Osmanlı hat sanatında sülüs ve nesih yazılarının zirvesi kabul edilen Mehmed Şevki Efendi (1829-1887), Mushaf yazımında...
Sakarya’nın Siperleri Ayakta, Belpınar Çaresiz: “Ölülerimizi Gömecek Yerimiz Yok”
Tarih: 2026-01-20 / Görüntülenme: 274
1920’li yıllarda Yunan ordusunun ilerleyişini durdurmak için kazılan ve o dönem bir insan boyundan daha derin olan taş siperler, bugün hâlâ Belpınar dağlarını bir çizgi gibi çevrelemeye devam ediyor. Mahalle sakinlerinden Celalettin Özer, büyüklerinden dinlediği o günleri şöyle anlatıyor: "Yunan ordusu köyümüze kadar gelmiş; ordumuz Polatlı hattına çekilince buralarda mevziler kurulmuş. Zamanla içi dolsa da o siperler hâlâ orada, tarihin canlı birer şahidi gibi duruyor."
![]()
Ancak bu tarihi doku, mahallenin bugünkü yaşamını adeta dondurmuş vaziyette. Bölgenin birinci derece sit alanı ilan edilmesi, her türlü yapılaşmayı ve müdahaleyi imkansız kılıyor.
"Ölülerimizi Gömecek Yerimiz Kalmadı"
Mahallelinin en büyük çilesi ise ebedi istirahatgahları olan mezarlıklar. Mevcut mezarlığın dolma noktasına gelmesi, Belpınar sakinlerini kara kara düşündürüyor. Sit alanı statüsü nedeniyle:
Çivi Bile Çakılamıyor: Mezarlığa temel bir ihtiyaç olan su hattı bile çekilemiyor; vatandaşlar su ihtiyaçlarını uzak çeşmelerden karşılıyor.
Genişleme Yasak: Mahalleli kendi imkanlarıyla mezarlığın arkasını tel örgülerle çevirip yeni bir defin alanı hazırlasa da, sit alanı engeli nedeniyle bu alanın kullanılmasına izin verilmiyor.
Vakıf Çıkmazı: Köy arazilerinin büyük çoğunluğunun Osmanlı döneminden kalma vakıf arazisi olması, mülkiyet ve kullanım sorunlarını daha da karmaşık hale getiriyor.
![]()
Yaşayan Tarih mi, Yaşayan Mağduriyet mi?
Yaz aylarında nüfusu 50 haneye kadar çıkan mahallede halk, ecdadının yazdığı tarihe saygı duyulmasını isterken, bir yandan da modern dünyanın ve bürokrasinin getirdiği bu çıkmazın çözülmesini bekliyor. Mezarlıklar dolduğunda cenazelerini nereye defnedeceklerini bilmeyen Belpınar sakinleri, yetkililerden tarihi dokuyu bozmadan bir çözüm üretilmesini talep ediyor.
Sizce tarihi dokuyu korumakla, bir halkın en temel ihtiyacı olan defin hakkı arasındaki bu ince çizgi nasıl dengelenmeli?
![]()
Haberin Videosu
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
1920’li yıllarda Yunan ordusunun ilerleyişini durdurmak için kazılan ve o dönem bir insan boyundan daha derin olan taş s...
Orduyu Bölen Büyük Rekabet: Mektepli mi, Alaylı mı? Teorinin efendileri ile pratiğin ustaları karşı karşıya! Osmanlı’nı...
İstanbul’un tarihî surlarının gölgesinde, Topkapı’nın kalbinde yer alan ve XVI. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en asil nişan...
Maziden Atiye Ahlat: Gençler Tarihin İzinde Geleceğe Yürüyor Ankara ve Diyarbakır’dan gelen öğrenciler, medeniyetimizin...
Gaziantep’in dar sokaklarında, tarihin en şanlı direnişlerinden biri olan Antep Savunması’nın izleri hâlâ ilk günkü gibi...
