ÇİN’İN ESKİ DÜNYADAN ALDIĞI 10 ŞEY

26 Nisan 2026
7 dakika okuma
0 yorum
ÇİN’İN ESKİ DÜNYADAN ALDIĞI 10 ŞEY

1. İpek kadar önemli bir meta: At

MÖ 1. milenyumda İskitler sayesinde atlı okçular tüm Avrasya'nın korkulu rüyası oldular. Ortadoğu, Güney İran, Hindistan ve Çin at yetiştiremediği için at yetiştiriciliğinde uzmanlaşmış göçebe boylara muhtaçtılar. Savaş ve imparatorluk stratejileri ata olan talebi artırdı. At, İpek Yollarında ipek kadar önemli bir metaya dönüştü. At binme etrafında şekillenen ortak bir siyasi-askerî kültür tüm Avrasya'ya hâkim oldu. Polo sporu İran'dan Çin'e Tang Hanedanı zamanında geldi. Ayrıca atlı av ve at sırtında savaş da Avrasya'dan dünyaya yayıldı. Suğd/Budizm Çağı'nda (MS 200-600) Çin'in Fergana'ya ulaşıp Hunlara karşı mücadelede kullanmak için meşhur yüksek Fergana atlarını talep etmesiyle Mâverâünnehir'in yerli İranî halkı Suğdlar zamanla Kore'ye dek uzanan ticaret şebekeleri kurdular. Çin ve bozkır arasında at-ipek ticareti para ve hacim cinsinden 19. yüzyılda bile etkileyici büyüklükteydi.

2. Göçebelere özgü şalvar: Pantolon

Çin kuzey sınırlarında göçebelerle savaşmak için süvari kıta-ları oluşturmaya karar verip bozkırdan at ithalatına başlayınca askerlere at binmeye uygun kıyafet zorunluluğu getirildi. Bundan ötürü göçebelere özgü şalvar Çin'e girdi.

3. Soyluluk nişanesi cenk arabası

Çin daha Tunç Çağı'nda cenk arabasını Tarım Havzası aracılığıyla Batılı komşularından almıştı. Atın evcilleştirilmesi MÖ 4800'lere dayanır. Atlar evvela eti ve sütü için beslenirdi. Tekerleğin icadıyla arabalara koşuldular. Doğu'ya göçen Hint-Avrupa topluluklarının atın evcilleştirilmesi ve tekerleğin (araba) icadından büyük avantaj sağladıkları söylenebilir. Cenk arabaları sayesinde at Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Avrasya ve Çin'de soyluluk nişanesi oldu. Çin'deki arkeolojik kazılarda binlerce yıllık kral ve soylu mezarlarında asalet göstergesi olan cenk arabaları bulunmaktadır.

4. Tuhaf bir silah: Trebuşe

Trebuşe tipi mancınık Çin'e Batı'dan ulaşmıştı. Trebuşeyi Müslümanlar Haçlılarda görüp Frenklerle özdeşleştirmişlerdi. Moğollar İran coğrafyasına hakim olup Suriye'ye sarktıkları vakit bu silahı öğrendiler. 1268'de trebuşe kullanmayı bilen İranlı mühendisleri Çin'e götürüp yeni silahı Çin'in fethinde kullandılar; bu tuhaf silah Çin'de Müslümanlarla özdeşleştirildi.

5. Doğu'ya seyahat eden sebze ve meyveler

Eski çağlarda Avrasya içinde pek çok meyve ve sebze yolculuk edip durmuştur. Buğday ve arpa Çin'e ancak MÖ 1500'de girdi. Günümüzde Kuzey Çin'de hâlâ pirinç yerine buğday ağırlıklı beslenme geçerliliğini koruyor. Akdeniz ve İran ise fava fasulyesi, bezelye, ıspanak, karpuz, nar, şalgam ve yoncayı ticaret yolları boyunca Doğu'ya gönderdi. Öte yandan limon, pamuk ve susam Hindistan'dan her iki yöne de gitmişti. Elma (Tanrıdağ), havuç (Himalaya) ve muhtemelen sarımsak ile soğan ise Orta Asya kökenlidir.

