Mora’nın Düşüşü: Tripoliçe Katliamı ve Tarihin Karanlık Sayfası

26 Şubat 2026
5 dakika okuma
0 yorum
Mora’nın Düşüşü: Tripoliçe Katliamı ve Tarihin Karanlık Sayfası

Rum isyanında en büyük vahşet Tripoliçede yaşandı. Burası yönetim merkeziydi. Ayrıca etraftan birçok Türk buraya sığınmış durumdaydı. 1821 sonbaharında asi Rumlar, Mora'nın merkezi Tripoliçe'yi ele geçirerek önemli bir stratejik üstünlük kazandılar. Beş ay boyunca 50-60 bin Rum tarafından aralıksız kuşatılan kaleye yardıma gelen Bayram Paşa, 7 Eylül 1821'de yenilgiye uğradı. Rumlar kaledeki Türklerin İzmir'e nakledilmeleri karşılığı 5 milyon kuruş bedel istediler. Bu nedenle görüşmeler uzadı. Rumlar Arnavut askerlerin tedbirsiz davranışı yüzünden anî bir baskınla kaleyi ele geçirerek büyük bir katliam yaptılar. Kin dolu Rumlar, Türk mezarlığını dahi kazıp, ölüleri çıkararak yaktılar.

McCarthy Tripoliçe katliamını şöyle nakleder: "Üç gün boyunca zavallı Türk yerleşimciler, bir vahşiler güruhunun şehvetine ve zulmüne teslim edildiler. Ne cinsiyet ve ne de yaş yönünden bir esirgeme yapıldı. Kadınlarla çocuklar dahi öldürülmeden önce işkenceden geçirildiler. Kıyım öylesine büyük ölçekteydi ki, çetecilerin sergerdesi Kolokotronis'in kendisi bile, 'kasabaya girdiğimde yukarı hisar kapısından başlayarak atımın ayağı hiç yere değmedi' demektedir. İlerlediği zafer kutlama töreni yolu, cesetlerden bir örtüyle döşenmişti"

Tarihçi Iorga, Rumların Tripoliçeyi 5 Ekim 1821'de ele geçirişlerini çarpıcı cümlelerle şöyle anlatıyor:

"Kendilerinde disiplinden eser bulunmayan Rumlar en vahşi Asyalılardan daha korkunç bir şekilde ortalığı kan ve ateşe verdiler. Yalnız fidye umdukları kimselerden başka, kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere herkesi parçaladılar. Ele başılardan biri, Tripoliçe ve civarında öldürülen Türklerin sayısını 32 bin olarak tahmin etmektedir ki, bu sayı Osmanlı İmparatorluğu zamanında öldürülen Rumların sayısından kat kat yüksektir. Tripoliçe şehrinden yalnız duman tüten harabeden başka bir şey kalmamıştı".

İsyancılar, yönetim merkezi Tripoliçe şehrini hiçbir şey bırakmayacak biçimde yağmalamışlardı. Öyle ki, Manya Beyi payına düşen ganimeti 20 katır ve iki deve ile ancak taşıyabilmişti. Asiler Yanya Seraskeri Hurşid Paşa ile Mora ve Yanya'daki isyanı bastırmak görevi ile bölgeye gönderilen devlet adamlarıyla ailelerinden oluşan toplam 97 kişiyi de esir almışlardı. Bu memur ve aileler katliamdan İngiliz Konsolosunun aracılığı ile kurtulabildiler. Hurşid Paşa, kurtulmaları karşılığı 300 esir ve 400 kese akçe haraç verdi.

Sonyel, Tripoliçe katliamını geniş biçimde ele almıştır. Bilhassa Yunan tarihinin kahramanları arasında yer alan Kolokotronis'in vahşeti dikkate değer bulunmuştu. Tripoliçe kırımı sırasında kentte bulunan ve aralarında Albay Thomas Gordon'un da olduğu Avrupalı subaylar, oradaki tüyler ürpertici sahnelere şahit oluyor ve bazıları, daha sonra bu olayları bütün çirkinlikleriyle anlatıyorlardı. Bu sahnelere dayanamayan Almanyalı Helen dostu genç Doktor Wilhelm Boldemann, zehir içerek intihar etmişti.

1822 yılı Ocak ayının sonuna doğru, Korint Kenti'nde 1.500'den çok Müslüman, âsilere teslim oldu. Ancak, Kolokotronis ve öteki âsi önderlerin adamları tarafından korkunç bir şekilde öldürülmekten kurtulamadılar. Bu kanlı olaylar, daha sonra bir Alman subay tarafından şu cümlelerle anlatılıyordu:

"Güzel Müslüman kadınların canları bağışlanıyor, ama köle olarak satılıyorlardı. Bu satışlardan sağlanan paralar, Mavrokordatos gibi asi elebaşların ceplerine akıyordu. Mavrokordatos, kadınları, bir İngiliz gemisinin kaptanına satıyordu".

Türk kadınlar, yaşına göre 30 ile 40 kuruş arasında satılıyordu. Brengeri adlı bir İtalyan gönüllü, Korint'e gitmeden önce, yolda bir Türk'ün cesedine rastlıyor, biraz sonra da onun karısıyla yavrusunu canlı ama aç olarak buluyordu. Yardım olmak üzere kendisi ve arkadaşları kadına biraz para veriyorlar, ama oradan uzaklaşırlarken, bazı Rumların, kadınla yavrusunu öldürerek parayı çaldıklarına tanık oluyorlardı. Brengeri, Korint kıyımı sırasında bazı Rumların bir Türk ailesini öldürmeye çalıştıklarını görmüştü. Brengeri, isyancılardan kadını bağışlamalarını rica ediyor, âsiler de 50 kuruş karşılığında onu öldürmekten vazgeçiyorlardı.

Korint'in teslimden sonra sahile doğru yürümekte olan bir Türk çift, çocuklarını taşıyamayacak kadar aç ve cılız oldukları için yavruyu bir Rum'a uzatıyorlar, o da bir kama çekerek, anne-babanın gözleri önünde yavrunun kafasını kesiyor ve ona engel olmaya çalışan bir Alman subaya, Türklerin yetişip büyümelerine engel olmanın iyi olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Rum asiler Moton'a saldırırken, surlar dışında yakaladıkları bir Türk'ün kafasını kesiyor; kazık üzerine takarak Navarin'e götürüyor ve sokakta, top gibi tekmeliyorlardı.

Balkanlarda ilk Dram Unuttuğumuz Mora Türkleri ve Eyaletten Bağımsızlığa Yunanistan, s.104, Ali Fuat Örenç Babıali Kültür Yayıncılığı

https://www.bky.com.tr/urun/balkanlarda-ilk-dram-unuttugumuz-mora-turkleri-ve-eyaletten-bagimsizliga-yunanistan-ali-fuat-orenc-9789944118378

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!