Youtube Video

Aynı Üniforma, Farklı Dünyalar: Mektepli–Alaylı Gerilimi Nereden Geliyor ?

Aynı Üniforma, Farklı Dünyalar: Mektepli–Alaylı Gerilimi Nereden Geliyor ?

Tarih: 2026-01-20 / Görüntülenme: 135

Orduyu Bölen Büyük Rekabet: Mektepli mi, Alaylı mı?

Teorinin efendileri ile pratiğin ustaları karşı karşıya! Osmanlı’nın son döneminde kışlalarda yankılanan bu büyük tartışma, sadece bir unvan meselesi değil, bir varoluş savaşıydı.

Erlikten Subaylığa: Alaylılar

XIX. yüzyılın sonlarında Osmanlı ordusu ciddi bir subay açığıyla karşı karşıyaydı. Harbiye Mektebi henüz her ihtiyaca cevap veremiyordu. Çözüm ise sahadaydı: Ordunun içindeki en yetenekli, en gözü pek erler seçilerek subaylık rütbesine yükseltildi. Onlara, bizzat kıtadan yetiştikleri için "Alaylı" denildi. Onlar için savaş; kitap sayfalarında değil, barut kokusu ve kılıç şakırtısı arasında öğrenilen bir zanaattı.

Sınıflardan Cepheye: Mektepliler

Diğer tarafta ise Harbiye Mektebi’nde modern askeri eğitim alan, strateji ve teoriyle donatılmış "Mektepliler" vardı. Onlar modern savaşın dilini biliyor, harita okuyor ve dünyadaki askeri gelişmeleri takip ediyordu. Ancak alaylıların gözünde onlar, "tozlu kışla yollarını bilmeyen nazariyatçılar"dı.

Kışlada Büyük Çatışma: Teori vs. Pratik

Bu iki grup arasındaki fark, kısa sürede bir "ego ve yöntem" savaşına dönüştü:

Mektepliler: Nazariyatta (teoride) çok güçlüydüler ama saha tecrübesinde zayıf kalabiliyorlardı.

Alaylılar: Pratikte yenilmezlerdi fakat askeri bilim ve teoride eksikleri vardı.

Birbirlerinden hiç haz etmediler! Bu çekişme zaman zaman sözlü tartışmaların ötesine geçerek kışlalarda silahlı çatışmalara ve derin bir kutuplaşmaya yol açtı. Bugün bile kullandığımız "alaylı" ve "mektepli" tabirlerinin kökeninde, işte bu tozlu ve gergin kışla koridorlarındaki amansız rekabet yatıyor.

YORUM YAZ



Güvenlik Kodu Yenile

Son Eklenen Yazılar