Müslümanların Asırlardır Bayram Coşkusuyla Kutladığı Hicrî Yılbaşı 16 Haziran Salı Günü

14 Haziran 2026
4 dakika okuma
0 yorum
Müslümanların Asırlardır Bayram Coşkusuyla Kutladığı Hicrî Yılbaşı 16 Haziran Salı Günü

İslam dünyası, asırlardır süregelen köklü bir geleneği ve manevi bir dönüm noktasını kutlamaya hazırlanıyor. Ayın dünya etrafındaki dönüşü esasına dayanan hicrî-kamerî takvime göre, 16 Haziran’da 1448 yılına adım atıyoruz. Müslümanlar için sadece bir takvim yaprağının değişimi değil, aynı zamanda derin bir tefekkür ve kültürel hafıza vesilesi olan 1 Muharrem, asırlardır büyük bir coşkuyla karşılanıyor.

Müslümanlar İçin Hicrî Yılbaşının Önemi ve Bayram Coşkusu

Hicrî senenin kabulünden beri, asırlardır İslam âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir. Eskiden Müslümanlar, bu özel günü adeta bir bayram olarak görür ve gündelik hayatlarını bu manevi iklime göre şekillendirirlerdi.

Geçmişte Müslümanlar, 1 Muharrem'i sene başı kabul eder, bu günde birbirlerini ziyaret eder, tebrikte bulunur ve birbirlerine hediyeler verirlerdi. O gün, Müslümanlar için adeta bir bayram sayılırdı. Yapılan bu anlamlı ziyaretlerde ve gönderilen tebriklerde, yeni yılın hem birbirlerine hem de bütün insanlığa hayırlı olması için dualar edilir; dönemin alimleri ve büyükleri evlerinde hürmetle ziyaret edilirdi.

Kur'an-ı Kerim'de Kıymet Verilen Ay: Muharrem

Hicrî sene, tıpkı milâdî ve rûmî tarihler gibi 12 ay esasına dayanır. Muharrem ayı ile başlayan bu kutlu döngü, Zilhicce ayı ile sona erer. Hicrî-kamerî ayların isimleri sırasıyla şunlardır:

Muharremül-harâm, Saferul-hayr, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Recebül-ferd, Şâbânül-muazzam, Ramazânül-mübârek, Şevvâlüş-şerîf, Zil-kâde ve Zil-hicce.

Tarihî ve dini açıdan bu takvimin ilk ayı olan Muharrem, Kur’an-ı Kerim’de (Tevbe Suresi, 36. ayet) kendisinden övgüyle bahsedilen ve kıymet verilen dört haram aydan biridir.

Fil Vakası'ndan Hazret-i Ömer'in Kararına: Hicrî Takvimin Doğuşu

Aslında Araplar, İbrahim aleyhisselâmdan beri Arabî ayları kullanmaktaydılar. İslamiyetten önce, meşhur Fil Vak'asını bir başlangıç olarak kabul etmişler ve seneleri buna göre saymaya başlamışlardı. İslamiyetin gelişi ve hicretle beraber bu başlangıç geleneği değişti; artık her sene, o yıl yaşanan en mühim hadisenin ismiyle (izin yılı, emir yılı, zelzele yılı, vedâ yılı gibi) anılmaya başlandı.

Ancak bu durum zamanla bazı tarih karışıklıklarına sebep olmaya başladı. Bu karışıklığı gidermek amacıyla, 2. Halife Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) zamanında, hicretin 17. yılında önemli bir karar alındı. Alınan bu kararla, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiği sene başlangıç; o senenin Muharrem ayı da yılın ilk ayı olarak tespit edildi. İşte bugün kullandığımız hicrî-kamerî tarih bu şekilde doğdu.

Tarihî hesaplamalara göre, hicretten 70 gün önce, Muharrem ayının 1’i olan ilk kamerî senebaşı, milâdî 622 yılının temmuz ayının 16’sına rastlayan cuma günüydü.

Milâdî Takvimle Arasındaki Fark ve Osmanlı'dan Günümüze Mührü

Hicrî-kamerî sistem, ayın hareketlerini esas aldığı için güneş yılına dayalı milâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Bu sebeple hicrî-kamerî senede aylar bazan 29, bazan ise 30 gün çekmektedir.

Cihan devleti Osmanlı Devleti’nde de yüzyıllar boyunca resmi ve sosyal hayatın merkezinde devamlı olarak bu hicrî-kamerî sene kullanılmıştır. 26 Aralık 1925 yılında çıkarılan bir kanunla kaldırılarak yerine bugün kullandığımız milâdî sene kabul edilmiştir.

16 Haziran'da idrak edeceğimiz 1448 Hicrî Yeni Yılı'nın, asırlık köklü geleneğinde olduğu gibi tüm insanlığa hayırlar getirmesini dileriz.

```

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!