Youtube Video

Karadeniz’in Çelik Mirası: Sürmene Kaması ve Bir Devrin Son Temsilcisi

Karadeniz’in Çelik Mirası: Sürmene Kaması ve Bir Devrin Son Temsilcisi

Tarih: 2026-01-05 / Görüntülenme: 157

Trabzon’un Sürmene ilçesinde yankılanan çekiç sesleri, sadece bir metalin şekillenişini değil, koca bir tarihin direnişini anlatıyor. 1910’lu yılların başında, Kafkasya’dan gelen etkilerle Sürmene topraklarında doğan Sürmene Kaması, bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan en nadide kültürel miraslarımızdan biri.

Yüz Yıllık Bir Gelenek: 1910’dan Günümüze

Sürmene bıçakçılığının zirve noktası kabul edilen kamanın hikayesi, bölge insanının pratik zekası ve estetik anlayışıyla birleşerek 20. yüzyılın başında hayat buldu. Keskinliği, dengesi ve özel işlemeleriyle tanınan bu sanat eserleri, tarih boyunca Karadeniz erkeğinin ayrılmaz bir parçası; milli mücadele yıllarının ise sessiz tanığı oldu. Bugün ise bu gelenek, 78 yaşındaki üçüncü kuşak kama ustası Cengizhan Alpaslan’ın ellerinde yaşam mücadelesi veriyor.

72 Çelik İşlem, Tek Bir Ruh

Bir Sürmene kaması sıradan bir kesici alet değildir; o, tam 72 ayrı işlemden geçerek vücut bulan bir sabır abidesidir. Dedesinden ve babasından miras aldığı zanaatı tam 72 yıldır sürdüren Alpaslan, kamanın Sürmene bıçağından farkını şu sözlerle vurguluyor: "Kama, tarihi bir kimliğin sembolüdür; sivri ucu ve zarif yapısıyla bir zarafet sembolüdür. Sürmene bıçağı ise gündelik hayatın bir parçası olan mutfak bıçağıdır."

Kültürel Belleğin Estetik Yansıması

Sürmene kaması, bugün sadece bir koleksiyon parçası değil, Karadeniz kültürünün en canlı simgelerinden biri olan Horon’un da vazgeçilmez görsel öğesidir. Horon ekiplerinin kuşağında parlayan bu kama, yörenin dik duruşunu ve ritmini temsil eder. Ancak bu estetik mirasın geleceği karanlık; Alpaslan, bu işi layığıyla yapan sadece 1-2 ustanın kaldığını belirek, gençlerin "masa başı iş" tercihi nedeniyle 10 yıl içinde bu sanatın tamamen susabileceği uyarısında bulunuyor.

Bir Çağrı: Ataların Mirasına Sahip Çıkmak

Usta Cengizhan Alpaslan’a göre bu zanaat, sadece bir kültürel değer değil, aynı zamanda ekonomik bir özgürlük: "Günde üç kama ile bugün başka hiçbir yerde kazanılamayacak bir gelir elde etmek mümkün. Ancak mesele sadece para değil; gençler atalarının mirasını, bu toprağın ruhunu unutmamalı."

Yunanistan’dan dahi alıcıların geldiği bu eşsiz sanat dalı, Sürmene’nin Soğuksu Mahallesi’ndeki küçük bir atölyede son nefesini vermeyi bekliyor. Tarihimizin bu keskin ve zarif parçasının, sadece müzelerde birer anı olarak kalmaması için yeni nesil zanaatkarların ilgisini bekliyoruz.

Haberin videosu

YORUM YAZ



Güvenlik Kodu Yenile

Son Eklenen Yazılar

Balkanları Nasıl Kaybettik ?
Balkanları Nasıl Kaybettik ?

Balkan devletleri (Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Bulgaristan) ittifakına, İtalyan saldırısı kadar, özellikle İttihat...