Mezarlıkta Gözyaşı Döken Çalgıcı!

Mezarlıkta Gözyaşı Döken Çalgıcı!

Ahmet Demirbaş

Tarih:2015-06-19 / Hit:2771

Hazret-i Ömer'e rüyasında bir ses şöyle diyordu: “Mezarlıkta has bir kulumuz var. Beytülmaldan 700 dinar al ve ona ver."

Hazret-i Ömer’in (radıyallahü anh) halifeliği zamanında bir çalgıcı genç vardı. Düğünlerde çalgı çalar, şarkı söylerdi. Zaman geçti, çalgıcı ihtiyarladı. Sesi çirkinleştiği için itibardan düştü. Artık bir şey kazanamaz duruma gelmiş, bir dilim ekmeğe muhtaç olmuştu. Bir gün mezarlığa gitti. Orada içi yanarak Cenâb-ı Hakka şöyle niyazda bulundu:

“Yâ Rabbî, sen bana uzun bir ömür, birçok fırsat verdin. Benim gibi âsi kulundan ihsanını eksik etmedin. Yetmiş yıl günah işledim ama sen bir gün olsun rızkımı kesmedin. Artık kazancım yok. Bugün senin misafirinim...”

Orada çok ağladı. Sonra da çalgısını yastık yapıp uyudu. O sırada Halife Ömer’e de bir uyku hâli geldi. Rüyasında bir ses ona:

“Ey Ömer! Mezarlıkta has bir kulumuz var. Beytülmaldan 700 dinar al, götür o kulumuza ver. Ona de ki: Şimdilik ihtiyaçlarını bununla karşıla. Paran bittiğinde tekrar gel!..”

Hazret-i Ömer uyandı ve hemen mezarlığın yolunu tuttu. Orada çalgıcı ihtiyardan başka kimseyi göremedi. Rüyasında bildirilen has kulun onun olabileceğine ihtimal vermiyordu. Mezarlığı yeniden dolaştı. Ancak başka bir kimseye rastlamadı. Kendi kendine, “Böyle biri nasıl olur da bana bildirilen tertemiz, hizmete lâyık bir kul olur?” diye düşündü. "Karanlıklar içinde nice nurlu gönüller vardır" diyerek, ihtiyar çalgıcının yanına gitti. Baktı ki uyuyor. Öksürerek geldiğini haber verdi. Adamcağız sıçrayarak uyandı. Karşısında Emîrül-mü’minîni görünce korkudan titremeye başladı. Hazret-i Ömer: “Benden korkma, sana Allahü teâlâdan müjde getirdim. Selâm edip, hâtırını soruyor. İhtiyaçların için bu parayı vermemi istedi. Bunları harca, bittiğinde bana gel” dedi...

Adamcağız bunları duyunca utancından titreyip ağlamaya başladı. Bir hayli ağladıktan sonra, “Rabbimle arama perde oldun” diyerek çalgısını parçaladı ve Rabbine şöyle yalvardı:

“Yâ Rabbî! İsyanla geçen ömrüme acı. Bir günümün bile kıymetini bilemedim. Nefesimi şarkılar söyleyerek tükettim. Dünyadan ayrılacağımı unuttum. Gün bitti, akşam oldu. Allahım! Verdiklerine râzı olmayan nefsimi sana şikâyet ediyorum ve bütün yaptıklarıma da tevbe ediyorum.”

Bunları söyledikten sonra “Allah” diye feryâd ederek yere düştü. Hazret-i Ömer baktı ki, rûhunu teslim etmiş. Hemen müminlere haber verdi ve onlara şöyle dedi: -İşte görünüz, hakiki tevbe böyle olur!..

 

 

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Cihan Padişahını Titreten Mektup

Devlet adamlarının istişare edebilecekleri âlimlerin olması ve onların da hiç çekinmeden doğruları söylemeleri ne büyük bir nimettir... İmam-ı Rabbani hazretleri bu...

Vermeyince Mabud Neylesin Sultan Mahmut

Osmanlı padişahları bazen tebdil-i kıyafetle yani kılık değiştirerek halkın arasında dolaşırlardı. İkinci Mahmud Han da bir gün böyle tebdil-i kıyafetle Saray'dan a...

Fatih Sultan Mehmet'i Talebeliğe Kabul Etmeyen Hocası

İstanbul’un manevî fatihi kabul edilen Akşemseddîn hazretleri, büyük âlim, üstâd, hekim ve velî bir zattır. Evliyânın büyüklerinden Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretle...
Tüm Yazıları