Youtube Video

Taşa İşlenen Edebiyat: Osmanlı’nın Son Döneminden Bir Zarafet ve Veda Örneği

Taşa İşlenen Edebiyat: Osmanlı’nın Son Döneminden Bir Zarafet ve Veda Örneği

Tarih: 2026-01-18 / Görüntülenme: 340

Süleymaniye Camii’nin sessiz tanıklığında, zamanın donup kaldığı bir hüzün hikâyesi sizi karşılar. Osmanlı’nın son dönemindeki o zarif dokunuşu ve bir ailenin yarım kalmış en büyük hayalini bu mezar taşında okumak mümkün.

İşte 1910 yılının soğuk bir Ocak ayında, henüz 17 yaşındayken hayata veda eden Selanikli Fatıma Müşerref Hanım’ın aziz hatırasına düşülen o dokunaklı not:

"Ey zair (ziyaretçi), şu taşın altında yatan genç kızların en pâk ve afîf ve en zekî ve en güzellerinden biri idi, heyhat ecel onu on yedi yaşında şu gördüğün toprağa serdi. Yegâne emeli olduğu ailesinin kalbgâhından mevtin henüz pek taze iken kopardığı bu nadide çiçek, nûr-i zekâ ve malumat ile mümtaz hüsn-i ahlâk ve namusa mücessem misal idi. Ruh-ı masumu için Fatiha. Fi 13 Kanun-ı Sâni sene 1325 (26 ocak 1910) yevm-i Çarşamba"

Bir Devrin Zarafeti ve Bir Babanın Vedası

Selanik eşrafından Mustafa Fevzi Bey’in kızı olan Fatıma Müşerref Hanım, sadece bir isim değil; zekâsı, ahlakı ve güzelliğiyle çevresine ışık saçan "nadide bir çiçek" olarak anılıyordu. Süleymaniye’nin haziresinde yer alan bu taş, hem Osmanlı kitabe sanatının zarafetini hem de gencecik bir evladını kaybeden bir babanın kalbindeki derin sızıyı günümüze taşıyor.

Yolunuz Süleymaniye’ye düşerse, bu mermer kitabeye kazınmış olan hüzünlü satırlara bir Fatiha ile eşlik etmeyi unutmayın.

YORUM YAZ



Güvenlik Kodu Yenile

Son Eklenen Yazılar