Divriği Ulu Camii’nde 41 Yıl Sonra Yeni Keşif: Gizemli İnsan Silüeti

4 dakika okuma
Divriği Ulu Camii’nde 41 Yıl Sonra Yeni Keşif: Gizemli İnsan Silüeti

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın kapısındaki namaz kılan insan silüetini ilk kez görüntüleyen duayen gazeteci Sirer Doğan, 41 yıl sonra bu kez yapının tavanında yer alan esrarengiz bir insan figürünü ortaya çıkardı. Doğan, şifahanenin tavanındaki işlemelerde görülen silüetin Mengücek Beyi Ahmet Şah’a ait olabileceğini öne sürdü.

Anadolu’nun El Hamra’sı yeni gizemlerle gündemde

Anadolu’nun El Hamra’sı olarak nitelendirilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, sekiz asra yaklaşan tarihi ve özgün mimarisiyle dikkat çekmeye devam ediyor. UNESCO tarafından 1985 yılında Türkiye’den Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan ilk eser olan yapı, sahip olduğu mimari ayrıntılar ve bezemelerle her geçen gün yeni araştırmalara konu oluyor. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilen eserin cami bölümü Mengücek Beyi Ahmet Şah, darüşşifa bölümü ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırıldı. Baş mimarlığını Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’ın üstlendiği caminin inşasına 1228 yılında başlanırken, yapı 1243 yılında tamamlandı. Tarihçilerin aktardığı bilgilere göre Melike Turan Melek, eser tamamlanmadan önce hayatını kaybetti. Baş mimar Hürrem Şah’ın ise Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası dışında bilinen başka bir eserinin bulunmaması ve yapının tamamlanmasının ardından kendisine ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmaması, eserin tarihine dair gizemli noktalar arasında yer alıyor.

41 yıl sonra yeni bir gizem ortaya çıktı

Sivaslı duayen gazeteci Sirer Doğan, 41 yıl önce Divriği Ulu Camii’nin kapıları üzerinde güneş ışığının oluşturduğu ve namaz kılan insanı andıran gölgeleri görüntüleyerek dikkatleri eserin mimari ayrıntılarına çekmişti. Doğan’ın çektiği fotoğrafların ardından Japon araştırmacılar da söz konusu gölgeleri inceleyerek bu görüntüleri uluslararası kamuoyuna duyurdu.

Aradan geçen 41 yılın ardından Doğan, bu kez Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın şifahane bölümünde farklı bir ayrıntıyı fotoğrafladı. Şifahanenin tavanındaki işlemelerde, yapının girişinde belirli bir noktadan bakıldığında çene kısmından izlenen bir insan yüzünü andıran silüet ortaya çıkıyor. Çekik gözleri, belirgin elmacık kemikleri ve sarkık bıyıklarıyla dikkat çeken erkek figürünün, Mengücek Beyi Ahmet Şah’a ait olabileceği ileri sürülüyor. Sirer Doğan, söz konusu görüntünün bilim insanları tarafından araştırılması gerektiğini belirterek silüetin Ahmet Şah’ı temsil ettiği yönündeki düşüncesini dile getirdi.

“Tavanındaki silüetin Ahmet Şah’a ait olduğunu düşünüyorum”

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası üzerine yıllardır araştırmalar yapan ve çok sayıda fotoğraf çeken Sirer Doğan, son restorasyonun ardından yapıyı yeniden inceleyerek tavanındaki insan figürünü görüntüledi. 55 yıllık gazetecilik hayatında esere yönelik ilgisinin giderek arttığını belirten Doğan, daha önce çektiği kapı gölgelerinin yıllar sonra uluslararası araştırmalara konu olmasının kendisini yapı üzerinde daha dikkatli incelemeler yapmaya yönelttiğini ifade etti. Doğan, tavan işlemelerinde ortaya çıkan insan silüetine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gazetecilik yaptığım 55 yıllık süre içerisinde Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın çok fotoğrafını çektim. Birçok incelemelerde bulundum. Burada çalışan bilim adamları, profesörler ve mimarlar çeşitli açıklamalarda bulundu. Daha sonra benim 41 yıl önce çektiğim kapıdaki gölge fotoğrafları bir Japon tarafından benden 25 yıl sonra çalışılarak tüm dünyaya duyuruldu. Bu nedenle benim eser üzerindeki ilgim ve dikkatim arttı. Son restorasyondan sonra zihnimde oluşan bilgilerin de ışığında bu fotoğrafları çektim. Tavandaki insan silüetinin Mengücek Şahı Ahmet Şah’a ait olduğunu tahmin ediyorum.”

Sekiz asırlık aşkın izleri mimariye yansımış olabilir

Sirer Doğan, şifahaneyi yaptıran Melike Turan Melek’in eşi Ahmet Şah’a duyduğu sevginin tavan işlemelerine yansımış olabileceğini düşünüyor. Doğan’a göre insan silüeti, Melike Turan Melek’in eşinin yüzünü yapının mimari bezemeleri arasına işlettirmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Bu yorum, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın yalnızca mimari özellikleriyle değil, Mengücek hükümdarları arasındaki ilişki ve dönemin sanat anlayışıyla da değerlendirilmesine imkân sağlıyor. Ancak silüetin Ahmet Şah’a ait olduğu yönündeki görüş henüz bilimsel araştırmalarla doğrulanmış değil.

Her biri farklı anlam taşıyan motiflerle bezeli

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari özelliklerinin yanı sıra taş işçiliği ve bezemeleriyle de öne çıkıyor. Anadolu’da bir kadın ve erkek tarafından ortaklaşa yaptırılan nadir eserlerden biri olan yapı, yaklaşık 10 bine yakın motifle dikkat çekiyor. Eserdeki motifler uzaktan bakıldığında simetrik bir düzen oluşturuyor gibi görünse de yakından incelendiğinde asimetrik özellikler taşıyor. Her bir motifin kendine özgü bir tasarıma sahip olması ve yapı üzerinde birebir aynı örneğinin bulunmaması, eserin özgün mimari anlayışını ortaya koyuyor. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nı farklı kılan bir diğer özellik ise baş mimar Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’ın bilinen ilk ve son eseri olması. Yapının tamamlanmasının ardından mimara ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmaması, onun eserin bitiminde hayatını kaybetmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Benzer şekilde Melike Turan Melek’in de yapının tamamlanmasından önce vefat ettiği rivayet ediliyor. Sekiz asırlık tarihiyle Anadolu’nun en önemli mimari mirasları arasında yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, taşlara işlenen motifleri, ışıkla ortaya çıkan gölgeleri ve yeni keşfedilen insan silüetiyle geçmişin sırlarını günümüze taşımaya devam ediyor.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0/1000 karakter · Yorumlar onaylandıktan sonra yayımlanır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!