Aydın'ın Nazilli ilçesinde yer alan Bozyurt Horasan Mezarlığı, tarih ve arkeoloji dünyasında taşları yerinden oynatacak ezber bozan keşiflere ev sahipliği yapıyor. 2023 yılında başlayan ve bu yıl itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Kararnameli Kazı statüsüne geçirilen alanda 2026 yılı kazı sezonu resmi bir törenle açıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Bülent Nuri Kılavuz ve Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan’ın katıldığı törenle duyurulan yeni dönem hedefleri, özellikle Anadolu’nun Türkleşme sürecine ve inanç tarihine meraklı olanları heyecanlandıracak nitelikte.
Arkeolojide Bir "Hattrick": Pagan, Hristiyan ve İslam Kültürü Bir Arada
Bozyurt Horasan Mezarlığı'nı dünyadaki diğer örneklerinden ayıran en büyük özellik, tek bir alanda üç farklı döneme ait kesintisiz bir defin geleneğini ve inanç geçişini somut olarak sunması. Kazı Başkanı Prof. Dr. Kılavuz, alandaki katmanlaşmayı bir "hattrick" (üçleme) olarak nitelendirerek dünyada benzeri olmayan bir zenginlikle karşı karşıya olduklarını şu sözlerle ifade ediyor:
![]()
"Biz burada öncelikle Türk dönemine ait bir mezarlık ve zaviye bulmak için çalışmalara başlamıştık fakat çok daha güzel sürpriz sonuçlarla karşılaştık. Roma dönemine ait MS 185 yılına tarihlenen pagan inancının izlerini taşıyan bir Heron (mezar anıtı) bulduk. Ardından MS 4. ve 5. yüzyıllara, yani Erken Hristiyanlık dönemine ait hipoje (yeraltı mezar odası) yapılarına ulaştık. Aynı alanda İslam dönemine ait mezarlar da yer alıyor. Roma, Bizans ve Türk dönemini bir arada barındıran bu zenginlikte dünyada başka bir kazı alanı muhtemelen yok."
![]()
Türk Fetih Teşkilatının Dört Kolu İlk Kez Bir Arada: "Dörtlerin" Mezarı Bulundu
Tarihçi Aşık Paşazade’nin kroniklerinde bahsettiği, Anadolu’nun fethinde ve İslamlaşmasında aktif rol oynayan meşhur dört askeri-sosyal zümrenin izleri ilk kez bu kadar somut bir şekilde aynı alanda toplandı. Kazılarda; Anadolu Ahileri, Anadolu Gazileri, Anadolu Abdalları ve Anadolu Bacıları (Bâciyân-ı Rûm) gruplarının dördüne de ait özgün serpuşlu (başlıklı) mezar taşları gün yüzüne çıkarıldı.
Ayrıca bölgede Bektaşi, Mevlevi, Kadiri ve Niyazi Mısıri tekkelerine ait ilk derviş taçlarının da bu mezarlıkta tespit edilmesi, alanın sadece bir mezarlık değil, bir dönemin manevi yönetim merkezi olduğunu kanıtlıyor.
1211 Dandalas Savaşı ve Erken Türk Yerleşimi
Bölgedeki Türk varlığının sanılandan çok daha erken başladığını ortaya koyan kazılar, Selçuklu ile Bizans arasında 6 Haziran 1211 tarihinde gerçekleşen, tarihçilerin "Dandalas / Alaşehir / Antiokya Savaşı" olarak adlandırdığı büyük muharebenin lojistik ve tarihi verilerini de doğruluyor.
Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, 1211 yılındaki bu savaşın ardından Moğol akınları öncesinde Türk boylarının eski adıyla Mastavra olan bu yöreye hızla iskan edildiğini belirtti. Kaymakam Kan, Horasan'dan gelen atalarımızın 800 yıllık izlerini taşıyan bu alanda kurulan Ahi Zaviyelerinin, arkadan gelen Türk boylarının civar köylere yerleşmesinde birer "fetih ve uyum merkezi" vazifesi gördüğünü vurguladı.
![]()
2026 Hedefi: 14. Yüzyıl Ahi Zaviyesi Tamamen Ortaya Çıkarılacak
2025 yılı çalışmalarında mezarlığın güney bölümünde ulaşılan ve 14. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Ahi Zaviyesi kalıntıları, 2026 sezonunun ana odağını oluşturuyor. Bu yıl yürütülecek kazılarla, önce bir zaviye alanı olarak kurulan ancak daha sonra büyük bir mezarlığa dönüşen bu yapının mimari bütünlüğü tamamen ortaya çıkarılacak.
13. yüzyıldan 20. yüzyılın başına (Osmanlı'nın son dönemine) kadar kesintisiz olarak kullanılan mezarlık, Türk mezar taşı geleneğinin, sanatının ve kronolojik gelişiminin yedi asırlık serüvenini tahribatlara rağmen tek bir alanda izleme fırsatı sunuyor. Bölgede kazı ekibinin konaklaması ve çalışmaların hızlanması amacıyla bu yıl 12 konteynerden oluşan modern bir kazı evi de faaliyete geçirildi.
Yorumlar (0)