Hile

Hile

Tarih:2019-06-19 / Hit:221

 

Savaşta düşmandan gerçek amaçları, kuvvetleri ve planlarını gizleyerek onu yanıltmak amacıyla alınan önlemler olarak tanımlayabileceğimiz hile, tarihin her döneminde örneklerine rastlayabildiğimiz olağan bir durumdur. Beceri ile birlikte zekayı da gerektirmesi bakımından diğer taktiklerden ayrılabilir. Bu özelliğinden dolayı da hile çeşitlerini, pusu veya baskın çeşitlerinde olduğu gibi alt gruplara ayırmak mümkün görünmemektedir.

1104 yılında Artuklu Beyi Sökmen, yenilgiye uğratıp yağmaladığı Haçlıların elbiselerini kendi savaşçılarına giydirdi. Silahlarını ve sancaklarını da alarak Şabahtan Kalelerine doğru ilerledi. Kaledeki Haçlılar, kendi adamlarının zafer kazanıp döndüğünü sanarak sevinçle onları karşılamaya çıktılar. Kale kapılarının açıldığı ve Haçlıların savunmasız bir şekilde kendilerine doğru yaklaştıklarını gören Sökmen Bey ve savaşçıları bir anda saldırıya geçtiler ve kaleyi ele geçirdiler.

Girişimi oldukça gösterişli biçimde başlayan Beşinci Haçlı Seferi ( 1218 -1221), Eyyubi Sultanı el – Kamil’in başvurduğu yöntem sonucunda yüz kızartıcı bir yenilgiye dönüşecekti. Nil Nehri’nin taşma vakitlerinde deltanın bazı kısımları su basmasın diye bentlerle çevrilmişti. Haçlıların güzergahı bu alçak seviyedeki bölgeden geçiyordu. Haçlılar ilerlerken bir anda su bentleri açıldı ve su büyük bir hızla araziye yayıldı. Geceden kalma sarhoşluklarıyla Haçlı askerleri, su birikintilerinden sendeleyerek kaçmaya çalıştıkları esnada ise Sultan’ın Zenci piyadelerinin ve Türk süvarilerinin saldırısına uğradılar.

Moğolların Bağdar muhasarası esnasında ( 1258 ), geceyi şehrin surların dışında geçirmeye niyetlenen garnizon birliği de benzeri bir yöntemin kurbanı oldu. Moğollar Dicle Nehri’nin aktığı büyük bir kanalın kenarında gedik açmışlardı. Bağdar askerleri, daha alçakça olan bu mekanda kurmuş oldukları karargahın su altında kaldığını gece yarısı fark ettiklerinde çok geç kalmışlardı.

Bir kuşatma hilesine verilecek en güzel misal ise Selçuklu topraklarına dahil olmamış bir yer olan Sivana’da Delhi Türk savaşçılarının uygulamasıdır. Hinduların hararetle savundukları kalenin içerisindeki göle mancınıklarla kesik inek başları fırlattılar. Hindular, İnekleri kutsak saydıklarından gölün suyunu içmediler ve kullanmadılar. Susuz kaldıklarından dirençleri kırıldı ve 1308 tarihinde Sivana zaptedildi.

Kaynak: Türklerin Savaş Sanatı s.148

 

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

VİCDANI MUAZZAM OSMANLILAR - BUSBECQ’İN ANLATTIKLARI-1

  19.nci asrın İngiliz, 18.nci asrın Fransız 17.nci asrın Felemenk (Hollanda) asrı olması gibi 16.ncı asır da tarihe Türk yüzyılı olarak geçmiştir. Karadeniz’i ...

Hile

  Savaşta düşmandan gerçek amaçları, kuvvetleri ve planlarını gizleyerek onu yanıltmak amacıyla alınan önlemler olarak tanımlayabileceğimiz hile, tarihin her dö...

Bursayı yakıp yıkan Yunanlıların verdiği zararları anlatan resmi defter bulundu

Bursa'yı 2 yıl 2 ay 2 gün işgal altında tutan Yunanlıların şehre ve insanlara verdiği zararları anlatan resmi defter ortaya çıktı. Yunanlılar, Bursa'yı iş...