İki Gönül Sultanı, İki Hikmetli Cevap: Tarihe Geçen Hediye Meselesi

2 dakika okuma
İki Gönül Sultanı, İki Hikmetli Cevap: Tarihe Geçen Hediye Meselesi

Sultan Ahmed Han’ın Kabul Edilmeyen Hediyesi

Sultan Ahmed Han, şeyhi ve hocası Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine bir hediye takdim etmek istiyordu. Hocasının bu hediyeyi kabul etmesi, padişah için büyük bir bahtiyarlık olacaktı. Bu niyetle bir gün kendisinin uygun gördüğü bir hediyeyi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine gönderdi. Ancak Hüdayi Hazretleri, sultanın bu hediyesini kabul etmedi.

Şüphesiz bu kabul etmeyiş, padişaha karşı bir tavır yahut onun şahsına duyulan muhabbet ve hürmette bir eksiklik değildi. Zira hakiki din büyüklerinin birçoğu, dünyalık nimetlere gönül bağlamamak ve dünya malına karşı tutumlarını ortaya koymak maksadıyla hediye kabul etmezlerdi. Onlar için başkalarının uğruna nice emekler sarf ettiği, ulaşılmaz gördüğü dünya nimetleri, gönül terazisinde çoğu zaman hiçbir kıymet taşımazdı.

Abdülmecid Sivasî Hazretlerinin Dikkat Çeken Cevabı

Sultan Ahmed Han, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin kabul etmediği hediyeyi, devrin bir başka maneviyat büyüğü olan Abdülmecid Sivasî Hazretlerine gönderdi. Sivasî Hazretleri hediyeyi kabul etti. Kendisine, aynı hediyenin daha önce Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine de sunulduğu, ancak onun tarafından kabul edilmediği hatırlatıldı.

Bunun üzerine Abdülmecid Sivasî Hazretleri, hakiki büyüklüğün ve gönül zenginliğinin inceliğini ortaya koyan şu sözleri söyledi:

“Hüdayi Hazretleri bir karga değildir ki leşi kabul etsin.”

Bu söz, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin dünyalık nimetlere karşı mesafeli duruşuna işaret eden bir tevazu ve hürmet ifadesiydi.

Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri - Üsküdar

Hüdayi Hazretlerinin Umman Benzetmesi

Bir müddet sonra Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine de Abdülmecid Sivasî Hazretlerinin hediyeyi kabul ettiği haberi verildi. Kendisine, “Sizin kabul etmediğiniz hediyeyi Şeyh Sivasî kabul etti.” denildi.

Hüdayi Hazretleri ise bu sözlere karşılık, Sivasî Hazretlerinin büyüklüğünü ve gönül enginliğini anlatan şu cevabı verdi:

“Onun için hiçbir sakıncası yoktur. Çünkü o öyle büyük bir ummandır ki bir parçacık çamurun kendisini bulandırmayacağını bilir.”

Abdülmecid Sivasi Hazretleri Eyüpsultan - Nişanca

Hakiki Manevî Büyüklüğün İnceliği

Bu latif cevapta, iki gönül sultanının birbirlerine duydukları hürmetin yanı sıra, hakiki büyüklüğün farklı tezahürleri de kendini gösteriyordu. Biri dünya nimetlerine el sürmeyerek gönlünün bağımsızlığını ortaya koyuyor, diğeri ise o nimetlerin kendi manevî enginliğini kirletemeyeceğini bilecek bir gönül genişliğine sahip bulunuyordu.

Abdülmecid Sivasi Hazretleri Eyüpsultan - Nişanca

Böylece Sultan Ahmed Han, Aziz Mahmud Hüdayi ve Abdülmecid Sivasî Hazretleri arasında nakledilen bu hadise, hakiki manevî büyüklüğün yalnızca bir şeyi reddetmekte değil, ona karşı gönülde nasıl bir yer tayin edildiğinde de saklı olduğunu anlatan ibretlik bir hatıra olarak hafızalarda yerini alıyordu.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0/1000 karakter · Yorumlar onaylandıktan sonra yayımlanır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!