Batılı Gözüyle: Türkler Namusludur
"Birçok tanıdıklarımın ve bilhassa daimi dalgınlığımdan dolayı herkesten fazla benim başıma gelmiş bir hâl vardır: Muhtelif dükkânlardan öteberi satın alırken para vermek için koynumdan çıkardığım kesemi veyahut vakti anlamak için baktığım saatimi eşya yığınları arasında unuttuğum çok olmuştur. Bazen de vereceğim paranın iki mislini bıraktıktan sonra dükkâncının mallarını ortadan kaldırıp yanlışlıkla fazla verdiğim parayı görmesine vakit kalmadan çekip gittiğim olurdu."
İşte bu dalgınlığına rağmen Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek bir meteliğim kaybolmamıştır; çünkü o gibi vaziyetlerde dükkâncılar peşinden adam koşturmuşlar ve hatta eğer dalgınlığının neticesini anladıktan sonra dükkâna dönmemişse, unuttuğu şeyi iâde için ikâmetgâhının bulunduğu Beyoğlu'na kadar adam gönderip birçok defalar aratmışlardır.
Meselâ; birgün küçük bir Türk dükkânının önünde durmuştur. Bu yelpazeci dükkânında Türk erkeklerinin yaz sıcaklarında kullandıkları yelpazeler satılıyordu. Birçoklarına baktıktan sonra, en harcıalem olanlarından birini alıp parasını verdikten sonra çekip gitmiştir.
Aradan tam üç hafta geçtikten sonra birgün tesadüfen yelpaze aldığı dükkânın önünden geçerken, yelpazeci onu görür görmez çağırıp saatini gösterdi ve elime teslim etti. Bu Türk namuskarluğının daha yüzlerce misali vardır.
Bizzat kendi başından geçen vakalar otuzdan fazla olduğu hâlde, bunların hiçbirinde hiçbir zaman Türklerin namusluluktan ayrıldıklarını görmemiştir.
Fransız yazar Aubry de la Motraye (XVIII. yüzyıl)
Dünkü Cevap

Yorumlar (0)