680 Yıllık Mirasın Son Adımları: Günde 20 Kilometre Koşarak İpek Üreten Son Devdâh Bursa’nın tarihi sokaklarında, unutu...
Batı’nın Tahayyülünden Osmanlı’nın Hakikatine: Tarihsel Bir Müsamaha Analizi
Tarih: 2026-01-28 / Görüntülenme: 186
Konstantinopolis'te biri Arminiuslardan diğer Kalvinistlerden müteşekkil iki kilise olduğunu varsayalım. Bu kiliselerden birinin, diğerinin üyelerini, bazı doktrin ve törenlerde kendilerinden farklı oldukları için (başka yerlerde uygulandığını gördüğümüz üzere) mülklerinden ve özgürlüklerinden mahrum etmeye hakları olduğunu, bu arada Türklerin sessizce durup Hristiyanların Hristiyanlara karşı ne kadar insanlık dışı bir zulme giriştiklerini görerek güldüklerini söyleyebilecek biri var mı?¹
Osmanlı İdaresi Altında Çok Kültürlü Sosyal Barış
Kendimize gelelim ve dünyanın geri kalanını tetkik edelim. Sultan, farklı dinlerden yirmi milyon insanı barış içinde idare ediyor; iki yüz bin Rum Konstantinopol'de güven içinde yaşıyor; müftü Rum patriğini bizzat aday olarak gösterip imparatora takdim ediyor ve ayrıca bir Latin patriğini de kabul ediyorlar. Sultan "Eski adetlerine ve nafile teşrifatı mucibince ona Sakız adasına gidip orada piskopos olarak ikamet etmesini emrediyorum." formülüyle bazı Yunan adaları için Latin piskoposları aday gösteriyor. İmparatorluk Yakubiler, Nesturiler ve Monotelitlerle doludur; içinde Kıptiler, Aziz John Hristiyanları, Yahudiler ve Hindular vardır. Türkiye tarihlerinde bu dinlerden herhangi biri tarafından kışkırtılan herhangi bir isyan kaydedilmemiştir.
Aydınlanma Filozoflarının Referans Noktası: Locke ve Voltaire
John Locke 17. yüzyılda "Tolerans Üzerine Bir Mektup" çalışmasını; Voltaire ise bir asır sonra Tolerans isimli eserini kaleme aldı. Her ikisi de yazıldıkları zamanı ve mekanı aşan kilit metinler olarak konumlanmışlardır. Her ikisi de Osmanlı yönetim biçimine ve Türklere müsamahakâr olarak atıfta bulunmakta ve gözlemleri Ortaçağ ve Reformasyon Avrupası'nın çetin gerçekleriyle keskin bir tezat teşkil etmektedir.
Zulmeden Toplumdan İstimalet Politikasına: Batı ve Doğu Karşıtlığı
Osmanlı İmparatorluğu'ndaki dinî ve etnik çeşitliliğe ilişkin çağdaş literatür, Osmanlı idaresinin ilk dönemlerindeki nispeten cefasız yıllara atıfta bulunmak için "müsamahakâr" terimini benimsemiştir. İmparatorluktaki bu yaklaşım, Ortaçağ batısının "zulmeden toplumu" ile karşılaştırılmıştır. Batı, Yahudilerini sürgüne gönderirken, onları küçük ve pis gettolara kapatırken, sapkınlarını yakarken, engizisyonlarını kendi halkı arasına salarken ve din savaşlarında toplumun dokusunu parçalarken, Osmanlıların toprakları çoğunlukla barışçıldı, çeşitliliği kabul etmiş ve uzlaşma (istimalet) politikaları izlemişlerdi. Özellikle İslam ülkelerindeki Yahudiler için yapılan tarihsel analizler, onların Ortaçağ ve Reform Avrupası'daki kardeşlerine kıyasla çok daha az zulüm gördüklerini savunmaktadır. Çoğu araştırmacı, gayrimüslimleri, Yahudileri ve Hristiyanları korunan insanlar olarak tasnif eden bir dinî düşünce ve uygulama bütünü olarak İslam'a dayanan açıklamalar sunmaktadır.
Farklılıklar İmparatorluğu Osmanlılar s. 174 Karen Barkey. Kronik Kitap
https://kronikkitap.com/kitap/farkliliklar-imparatorlugu-osmanlilar/
![]()
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Konstantinopolis'te biri Arminiuslardan diğer Kalvinistlerden müteşekkil iki kilise olduğunu varsayalım. Bu kiliselerden...
Anadolu'nun gastronomi tarihi, sadece lezzetlerden ibaret değil; aynı zamanda yüzyıllar süren bir hayatta kalma ve üreti...
Atatürk Barajı’ndaki su seviyesinin düşmesi, insanlık tarihinin karanlıkta kalmış bir dönemini gün yüzüne çıkardı. Samsa...
Zonguldak’ın girişinde, zamanın adeta donduğu bir doğa harikası yükseliyor: Gökgöl Mağarası. Tam 350 milyon yıl öncesine...
Manisa’nın Kırkağaç ilçesi, sadece bir büyüğünü değil, 20. yüzyılın en acı sürgün ve direniş hikâyelerinden birini göğsü...
