Selçuklu’dan Osmanlı’ya devrolan kültürel mirasın en zarif halkası olan Mevlevilik, Osmanlı Devleti'nin yönetim anlayışında ve hanedan geleneğinde silinmez izler bıraktı. Bu bağın en dikkat çekici sembollerinden biri, Yıldırım Bayezid döneminde başlayan akrabalık bağlarıyla birlikte şehzadelerin taşıdığı "Çelebi" ünvanı oldu.
Hanedan ve Tasavvufun Birleştiği Nokta
Osmanlı Devleti, kuruluş sürecinde Selçuklu’nun ilim ve tasavvuf geleneğini sahiplenerek meşruiyetini güçlendirdi. Bu sürecin kırılma noktası, Yıldırım Bayezid’in henüz şehzadeyken Mevlana Celaleddin Rumi’nin soyundan gelen Devlet Hatun ile evlenmesiydi. Bu evlilik, Osmanlı hanedanı ile Mevlevilik arasında sadece manevi değil, aynı zamanda kan bağına dayalı bir köprü kurdu.
Devlet Hatun, Yıldırım Bayezid Han'ın hanımıdır. Devlet Hatun'un annesi Âbide Mutahhara Hatun, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretleri'nin oğlu Sultan Veled'in kızıdır. Hazret-i Mevlânâ'nın 11. babası Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddık'tır.Mevlânâ'nın annesi Mü'mine Hatun, İbrahim bin Edhem Hazretleri'nin torunlarındandır. İbrahim bin Edhem'in 5. babası Hazret-i Ömerü'l Farûk'tur.(1)
Bursa Yıldırım Meydancık Mahallesindeki Devlet Hatun'un kabri
Çelebi Ünvanı: Mevlevilikten Saraya
Mevlevi şeyhleri için kullanılan ve "nazik, bilgili, efendi" anlamlarına gelen Çelebi ünvanı, bu dönemden itibaren Osmanlı şehzadeleri tarafından da benimsendi. Yıldırım Bayezid’in oğulları; İsa Çelebi, Musa Çelebi, Süleyman Çelebi ve Mehmet Çelebi, bu sıfatı kullanarak Mevlevilik düşüncesinin devlet nezdindeki itibarını gözler önüne serdi.
(1) Padişah Anneleri Eserleriyle Valide Sultanlar, İbrahim Pazan, Babıali Kültür Yayınları
Yorumlar (0)