Youtube Video

Beşiktaş’ın Müslüman Kimliğinin Oluşumu ve Mahalleleşme Süreci

Beşiktaş’ın Müslüman Kimliğinin Oluşumu ve Mahalleleşme Süreci

Tarih: 2026-02-07 / Görüntülenme: 102

Beşiktaş’ın Müslüman Kimliğinin Oluşumu ve Mahalleleşme Süreci

Beşiktaş'ın Müslüman yerleşimine açılmasını müteåkıben kurulan Ekmekçibaşı ve Rum Ali Ağa mahallelerinden sonra inşa edilen Gazali Mescidi (1530), Yahya Efendi Mescidi ve Medresesi (1538-40), Süleymaniye Camii (XVI. yüzyıl ilk yarısı), Kara Bali Câmii (XVI. yüzyıl ilk yarısı), Barbaros Hayreddin Paşa Mescit ve Medresesi (1535-40), Sinan Paşayı Atik Câmii ve Medresesi (1555-58), Sinan Paşayı Cedid Mescidi (1550-1555), Tekerlek Mustafa Çelebi Camii (1559-1579), Kılıç Ali Mescidi (1580-85), Hanım Hatun Camii (1580-84), Beşiktaş Mevlevihanesi (1622), Kaptan İbrahim Ağa Mescidi (1622), Şenlik Dede Mescidi (1650-51?), Abbas Ağa Câmii (1665-1666), Vişnezâde Mescidi (1662), Çanak Limanı Mescidi (XVII. yüzyıl), Şaban Halife Mescidi (XVII. yüzyıl) etrafında oluşturulan mahalleler ile Beşiktaş'ta Müslüman nüfus baskın hale gelir. Evliya Çelebi, XVII. yüzyılın ikinci yarısında Müslüman mahallelerin sayısı konusunda bir bilgi vermemekle birlikte Beşiktaş'ta Rum, Ermeni ve Yahudilere ait birer mahalle olduğunu söylemektedir.

Gayrimüslim Nüfus ve Dini Yapılar

Beşiktaş'ta feth-i hâkâniden beri Rumlara âit Meryem Ana Kilisesi semtin üst taraflarında Ermenilere ait küçük bir kilise olduğunu Eremya Çelebi belir-tir." Rum ve Ermenilere göre sayıca daha az olan Yahudilerin ise Beşiktaş'ta bir dini yapılarının olduğuna dair Eremya Çelebi ve İnciciyan bir bilgi vermediği gibi mahkeme kayıtlarında da bir kayda tesadüf edilmediğini söyleyebiliriz.

Sosyal Yapı, Güvenlik ve İdari Düzen

Beşiktaş sakinlerinin ehl-i zevk sahibi ayan ve kibarlardan olduğunu nakleden Evliya Çelebi halkın çoğunun Anadolu tarafından geldiğini belirtirken şehrin Galata gibi kalesi olmasa da Galata Kadısı'na bağlı bir nâib, muhtesib ve subaşı tarafından sahil kısmının ise bostancıbaşı ve Beşiktaş Ustası tarafından güvenli hale geldiğini de eklemektedir.

Mülkiyet Politikaları ve Sahil Şeridinin Korunması

Beşiktaş'ı kendisine bağlı sâhil köylerinden Ortaköy, Kuruçeşme ve Arnavutköy'den farklı kılan hususlardan birisi, gayrimüslim mukimlere karşın XIX. yüzyıl sonlarına kadar sahillerindeki tüm saray ve yalıların Müslümanlara âit olmasıdır. Yukarıda değinildiği üzere II. Bayezid'in vakıf topraklarından olan Beşiktaş ve civarındaki araziler hiç kimseye verilmezken Kanuni döneminde özellikle askerî kesime verilmeye başlamıştı. Sâhiller ise daha özenle korunmaktaydı.

Devlet, gayrimüslimlere åit gayrimenkullere müdahale etmezken Müslümanlara âit mülklerin gayrimüslimlere satılmaması için zaman zaman fermanlar yayınlardı. Boğaziçi'nin Rumeli sahillerine XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ciddi bir yönelim olduğu hatta vatanlarını terk edip sâhillere yerleşen yabancılar bulunduğunu bu fermanlardan takip etmek mümkündür.

Nûr-ı tevhid ve ibâdet-i Rabbi mecîd ile münevvere olan büyût-ı muvahhidin giriftar-ı eyâd-ı müşrikin hılaf-ı şer'-i mutahhar bir emirdi. Sütlüce'den Rumeli Kavağı'na, Kadıköy'den Anadolu Kavağı'na olan sâhillerde 1650 tarihinden beri uygulanan bu yasağın 1767 ve 1783'te ihlal edilmesi Büyükdere ve Boğaziçi sâhillerinde Müslüman mahallelerinde ulemâ ve devlet ricâline âit yalıların emre aykırı bir şekilde Frenk, Ermeni ve Rumlara satılmasına neden olur.

Beşiktaş'ın Değişen Çehresi: İlmiye, Bürokrasi ve Protokol

XVI. yüzyıl başlarında ilmiye kökenli ve bazı askeri kesimin yüzyılın ke yarısında ise denizci kimliğinin hakim olduğu Beşiktaş'ta bu durumun XVI yüzyılda ilmiye mensubu ve yüksek bürokratlar lehine değişmiş görünmektedir. Buna şeyhülislamların XVII. yüzyılda artan konumları eklendiğinde ilmi, kültürel ve devlet protokolü açısından Beşiktaş'ın çehresinin değiştiği söylenebilir. Özellikle bayramlarda şeyhülislâmlara yapılan ziyaretlerde gerçekleştirilen merasimlerin şeyhülislamın bu dönemde kazandığı prestije binaen önce sadrazamın şeyhülislamı ziyaret etmesi daha sonra şeyhülislâmın sadrazama iåde-i ziyarette bulunması ve tüm bu gidiş gelişlerin maiyetlerdeki görevlilerin tören kıyafetiyle gerçekleştirilmesi görsel bir şenliğe dönüşmekteydi.

Beşiktaş'ta bazı şeyhülislamların yaşadığı göz önünde tutulduğunda bu törenlerin Beşiktaş'a ayrı bir hava kattığını tahmin etmek zor değildir. Sadece şeyhülislâmlarla değil sadrazam, vezir ve diğer devlet görevlileriyle Beşiktaş gözde mekânlardan birisi olma özelliğini imparatorluğun sonuna kadar sürdürmeyi başarır.

XIX. yüzyılda Osmanlı Hanedanı için vazgeçilmez mekânlardan biri olan bölge bu duruma bağlı olarak önemli devlet ricåli ve saray görevlilerinin yoğun olarak sakin ol-dukları mekânlardan biri olur. Osmanlı İmparatorluğu mahalle düzeninde grup, meslek, memleket, unvanlı/unvansız gibi bir ayrım yapılmasa da ister istemez aynı meslek veya zümreye mensup kişilerin -denizci, ilmiye, saraylı gibi- birbiri etrafında kümelendiği, bunda kişilerin etrafında güvenilir bir çevre oluşturma, iletişim ve işleyişi kolaylaştırma gibi taleplerinin etkili olduğu söylenebilir.

Beşiktaş'ta Saraylar ve Konaklar ,s. 41, Aynur Emer, Timaş Akademi

https://timas.com.tr/besiktasta-saraylar-ve-konaklar-9786256582279

YORUM YAZ



Güvenlik Kodu Yenile

Son Eklenen Yazılar