Payitahtın üzerine gece karanlığı bir kâbus gibi çökmüş, İstanbul’un dar sokakları derin bir sükûta gömülmüştü. Ancak bu...
Ferman Dinlemeyen Sadrazam
Tarih: 2015-07-02 / Görüntülenme: 9683
Sultan İkinci Ahmed Han, Osmanlı Padişahlarının yirmi birincisi ve İslam halifelerinin seksen altıncısıdır. Sultan İbrahim Han'ın oğludur.
1691'de ağabeyi İkinci Süleyman Han'ın vefatı üzerine Osmanlı tahtına geçti. Çok merhametli olan ll. Ahmed Han, zaman zaman kıyafetini değiştirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerlere emirler verirdi. İslamiyet’e hizmet hususunda derin bir mesuliyet hissi içinde hareket ederdi.
Tahta çıktığı zaman; "Ben saltanata talip değildim. Allahü teala fazl-ı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem" demiştir.Bir gün, Sultan Ahmed Han'la Sadrazam Ali Paşa arasında bir defterdarın azli hususu müzakere edilmektedir. Padişahla Sadrazam arasında geçen konuşma ibret vericidir.
Ahmed Han: "Ben üç defa bu Defterdarı azlettim. Yerine namazını kılan, doğru istikamet sahibi birini nasb edesin diye hatt-ı şerif gönderdim. Yine fermanımı tutmadın!"
Sadrazam: "Hangi cürüm ile itham olundu ki, azli icab etsin?"
Ahmed Han: "Bütün memleketime ettiği zulümlerden, Edirne şehri şikâyetçilerle doldu!"
Sadrazam: "Hayır Padişahım, aslı yoktur. Hünkârıma yalan bilgi vermişler. Defterdar, bir hizmetkârdır. Kendiliğinden bir işe kadir değildir. Ne iş yaparsa benim emrimle yapmaktadır..."
Ali Paşa, bu sözlerden sonra mühr-ü hümayunu Padişahın hemen yanına bırakır. Bu davranış Sultanı iyice gazaba getirir ve o çok merhametli, müşfik Sultan birden gürler: "Behey adam! Ben öteyegün fukarayı araba yanına getirtip de kendim sordum, üzerlerine salınan bid'atleri birer birer söylediler. Ben defterdarı zâlim bellerdim, fakat anlaşıldı ki esas zâlim senmişsin. Emrimi tutmayan kimse bana vekil olamaz. Şimdi ahali 'adamı veziriazam yaptı şimdi de öldürttü' derler, yoksa şimdi senin hakkından gelirdim! Var şimdi dışarıda eğlen. Veziriazam geldiğinde, mansıb veya tekaüd ile muradına müsaade olunur..."
Osmanlı Sultanları, mesele devletin âli menfaati ve insana hizmet olduğunda hiç taviz vermezlerdi...Sakız adasının elden çıkmasının acısı ile üzüntüden hastalanan Sultan ll. Ahmed Han, 6 Şubat 1695 tarihinde fetih haberini alamadan vefat etti. Kanunî Sultan Süleyman Han'ın türbesine defnedildi.
BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
-
Ferman padişahındır.
Burak Sevilir
08.07.2015 13:23
-
Adalet bir kurumda olursa o kurum uzun ömürlü olur. Ne zaman giderse...
Melike Kandıralı
08.07.2015 13:25
-
Bu tür olayların günümüzde yaşanmamasını düşünmek lazım.
Mustafa Ceyhan
08.07.2015 13:26
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Tarihin takvimi bugün hüzün ve haşmetin iç içe geçtiği bir yaprağı aralıyor: 16 Ocak 1595. Osmanlı mülkünün on ikinci su...
Osmanlı İmparatorluğu’nun yalnızca siyasi kudretinin değil, hayat standardının da zirveye ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyma...
Annemiz tüm ekmek tayinini eşit olarak üçe böler ve biz onu günde iki kez yerdik. Yenilebilecek her şey yiyecek olarak k...
Mâlum Kıbrıs 1570 yılında feth olunur. Hani Sokullu: Siz donanmamızı yakmakla sakalımızı tıraş ettiniz ama biz Kıbrıs’ı...
Bir Şekerle Yirmi Bardak Çay: Anadolu’nun İktisat ve Kültür Mirası Kıtlama Kıtlama tekniğinin, şekerden tasarruf etmek...
