“Ben, Resûl-i ekremin soyundanım”

“Ben, Resûl-i ekremin soyundanım”

Ahmet Demirbaş

Tarih:2013-10-11 / Hit:2440

Hacı Bektâş-ı Velî hazretleri, Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerindendir. Soyu hazret-i Ali’ye dayanır. Horasan’ın Nişâbûr şehrinde 1281 (H. 680) senesinde doğdu. 1338 (H.738) senesinde kendi adıyla anılan yerde yani Hacıbektaş’ta vefât etti.

Bu mübarek zat, daha çocukken âilesi tarafından Lokmân-ı Perende hazretlerine teslim edildi...

Bir gün hocasından ders dinlerken, namaz vakti geldi. Hocası hizmetçisinden abdest almak için su istedi. Küçük Bektâş, hocasına; “Bir nazar etseniz de, su buradan aksa, dışarıya gitmeye gerek olmasa” dedi. Hocası; “Benim kudretim bunu yapmaya yetmez” cevabını verdi. Bunun üzerine o sırada Bekâş-ı Velî, Allahü teâlâya duâ etti. Hocası da “Âmin” dedi. O anda medresenin ortasında latîf bir su çıkıp, kapıya doğru akmaya başladı. Pınarın başında rengârenk çiçekler açtı...

Bu hâdiseden bir süre sonra, Lokmân-ı Perende hacca gitti. Arafât’ta kıbleye doğru döndükleri esnâda, talebelerine; “Ey yârenler! Bugün arefedir. Şimdi bizim evde yemekler pişirilir” dedi. Bu söz, Bektâş’a mâlum oldu. Tam o sırada hocasının evinde yemekler pişiyordu. Hemen bir tepsi yemeği aldığı gibi, bir anda hocasına sundu...

Hocası Nişâbûr’a dönünce, onun bu kerâmetini herkese anlattı ve ona “Hacı” dedi. Bu esnâda Horasan’da bulunan âlimler, Lokmân-ı Perende’ye hac tebrikine geldiklerinde, medresede akan suyu görünce şaşırdılar. Bunun sebebini sordular. Lokmân-ı Perende; “Bu kerâmet, Hacı Bektâş’ındır” dedi. Sonra onun gösterdiği kerâmetleri gelen âlimlere anlattı. Onlar bütün bunların bir çocuktan zuhûr etmesine şaştılar. Bunun üzerine Hacı Bektâş, âlimlere dedi ki:“Ben, Resûl-i ekremin soyundanım. Bana bunları çok görmeyiniz. Bunlar, Allahü teâlânın bana bir ihsânıdır...”

Hacı Bektâş-ı Velî, tahsilini tamamladıktan sonra Anadolu’ya geldi. Kıymetli talebeler yetiştirdi ve şöhreti kısa zamanda her tarafa yayıldı. “Ahîlik teşkilâtı” ile büyük hizmetler yapan bu mübarek zat, Osmanlı sultanları tarafından da çok sevildi ve hürmet gördü. Sultan Orhan zamânında teşkil edilen Yeniçeri Ocağına duâ etti. Böylece Yeniçeriler, dervişler gibi cihâd azmiyle dolu ve görülmemiş derecede kahramanlıklar gösterdi...

Ahmet Demirbaş

 

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Cihan Padişahını Titreten Mektup

Devlet adamlarının istişare edebilecekleri âlimlerin olması ve onların da hiç çekinmeden doğruları söylemeleri ne büyük bir nimettir... İmam-ı Rabbani hazretleri bu...

Vermeyince Mabud Neylesin Sultan Mahmut

Osmanlı padişahları bazen tebdil-i kıyafetle yani kılık değiştirerek halkın arasında dolaşırlardı. İkinci Mahmud Han da bir gün böyle tebdil-i kıyafetle Saray'dan a...

Fatih Sultan Mehmet'i Talebeliğe Kabul Etmeyen Hocası

İstanbul’un manevî fatihi kabul edilen Akşemseddîn hazretleri, büyük âlim, üstâd, hekim ve velî bir zattır. Evliyânın büyüklerinden Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretle...
Tüm Yazıları