İstanbul’un Tarihi Hafızasına Saygısızlık: Tophane Çeşmesi Tahrip Edildi
İstanbul’un kalbinde, yaklaşık üç asırdır zarafetiyle meydanı süsleyen Tophane Çeşmesi, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce yakılarak ağır hasar gördü. Gece saatlerinde çeşmenin niş ve lüle kısımlarında ateş yakılması sonucu, yapının eşsiz mermer yüzeyleri is ve kurumla kaplanarak siyaha büründü. Osmanlı döneminden günümüze miras kalan bu nadide eserin uğradığı saldırı, hem çevre sakinlerinin hem de tarih dostlarının büyük tepkisini çekti.
![]()
I. Mahmud Döneminin Zarif Mirası: Tophane Çeşmesi’nin Tarihi Önemi
1732 yılında Sultan I. Mahmud tarafından inşa ettirilen Tophane Çeşmesi, İstanbul’un üçüncü büyük meydan çeşmesi olma özelliğini taşır. Lale Devri’nden sonra başlayan ve Batı etkilerinin Türk mimarisiyle harmanlandığı "Türk Rokokosu" üslubunun en seçkin örneklerinden biridir. Üzerindeki taş işçiliği, akantus yaprakları ve meyve motifleriyle bezeli mermer duvarları, yapıyı sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda açık hava müzesi niteliğinde bir sanat eseri haline getirir.
![]()
Mermer Yüzeylerde Ağır Tahribat: Temizlik Çalışmaları Başlatılıyor
Olayın ardından yapılan ilk incelemelerde, ateşin özellikle çeşmenin lüle kısımlarında yoğunlaştığı ve mermer dokusuna zarar verdiği tespit edildi. Bölgede çalışan taksi şoförü Veysi Astam, durumun vahametini şu sözlerle dile getirdi: "Gerçekten dikkat çeken, turistlerin ilgi odağı olan bir çeşme. Muhtemelen soğuktan dolayı evsizlerin yaktığı ateş bu hale getirdi. Şu an görüntü çok kötü, yetkililerin bir an önce temizlemesi gerekiyor." Yetkililer, tarihi eserin orijinal dokusuna zarar vermeden is ve kurumun temizlenmesi için restorasyon ekiplerinin çalışma başlatacağını duyurdu.
![]()
Kültürel Mirası Korumak Hepimizin Sorumluluğu
Üç yüz yıldır savaşlara, depremlere ve zamanın aşındırmasına direnen Tophane Çeşmesi’ne yönelik bu ihmalkarlık veya kasıtlı saldırı, kültürel mirasın korunması konusundaki denetim zafiyetini bir kez daha gündeme getirdi. Emniyet güçleri, fail ya da faillerin yakalanması için bölgedeki güvenlik kameralarını inceleme altına alırken, tarihçiler bu tür yapıların sadece fiziksel birer taş yığını değil, İstanbul’un kimliği olduğunu vurguluyor.
Yorumlar (0)