'Sakallı' Nurettin Paşa İzmir Valisi olduğu dönemde, özellikle İzmir'in işgali arifesinde, bölgedeki Rum çeteleriyle mücadele ve Türk vatandaşların korunması konusunda çok ciddi adımlar atar. Bu nedenle, İzmir ve çevresinde yaşayan ve Yunanistan'a ilhak hayalleri kuran Rumların hiç sevmediği isimlerin başında gelir. Görevi süresince İzmir Metropoliti Hrisostomos Kalafatis'in özellikle nefretini kazanmayı başarır. Hrisostomos her fırsatta Sakallı Nurettin Paşa'yı hedef göstermeye başlar. Nitekim İzmir'in işgalinden bir buçuk ay önce söylemden eyleme geçer ve Paşa'yı Venizelos'a, hatta Paris Barış Konferansı'ndaki İtilaf devletleri temsilcilerine ismen şikâyet eder. Raporlar yazar, sahte "ayaklanma çağrısı" metinleri düzenleyip İstanbul'a, Atina'ya, Paris'e, Londra'ya gönderir. "İzmir'de Türklerin bir Rum katliamı yapacağı" ve bunu 'Sakallı' Nurettin Paşa'nın organize ettiği söylentisini yayar.
Hiçbir şekilde İngilizlerle karşı karşıya gelmek istemeyen Damat Ferit Hükümeti, 14 Mart 1919 günü 'Sakallı Nurettin Paşa'yı görevinden alır. Onun yerine 'Kambur' İzzet Bey İzmir Valisi, Ali Nadir Paşa da 17nci Kolordu Komutanı olur. İşbirlikçi İstanbul Hükümeti nihayet aradığı sömürge valilerini bul-muştur. 'Kambur' İzzet Bey'in İzmir'e gelir gelmez ilk icraatı, kendi-sine ayak bağı olmasından çekindiği 'Sakallı' Nurettin Paşa'yı şehir dışına çıkarmak olacaktır. Ancak giderken geride bıraktığı bir eser işgalcilerin de, işbirlikçilerin de başına bela olacaktır: İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti.
Sakallı Nurettin Paşa ve Millî Mücadele Dönemi
Bölümün başında 'Sakallı' Nurettin Paşa'nın ordudaki ilk yirmi yılında neredeyse dişe dokunur hiçbir görevde bulunmadığından, babası Müşir İbrahim Paşa sayesinde hiç kıta görevi görmeden yıl-larca karargâhlarda bulunduğundan bahsetmiştik. Pek çok askerî-mülki yöneticinin çekimser davrandığı, kişisel kaygılarla âdeta uykuya yattığı bir dönemde 'Sakallı' Nurettin Paşa'nın Türk halkını korumak adına tereddütsüz harekete geçmesi takdire şayan bir durumdur. Büyük olasılıkla bu sebepten ötürü, Anadolu'ya geçtikten birkaç ay sonra ona çok önemli bir görev verilecektir.
İstanbul'a varınca, daha önce sadece yirmi gün görev yaptığı 25nci Kolordu Komutanlığı'na yeniden tayin olur. Bu dönemde Paşa'nın direniş örgütleriyle ya da Ankara'yla bir ilişkisi olup olmadığı meçhul. Ancak İzmir Valiliği döneminde edindiği haklı şöhret peşi sıra Payitahta da geldiğinden, sürekli gözetim altında olduğu da bir gerçektir. 16 Mart 1920'de İstanbul'un fiili işgali sonrasında şartlar daha da ağırlaşır. İşgal kuvvetleri tarafından defalarca evi basılır. Bu durumdan ailesinin zarar görmemesi için İstanbul'u terk etme-si gerektiğini anlar, Millî Mücadele'ye katılma kararını verir. 1920 Haziran ayı sonunda, Harbiye Nezareti Müsteşarı Kâzım (İnanç) Paşa'yla beraber Anadolu'ya geçerler.
İstiklâlin Kumandanları Kâzım Karabekir’den Fahrettin Altay’a, s.143, Selim Erdoğan, Kronik Kitap
https://kronikkitap.com/kitap/istiklalin-kumandanlari-2/
![]()
Yorumlar (0)