Sultan II. Abdülhamid, tahtta kaldığı sürece Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlıkları körükleyerek onların Osmanlı Devleti'ne karşı ittifak etmelerini önlemeye çalışmıştır. Ancak II. Meşrutiyet sonrasında Osmanlı Devleti'nin iç ve dış gailelerle meşgul olduğu bir sırada Rusya, Balkan devletlerinin bir birlik içinde bulunmalarını engelleyen Osmanlı'ya ait Makedonya'nın taksimini düşünür ve dillendirir olmuştur. Rusya'nın bu kışkırtmaları sonunda Osmanlı Devleti'ne ait toprakların taksimi esası üzerinde 13 Mart 1912'de Bulgaristan-Yunanistan, Ağustos 1912'de Karadağ-Bulgaristan ve 6 Ekim 1912'de de Karadağ-Sırbistan arasında ittifak antlaşmaları yapılmıştır. Böylece II. Abdülhamid'in büyük bir maharetle önlemeye çalıştığı ve iktidarında önlediği Balkan İttifakı ortaya çıkmıştır. Dönemin İttihatçılarından olan Emir Şekip Aslan, Balkan İttifakı'nın oluşmasına dair şunları yazmıştır:
"Rum, Slav ve Bulgar ırklarından oluşan Balkanlar'daki Hıristiyan unsurlar arasındaki çekişme şiddetlenince; Sultan II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti'ni o bölgeden çıkarmak isteyen Rusya, onlar arasında birlik kurabilmek için çok uğraştıysa da Abdülhamid, dehası ve uyanıklığı ile onlar arasında ittifak yapılmasına sürekli engel olmuş ve bazen birini bazen de diğerini finanse etmişti. Gücüne güvenen İttihat ve Terakki Cemiyeti ise Meşrutiyet'in ilanı ile saltanatın bütün tehlikelerinin biteceğini sanıp, özellikle de dış siyasette tabir yerindeyse, tamamen uyudu. Hatta başlangıçta, Bulgar, Yunan ve Sırpların Osmanlı'ya karşı hareketlerinin temel sebebini sadece Osmanlı idaresinin kötü olmasına bağlayan cemiyetin bazı üyeleri, Osmanlı idaresi düzene girerse onların da sükâna ereceklerini düşünüyorlardı."
Balkan devletlerinin ittifakı için Sultan II. Abdülhamid'in de şu ifadelerine göz atmak gerekir:
"Avrupa'daki kudretimizin, Balkan devletlerinin birbirleriyle anlaşmamaları üzerinde kurulduğu doğrudur. Sırplarla Bulgarlar birbirini sevmezler; Bulgarlar Romenlerden nefret ederler; Romenler, Bulgarlar ve Yunanlılar kendi aralarında birbirine ölesiye düşmandırlar. Bulgarlara göre Makedonya'da kendi milletleri hâkimdir. Yunanlılar ise Makedonya'daki Yunanlıların zorla Bulgarlaştırıldıklarını iddia ederler. Kiliseler arasında 1870 senesinde meydana çıkan itilaf, Bulgarlarla, Yunanlıları tamamen ayırmıştır. Bu şartlar altında Ruslar, Balkan devletleri Birliği'nin kurulabileceğini nasıl düşünebilirler.""
Bu açıklamaların üzerinden çok geçmeden, sultanın gerçekleşmeyeceğini düşündüğü ittifak gerçekleşmiş ve Osmanlı'nın karşısına dikilmiştir. Sultan bu konu hakkında:
"Rum-Ortodoks Kilisesi'nin ayrılmasına mani olmamakla Babıâli büyük bir hata işlemiştir. Rusya'nın ısrarı ile İstanbul'daki Bulgar Kilisesi'ne Eksarklık vermek de Abdülaziz'in hatası olmuştur. 1870'te kurulan bu Eksarklığı Bulgar Milli Hareketi'nin başlangıcı diye kabul edebiliriz..." açıklamalarını yapmıştır.
Tahttan indirilip Selanik'e sürgün gönderilen "Sultan II. Abdülhamid bu ittifakı duyunca başını sallayarak şöyle demişti: 'Kaç defa bu ittifaka kalkıştılarsa; gayret edip bunu engelledim.' Bu sözü Selanik'ten İstanbul'a nakledilirken yolda söyleyen Abdülhamid, İstanbul'a geri getirilmesinin sebebini sorduğunda ona: 'Dört Balkan ülkesi Türkiye'ye karşı ittifak kurdular. Yakın zamanda savaş çıkacaktır." dedikleri zaman bu duruma anlam verememiştir. Çünkü ona göre Balkan İttifakı'nın olmaması gerekmektedir. Ama dönemin iktidarının bunu önleyecek gücü yoktur. Balkan devletleri kendilerine bir hami bulmuştur artık. Geriye, ittifakın Osmanlı'dan pay kapması kalmıştır.
Balkan Harbi Hatıraları, Ömer Seyfettin, s.45, Ketebe
https://www.ketebe.com/balkan-harbi-hatiralari-omer-seyfettin
![]()
Yorumlar (0)