Reçete

Reçete

Kazım Kürşat Yücel

Tarih:2015-08-14 / Hit:3080

Ecdâdımızı büyük yapan kodları kaybetmiş durumdayız. Hâdiseler karşısındaki hâlimiz bunu açıkça ortaya koyuyor. Reddi mîrâs edenlerden bahsetmiyoruz. Onlar zâten bambaşka bir yolda yürüyor. Muhâfazakârlık iddiâsındakileri kasdediyoruz. Târihimizi kimseye bırakmayanlar ondan zerrece nasîblenmemiş görünüyor. Hemen kızmayın. Buyurun berâber tahlîl edelim…

Türk cihangîr bir millet. Târih sahnesine çıkdığı andan i’tibâren böyle. Düşmanlar, mesâfeler, dağlar, bataklıklar, nehirler, denizler, sıcaklar, soğuklar, hastalıklar, hâinler azmini kırabilecek şeyler değil. Sayı az, düşman çok. Olabilir. Mesâfe uzun, vakit dar. Olabilir. İmkân mahdûd, mânia büyük. Bu dahi olabilir… İpini kırmış Haçlı sürüsü Türk eti yiye yiye batıdan doğuya doğru Anadolu’yu çiğnemişdi. Putperest Moğollar kandan ırmaklar meydana getirerek aynı işi doğudan batıya doğru yapmışdı. Peki bu ikincisinin şâhidi Yûnus Emre ne demişdi: “Dağ ne kadar yüce olsa yol onun üstünden aşar...” Cihân harbinin sonunu düşünün. Avuç içi kadar bir toprağı elde tutmaya çalışıyoruz. Yahya Kemâl ne diyor: “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik...” Öldük bitdik edebiyâtı yapmıyor ya’nî. Zîrâ biliyor ki bunun kimseye hiçbir fâidesi yok. Ve yine biliyor ki her kayd u şartda bir çıkış yolu bulunur. Allahü teâlâ bir kapı açar…

Tırnak içine aldığımız ifâdelerde neler var? Her şeyden evvel tevekkül. Sonra azim. Sonra cesâret. Sonra ümid. Sonra tebessüm… Onları okuyan yeniden doğar, yeniden dirilir. Sıfıra müncer de olsa tekrâr mücâdele azmi kazanır. Ve vaz’iyyeti her şey bitdi denen noktada toparlar. Nihâyet öyle de oldu. Bugün şu siyâsî tabloya bakarak karalar bağlamak atalarımızın yukarıdaki vasıflarını kaybetdiğimiz ma’nâsına gelmiyor mu? Şunun bunun maşası üç beş şakînin âdî fiilleri sebebiyle ye’se düşmek daha da ileri bir menfîliğe işâret etmiyor mu? Demek ki birçoğumuz Yûnus Emre’nin gördüklerini görse aklî melekelerini kaybedecek. Yahya Kemâl’in yaşadıklarını yaşasa tımarhânin yolunu tutacak…

Bu oyunların arkasında Frengistan var. Doğru. Onların istihbârât teşkîlâtları var. Doğru. Dünyâ sermâyesi var. Doğru. Zağara kadar inen maşalar var. Bu da doğru. Ne yapalım şimdi? Oturup ağlamaya mı başlayalım? Yoksa kendimizi oyuna eğlenceye mi verelim? Birinci “Lâle Devri”ni mi yaşayalım? Çünki Osmanlıda böyle bir dönem yok!

Evvel emirde yapmamız gereken şey ecdâdı keşfetmek olmalı. Onda hastalıklara çâre olacak reçeteler var. Sulhda ne yapmış? Harbde ne yapmış? Dâhilde ne yapmış? Hâricde ne yapmış? Doğarken ne yapmış? Ölürken ne yapmış? “Büyük Kaçgunluk”da ne yapmış? İyi de o dönemde bu kadar çok düşmanımız var mıydı? Sakın bu câhilce sözü kimse duymasın!

Büyük felâketlere gülüp geçmiş bir milletin küçük bâdireler karşısında sarsılması akla zarar.

Kazım Kürşat Yücel

twitter/KazimKursat

 

 

BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

  • işte bu aradığım ve dahi herkesin ihtiyacı olan....kaleminize sağlık.

    ahmet numan aygün

    2015-08-19 17:03:14

YORUM YAZ




Yazarın Diğer Makaleleri

Diriliş Ertuğrul Hakkında Tespitler

İyi niyet birçok hatayı örter. Son dönemde insanımızı ekrana kilitleyen Diriliş Ertuğrul’a böyle bakmak lâzım. Hatâ aramak yanlış. Allahü teâlâ niyet bozuksa ameli ...

Reçete

Ecdâdımızı büyük yapan kodları kaybetmiş durumdayız. Hâdiseler karşısındaki hâlimiz bunu açıkça ortaya koyuyor. Reddi mîrâs edenlerden bahsetmiyoruz. Onlar zâten ba...

Osmanlıyı Anlamak

Maddeyi gâye hâline getirmemiz osmânlıyı anlamamızı fevkalâde zorlaşdırmış bulunuyor. Ömrümüzün nasıl geçdiğini bilemediğimiz için altı yüz senelik bir hayâtın mâhi...
Tüm Yazıları