye bentlerle çevrilmişti. Haçlıların güzergahı bu alçak seviyedeki bölgeden geçiyordu. Haçlılar ilerlerken bir anda su bentleri açıldı ve su büyük bir hızla araziye yayıldı. Geceden kalma sarhoşluklarıyla Haçlı askerleri, su birikintilerinden sendeleyerek kaçmaya çalıştıkları esnada ise Sultan’ın Zenci piyadelerinin ve Türk süvarilerinin saldırısına uğradılar.

Moğolların Bağdar muhasarası esnasında ( 1258 ), geceyi şehrin surların dışında geçirmeye niyetlenen garnizon birliği de benzeri bir yöntemin kurbanı oldu. Moğollar Dicle Nehri’nin aktığı büyük bir kanalın kenarında gedik açmışlardı. Bağdar askerleri, daha alçakça olan bu mekanda kurmuş oldukları karargahın su altında kaldığını gece yarısı fark ettiklerinde çok geç kalmışlardı.

Bir kuşatma hilesine verilecek en güzel misal ise Selçuklu topraklarına dahil olmamış bir yer olan Sivana’da Delhi Türk savaşçılarının uygulamasıdır. Hinduların hararetle savundukları kalenin içerisindeki göle mancınıklarla kesik inek başları fırlattılar. Hindular, İnekleri kutsak saydıklarından gölün suyunu içmediler ve kullanmadılar. Susuz kaldıklarından dirençleri kırıldı ve 1308 tarihinde Sivana zaptedildi.

Kaynak: Türklerin Savaş Sanatı s.148

 

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Kıta Sahanlığı Meselesi

Kıta sahanlığı, karaların deniz altında devam eden parçasına, deniz altında devam eden kara uzantısına verilen addır. Balıkçılık ve özellikle deniz altında petrol a...

Klasikten Moderne Osmanlı Ekonomisi

Osmanlı İktisat Tarihine Bir Katkı: Klasikten Moderne Osmanlı Ekonomisi Geçmişin en uzun ömürlü devletlerinden birini kurarak onu, Orta Zaman sonlarından Yakın ...

Abaka Han

İran-İlhanlı Devletinin ikinci hükümdarı. Zulmü ile meşhur olan Hülagu’nun oğlu. 1234 senesinde doğdu. Dedesi Cengiz Han ve babası Hülagu gibi kan dökücü ve zalim b...