6. Hayli egzotik içecekler: Şarap ve şerbet

Batı Avrasya kökenli meyveler içinde belki de en dönüştürücü olanı üzümdür. MÖ 10.000'lerde Kafkasya'da (Dağıstan, Azerbaycan) bağcılık yapıldığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Bağcılık Tunç Çağı'nda Mısır ve Grek coğrafyasına; sonrasında İskit coğrafyası ve İran'a doğru yayıldı. Kuzey Hindistan ve Orta Asya şarap kültürünü İran ve Büyük İskender'in açtığı Helenistik Çağ'a borçludur. Bazı Budist tapınakların bağcılık ve şarap yapımına dâhil olup ritüellerde şaraba yer vermesi muhtemelen bu kültürün yayılmasına aracılık etmişti. Şarap dışarıdan gelen, üst sınıfa özgü bir içecek olarak Çin'de hayli egzotik kabul edilmişti. Çin'in Hun imparatoruna gönderdiği yıllık haraç içerisinde şarabın da bulunması göçebelerin de şaraba farklı bakmadığını ispatlar.

Haçlılar ve Moğollar aynı dönemde hüküm sürmüşler ve İslâm'ın kalbine dek sokulmuşlardı. Haçlılar Kutsal topraklarda tanıştıkları şerbeti Avrupa'ya götürdüler. Bugün Batı dillerinde sorbetto/sorbet ve syrup sözcükleri şerbet ve şurup kelimelerinden bozmadır.

İran ve Çin'i yöneten Moğol İlhanlı ve Yüan hanedanları arasında kültürel alışveriş çok yaygındı. Şerbet Çin'de de sevildi. Varillerde meyve suyu, şarap, kar ve güherçile katarak yapılan bir çeşidi meşhurdu.

7. Türk-İran mutfağından gelen unlu mamuller

Turfan'da bir müzede 1200 yıllık pişmemiş etli mantı kalıntısı teşhir edilmektedir. Üçgen şekilli mantı, Marco Polo'dan 600 yıl önce bile tam bir İpek Yolu yemeği idi. Mantı kelimesi Çince olsa da Çin icadı bir yemek değildi. Korece "mandu", Çince "mantou", Rusça "pelmeni" (Ural-Komice kulak şekilli ekmek) diye bilinirdi. Bu, Çin mutfağında Türk-İran etkisinin yükseldiğine işarettir. Bir nevi güllaca benzeyen baklava (Türkçe "katlı ekmek"), helva ve şekerli börek Ortaçağ'da Çin'de göze çarpan yeni "Batılı" lezzetlerdi.

8. Batılı egzotik ürünler

Roma ve Semerkand işi cam ürünler ilk ve orta çağlarda Çin'de çok rağbet gören batılı lüks emtiaydı. Çin, Japonya ve Kore'de arkeolojik kazılarda bolca çıkmaktadırlar. Aynı şekilde Arabistan taraflarından gelen ıtır/buhur ürünleri ve Güneydoğu Asya'nın biber-baharatı Çin'de tarih boyunca revaçtaydı.

9. Çin saraylarında boy gösteren müzik aletleri

Tarım Havzası'nda bilhassa Aksu (Kuçar) bölgesinin meşhur uzun saçlı rakkaselerinin uçuşan yenleri ve baş örtüleri ile döne döne yaptıkları "Hu-hsüan" raksı Tang Hanedanı döneminde Çin'de pek meşhurdu. Mâverâünnehir kaynaklı raks, Aksu'da geliştirilip Tang saraylarının vazgeçilmez eğlencesi oldu. Yine Aksu kökenli dört telli kıvrık saplı lavta, obua ve flüt benzeri kavallar ve davul Tang'da çok rağbet görüyordu.

10. Çin'e akan dinler

Eski dünyanın batısında ortaya çıkan dinler İpek Yolları boyunca Çin'e varmıştır. Hindistan kökenli Budizm bugün anavatanından çok Çin'de taraftar bulmaktadır. Akdeniz ve Avrupa'da takibata uğrayan Nestûrî mezhebi ve Manicilik dini Batı'da yok olduktan sonra asırlar boyunca Çin'de mevcudiyetini koruyabilmişti. MÖ 559'da Ahamenişlerin kurucusu Yüce Kurus Babil'i yıktıktan sonra Yahudiler tüm Pers İmparatorluğu'nda tüccar kolonileri kurdular. İrani Yahudi tüccarlar muhtemelen Tang devrinde Çin'in Kaifeng şehrinde (Hennan Eyaleti) tüccar kolonisi kurup Çinli hanımlar alarak bir Çinli Yahudi cemaati oluşturmuşlardı. Bugün hâlâ mevcutlar. İslâmiyet ise güney deniz güzergâhı boyunca hızla yayılıp daha ilk hicri asır bitmeden Güney Çin limanlarına varmıştı.

İpek Yolu Tarih, Mit ve Hakikat – Kahraman Şakul, Ketebe Kitap. s.197

https://www.ketebe.com/ipek-yolu-kahraman-sakul

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!