Kubbetü’l-İslam Ahlat’ta Türk Tarihi ve Hafıza Mekanları Konuşuldu

15 Mayıs 2026
4 dakika okuma
2 yorum
Kubbetü’l-İslam Ahlat’ta Türk Tarihi ve Hafıza Mekanları Konuşuldu

Bitlis’in köklü tarihî mirasıyla öne çıkan Ahlat ilçesi, “Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları” sempozyumuna ev sahipliği yaparak Anadolu’nun Türkleşme sürecindeki merkezi rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyum, tarih, kültür ve medeniyet bilincine ışık tutan önemli konuşmalara sahne oldu.

Vali Ahmet Karakaya: “Ahlat, Milletimizin Hafızasında Müstesna Bir Yere Sahiptir”

Programda konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, sempozyumun yalnızca akademik bir etkinlik olmanın ötesinde, milletin kökleriyle yeniden bağ kurmasına vesile olan anlamlı bir çalışma olduğunu vurguladı. Karakaya, Ahlat ve Malazgirt’in Anadolu’nun Türklere kapılarını açan iki büyük hafıza mekânı olduğunu belirterek, bu toprakların birlik, inanç ve medeniyet ruhunun en güçlü şekilde hissedildiği yerler arasında bulunduğunu ifade etti.

Vali Karakaya, Sultan Alparslan’ın Malazgirt öncesinde ortaya koyduğu iradenin, Ahlat’ın asırlardır taşıdığı kültürel mirasla birleşerek bugüne güçlü bir tarih şuuru bıraktığını söyledi.

Gençlere Tarih ve Medeniyet Çağrısı

Konuşmasının devamında gençlere seslenen Ahmet Karakaya, teknolojinin hızla geliştiği çağımızda vatan, bayrak ve inanç gibi değerlerin öneminin unutulmaması gerektiğini dile getirdi. Türk-İslam medeniyetinin büyük bir emanet olduğunu belirten Karakaya, gençlerin bu kadim mirası tanımasının ve geleceğe taşımasının tarihî bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Ahlat: Anadolu’nun Kubbetü’l-İslam’ı

Fetih ve Kök Hafıza Mekanları Ahlat/Malazgirt Çalışmaları Enstitüsü Başkanı Muhammet Hanifi Macit de konuşmasında Ahlat’ın tarihî önemine dikkat çekti. Macit, Ötüken, Semerkant ve Buhara’nın Türk tarihindeki yerinin Anadolu’daki karşılığının Ahlat olduğunu belirterek, bu kadim şehrin Türk milletinin hafızasında özel bir yere sahip olduğunu söyledi.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt Savaşı öncesinde ordusunu Ahlat’ta topladığını hatırlatan Macit, Ahlat’ın Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında bir kaynak şehir olduğunu ifade etti. Büyük Selçuklu döneminde bilim, sanat ve kültür merkezi hâline gelen Ahlat, Belh ve Buhara’dan sonra “Kubbetü’l-İslam” unvanını alan üçüncü şehir olarak tarihteki müstesna konumunu koruyor.

Geleceğin Hafıza Mekânları da Gündeme Geldi

Muhammet Hanifi Macit, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile Devlet Bey Konağı’nın da geleceğin hafıza mekânları arasında değerlendirildiğini ifade ederek, milletlerin mekânlara anlam kattığını, bu mekânların ise toplumsal hafızayı diri tuttuğunu belirtti.

Sempozyumda Türk Tarihinin Temel Başlıkları Ele Alındı

Açılış konuşmalarının ardından sempozyum; “Türkler ve Anadolu”, “Türk Cihan Hakimiyeti ve Türk Göçleri”, “Tarihte Oğuzlar”, “Medeniyet Tasavvurunda Türklerin Tarihteki Rolü” ve “Türk Tarihinin Kaynakları” başlıklı oturumlarla devam etti.

Ahlat, Tarih Bilincinin Yaşatıldığı Kadim Merkezlerden Biri Olmayı Sürdürüyor

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Bitlis İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, akademisyenler ve çok sayıda vatandaşın katıldığı sempozyum, Ahlat’ın yalnızca bir tarih şehri değil; Türk milletinin köklerini, hafızasını ve medeniyet tasavvurunu yaşatan en önemli merkezlerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Yorumlar (2)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
M
Melek Güneş 15 Mayıs 2026 00:54

Büyük Selçuklu döneminde bilim, sanat ve kültür merkezi hâline gelen Ahlat, Belh ve Buhara’dan sonra “Kubbetü’l-İslam” unvanını alan üçüncü şehirmiş öğrendik bu yaşımızda.

O
Orhan Su 15 Mayıs 2026 00:44

Ahlat, Anadolu'nun Orhun Abideleridir. Bunu bütün gençlerimiz bilmeli idrak etmeli.