Çorum’da “Müthiş Berber” olarak tanınan 82 yaşındaki Mustafa Sakıcı, 66 yıl önce başladığı mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürmeye devam ediyor. 1960 yılında adım attığı berberlikte yarım asrı geride bırakan Sakıcı, bugün hâlâ kendi dükkanında tek başına çalışarak müşterilerini ağırlıyor. Yaşına rağmen mesleğine olan bağlılığıyla dikkat çeken usta berber, gelen müşterilerini el gücüyle çalışan manuel taş makineleriyle tıraş ediyor.
İlk Tereddüt, Sonra Memnuniyet
Dükkanına gelen genç müşterilerin başlangıçta yaşından dolayı tereddüt yaşadığını belirten Sakıcı, tıraş sonrası ise memnuniyetle ayrıldıklarını ifade ediyor. Yılların verdiği deneyimle ustura ve makası ustalıkla kullanan Sakıcı, mesleğine duyduğu sevgiyi her fırsatta dile getiriyor.
![]()
“Bu Parmak Makasın, Usturanın Hatırası”
Uzun yıllar boyunca ustura ve makas kullanmaktan işaret parmağının yamulduğunu söyleyen Sakıcı, bunu mesleğinin bir hatırası olarak görüyor. Meslek hayatına hiç ara vermediğini vurgulayan usta berber, bugüne kadar yaklaşık 20 çırak yetiştirdiğini, bunların büyük bir kısmının kendi iş yerini açtığını belirtiyor. Meslekte 70 yıla yaklaşan tecrübesiyle genç berberlere de ilham kaynağı oluyor.
![]()
“Mesleği Bırakırsan Rahatsızlanırsın”
Bir doktor arkadaşının kendisine mesleği bırakmaması yönünde tavsiyede bulunduğunu aktaran Sakıcı, çalışmanın kendisini dinç tuttuğunu söylüyor. “10 senelik berber bu işi yapacak da 60 yıllık berber yapamayacak mı?” sözleriyle deneyimin önemine dikkat çeken Sakıcı, mesleğine olan güvenini ortaya koyuyor.
![]()
Yalnız Çalışıyor, Özgürlüğün Tadını Çıkarıyor
Son yıllarda çırak yetiştirmediğini ve yaklaşık 10 yıldır yalnız çalıştığını ifade eden Sakıcı, genç çırak ve kalfalarla uyum sağlamakta zorlandığını dile getiriyor. Tek başına çalışmanın kendisine özgürlük sağladığını belirten usta berber, “İstediğim zaman geliyorum, istediğim zaman gidiyorum. Böyle daha rahatım” diyerek mesleğini kendi kurallarıyla sürdürmeye devam ediyor.
![]()
Yorumlar (1)
Bu Çorumlu eski toprak berber, aslında sadece saç-sakal kesen biri değil; zamanla mesleği arasında bir sadakat bağı kurmuş bir “emek insanı”dır. Yaşın getirdiği ağırlığı değil, tecrübenin inceliğini taşır.
Onun dükkânında makasın sesi, sadece bir işin değil; bir hayat disiplininin ritmidir. Zamanı israf etmemesi, aslında dünyaya karşı geliştirdiği bir “iç nizamın” göstergesidir. Çünkü bazı insanlar için zaman geçip giden bir şey değil, kıymeti bilinen bir emanettir.
Aleti ruhiyesiyle bakarsak; bu amca, hayatı hızlandırmaya değil, anlamlandırmaya çalışır. Yaşlanmış olmasına rağmen işi bırakmaması da inat değil; bir kimlik devamlılığıdır. Sanki şunu söyler gibi: “Ben bu işin içindeyken hayat yerli yerindedir.”
Onun duruşunda şu mana gizlidir: İnsan, yaptığı işi severse yaşlanmaz; sadece daha bilge keser, daha sakin konuşur, daha derin düşünür.