Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyal dokusunu değiştiren, kahvehanelerin havasını bulandıran ve hatta koca bir şehrin kül olmasına sebep olan o meşhur "bitki" ile tanışmamızın üzerinden asırlar geçti. Ünlü tarihçi Peçevî İbrahim Efendi, "Peçevî Tarihi" adlı eserinde, tütünün İstanbul sokaklarına düştüğü ilk yılları adeta bir toplumsal kriz raporu gibi kaleme almıştı.
Peki, 1600 yılında İngiliz gemicilerin heybelerinde "şifa" niyetine getirdiği bu dumanlı macera nasıl bir kaosa dönüştü? İşte tarihin tozlu sayfalarından tütünün İstanbul hikayesi...
1. Şifa Niyetine Pazarlanan İlk "Mübtelalık"
Tütün, İstanbul’a ilk kez 1600 yılında İngiliz tüccarlar vasıtasıyla girdi. O dönemde bu yabancı ot, bir keyif maddesi olarak değil, göğüs hastalıklarına ve çeşitli ağrılara iyi geldiği iddia edilen "şifalı bir ilaç" olarak pazarlandı.
Peçevî’nin aktardığına göre; tütün önce "ehli keyf" denilen, vakti bol kesim arasında yayıldı. Ancak çok geçmeden bu merak, devlet ricalinden ulemaya kadar toplumun her tabakasını ele geçirdi. Dönemin din adamları ve devlet görevlileri dahi bu yeni alışkanlığın mübtelası (bağımlısı) olmaktan kurtulamadı.
2. Kahvehanelerde Göz Gözü Görmez Oldu
Tütünün gelişiyle birlikte İstanbul’un sosyal hayatının kalbi olan kahvehaneler yeni bir kimliğe büründü. Peçevî, kahvehanelerin tütün dumanından dolayı "göz gözü görmez" bir hale geldiğini belirtir. Bu durum sadece bir görsel kirlilik değil, aynı zamanda yeni bir edebiyat türünü de doğurdu: Tütün üzerine yazılan methiyeler ve şiirler... Şehirde adeta dumanlı bir kültür devrimi yaşanıyordu.
3. Toplumsal Huzursuzluk ve Sokak Kavgaları
Tütün kullanımı arttıkça, nezaket kuralları da duman altında kaldı. Peçevî Tarihi’nde yer alan şu detaylar, tütünün bir kamu düzeni sorunu haline geldiğini kanıtlıyor:
Koku ve Hijyen: Tütün kokusu insanların elbiselerine diniyor, külleri ise çevreyi kirletiyordu.
Sokak Adabı: "Ayak takımı" olarak tabir edilen kitle, sokaklarda tütün içip dumanını çevredekilerin yüzüne üflemeye başladı. Bu durum, İstanbul sokaklarında sık sık ciddi kavgaların çıkmasına neden oluyordu.
4. İstanbul’un Kâbusu: Tütün Yangınları
Tütünün belki de en trajik sonucu, ahşap İstanbul evlerini tehdit etmesiydi. Peçevî, tütün ateşinin ve ihmalkarlığın sebep olduğu yangınların şehri nasıl harap ettiğini vurgular. Dikkatsizce atılan bir köz veya uyuya kalan bir mübtela, koca bir mahalleyi bir gecede küle çevirebiliyordu.
Yorumlar (0)