Kırım Tatarlarının Sürgünü: 18 Mayıs 1944

16 Mart 2026
4 dakika okuma
0 yorum
Kırım Tatarlarının Sürgünü: 18 Mayıs 1944

Kırım Tatar Sürgünü Sovyetler Birliği otoritelerinin, Kırım'daki Alman işgalini sonlandırdıkları 12 Mayıs'tan altı gün sonra, 18-20 Mayıs 1944 arasında iki yüz binden fazla Kırım Tatarı'nı Kırım'dan Özbekistan çöllerine sürmesi, Kırım'ın "etnik temizliği"dir. Sürgün emrini Stalin vermiş, operasyonu Sovyet qizli polisinin başkanı Beria yönetmiştir. Üç gün süresince çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan, aralarında Komünist Partisi üyeleri, babaları ve oğulları halen Kızıl Ordu'da çarpışmakta olanların da olduğu Kırımlılar, "Nazilerle işbirliği" suçlamasıyla toplu olarak "cezalandırılmışlardır." Gerekçe toplu cezalandırma olsa da, asıl hedef, Türkiye'ye yakın bir bölgede, Kırım gibi stratejik bir yarımadada, Türk kökenli bir etnik grubun varlığının istenmemesiydi. Zira çeyrek milyon nüfuslu Kırım Tatarlarının, kırk bine yakını o sırada Kızıl Ordu'da savaşı-yordu. Almanlarla işbirliği yapmış olanların sayısı bundan çok çok daha azdı. Kırım Tatarlarından geriye 80 bin civarında boş ev kaldı.

Sürgün Koşulları ve Yaşam Mücadelesi

Sürgüne gönderilenlerin yaklaşık yüzde onu yoldaki kötü koşullar yüzünden, daha büyük bir kısmı da ulaşılan çöldeki tecrit sırasında öldü. Vardıkları yer boş araziydi, su çok kıttı, ellerinde hiç bir alet edevat yoktu. İlk birkaç yıl hayatta kalabilmek ve en ilkel ihtiyaçlarını gidermek için mücadele ettiler. Yerel halkla basit alışveriş dahil her türlü temas engellendi, hatta Özbeklere, sürgünlerin, Nazilerle işbirliği yaparak onların baba ve oğullarının ölümünden sorumlu olduğu yalanı söylendiği için uzun yıllar yerel halk sürgünlere düşmanlık etti. Kırım Tatarı çocukları okullara almadılar, bu çocukların önemli bir kısmı okuma yazma dahi öğrenemedi.

Dönüş Yasağı ve Engeller

Sürgünden sonra da hiç bir Kırım Tatarının, İkinci Dünya Savaşı gazileri dahil, Kırım'a dönmesine, kısa bir süre bile yaşamasına izin verilmedi. Sonradan kızı Leyla'dan öğrendiğime göre İkinci Dünya Savaşı gazisi, madalyalı bir uzman hekim olan İzzet dayımın, 1950'lerin sonunda tedavi için gönderildiği Kırım'daki bir sanatoryumda bir gece bile kalmasına izin verilmemiş, Kırım'ı hemen terk etmesi istenmişti.

1956'da Stalin'in ölümünden sonra Kruşçev savaş sırasında sürülen birçok etnik grubun eski yerleşim yerlerine dönmelerine izin verdi. Ama Kırım Tatarları bu düzeltmenin dışında tutuldu. Kırım Tatarları anayurtlarına ancak perestroykadan sonra 1990'larda dönebildiler. O yıllarda Kırım'ın, kendisi de Ukraynalı olan Kruşçev tarafından, bağlandığı Ukrayna yönetimi, Kırım Tatar Sürgünü'nü Rusya'ya karşı bir propaganda malzemesi olarak kullanıyordu. Buna rağmen Ukrayna yönetimi de anavatanlarına dönen Kırım Tatarlarına ne bir tazminat ödedi, ne yeniden yerleşmelerine yardımcı oldu. Tersine, Kırım Tatarları Ukrayna yönetimi altında da kamu işlerine giremediler, Kırım'ın en gözde bölgeleri olan sahil kesimlerine yerleşmeleri engellendi.

Annem Şefika, s.234, Nuriye Ortaylı, Kronik Kitap

https://kronikkitap.com/kitap/annem-sefika/

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!