Söylenceye göre ipekçiliği, Çinlilerin atası kabul edilen Sarı İmparator'un karısı Xi Ling bulur. Kozayı yanlışlıkla sıcak çaya düşürünce ipeğin ince ve upuzun bir lif hâlinde açıldığını görür; kozanın dokumacılık açısından sunduğu müthiş potansiyeli o anda anlar. İpekçilik güç bir iştir. Yarım kilo ipek için 100 kilogram dut yaprağı gerekir ve 1 kilogram ipek teli 6.000 kozadan üretilir. Tırtıllar 7-8 santimetreye gelince (5-6 hafta) kendilerine 1000-1200 metre uzunluğunda tek bir iplik lifinden koza örerler!
Kozalar kaynar suya atılıp tek tel hâlinde çözülürler ve 5-6 koza lifi bir iplik oluşturacak şekilde eğrilir. Yumuşak ve güçlüdür; üstelik parlak renklerle boyanabilir. Roma'ya tekstil ürünü olarak gitse de kuzey-güney ticaretinde ham ipek (ibrişim) balyaları para niyetine kullanılmıştı. MS 1. yüzyılda Tarım Havzası kozacılığı öğrendi. Hindistan'da MS 300'lerde kozacılığın olduğuna dair karineler vardır. Bizans ise kozacılığı teknolojik hırsızlıkla öğrendi. MS 550'de bir Nestoryen rahip ipek tırtıllarını bambu asasının içinde Çin'den kaçırıp Bizans diyarlarına götürmüştü. Kozacılık 12. yüzyılda Sicilya'ya vardı. Çin'den ibrişim olarak gelen ipek, asırlar boyunca Şam'da dokundu. Osmanlı devrinde Bursa kozacılıkla, Halep de ipek ticareti ile öne çıktı.
İpek Yolu Tarih, Mit ve Hakikat, s.34, Kahraman Şakul, Ketebe Kitap
https://www.ketebe.com/ipek-yolu-kahraman-sakul
![]()
Yorumlar (0)