MAKÂLE - 21. YÜZYILA GİRİŞİMİZ
Mesleğe başladığımda Türkiye'yi son koalisyon hükûmeti yönetiyordu. 28 Şubat'ın kurşuni havası toplumun üstüne kara bulut gibi çökmüştü. Siyasetçiler, iş dünyası, üniversiteler huzursuzdu. Çok geçmeden ülke inanılmaz bir ekonomik krizin içine girdi. İflasın eşiğinden dönüldü.
Son 20 yıldaki hükûmetler, inanılmaz reformlara imza attı. Sağlıkta, ulaşımda, eğitimde, şehircilikte, dış politikada büyük işler yapıldı. Cuntacılara, rektör diktalarına, bürokrasiye, jüristokrasiye ve onları pohpohlayan medyaya rağmen bütün kronik problemlerin üzerine üzerine gidildi. Askerî vesayetin bitirilmesi, devletin sivilleşmesi, kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması, katsayı zulmünün sona erdirilmesi.
Savunma sanayinde destan yazılması, terörün kazınması, kalekolların yapılması, hudutlarımızın ötesinde üsler kurulması, deniz filosunun güçlenmesi, Karadeniz'den gaz, Gabar'dan petrol çıkarılması, paçanın IMF tasalludundan kurtarılması, paradan altı sıfır atılması, ihracat rekorları kırılması, Boğazların köprülerle, şehirlerin yollarla, tünellerle, dev hastanelerle, organize sanayi bölgeleriyle donatılması, Ayasofya'nın ibadete açılması.
Fakat bazı adımlar tersine tecelli etti. Muhafazakârlar refah düzeyi artarken çözüldü. Kentsel dönüşümle şehirler yenilenirken sosyolojisi değişti. Yerel yönetimler yasası ile kaynak israfı engellenirken köyler boşaldı, gıdada inisiyatif tekellerin eline geçti. Sosyal yardımlarla devletin şefkati fukaraya ulaşırken kırsalda atalet oluştu. Her şehre üniversite eğitim düzeyini artırırken iş gücü piyasasındaki dengeleri bozup genç işsizliği hortlattı. Kontrolsüz şekilde ülkeye yayılan Suriyeli sığınmacılar sosyal dengeleri değiştirdi.
Toplumda inanılmaz bir çürümüşlük var. Bünyedeki yüksek ateşin sebebi çok. Teşhis de tedâvi de belli: Hukukun üstünlüğü, mutlak adâlet ve ifade özgürlüğü.
Fatih Selek - TÜRKİYE GAZETESİ - 19 Ağustos 2024
Yorumlar (0)