Fatih Belediyesi, ilçe genelinde başlattığı kapsamlı restorasyon seferberliğiyle yok olmaya yüz tutmuş tarihî eserleri g...
“Çıldırarak Öldü Yazıyordu: 17 Yaşındaki Tanığın Mezarı Tarihi Haykırıyor” Samsun
Tarih: 2026-01-24 / Görüntülenme: 2927
Tarih bazen sadece kitaplardaki rakamlardan ibaret değildir; bazen bir mezar taşındaki tek bir cümle, yaşanmış en büyük trajedilerin aynası olur. Samsun’un köklü tarihine ev sahipliği yapan Şeyh Seyyid Kutbiddin Mezarlığı, bugünlerde pek bilinmeyen ancak yürek sızlatan bir tanıklığı bağrında taşıyor.![]()
1 Mart 1918: Balık Gölleri’nde Bir İnsanlık Dramı
Kurtuluş Savaşı’nın o çetin ön hazırlık günlerinde, 1 Mart gecesi Bafra Balık Gölleri’nde karanlık bir el uzandı. Rum Pontus Andon Paşa Çetesi, rızkının peşindeki 19 Türk balıkçıyı vahşice katletti. Bu olay, o dönem bölgede yaşanan Pontus mezaliminin en kanlı vesikalarından biri olarak tarihe geçti. Katledilen 19 vatan evladından 5'i, bugün Samsun’daki bu sessiz şehitlikte yan yana uyuyor.
![]()
"Çıldırarak Öldü": Mustafa Demircioğlu’nun Acı Mirası
Bu şehitlik alanında öyle bir mezar var ki, üzerindeki yazı tarihin en soğuk yüzünü temsil ediyor: "Olayın tanıklarından, çıldırarak öldü." Henüz 17 yaşındayken bu vahşete gözleriyle tanık olan Mustafa Demircioğlu, gördüğü katliamın ağırlığını kaldıramayarak aklını yitirdi. Genç yaşta hayatını kaybeden Mustafa’nın mezar taşı, 1918 gecesi yaşananların sadece fiziksel bir saldırı değil, aynı zamanda ruhları paramparça eden bir soykırım girişimi olduğunun kanıtı niteliğinde.
![]()
Unutulmayan Kahramanlar
Şehitlikte sadece balıkçılar değil, bağımsızlık meşalesini yakan dev isimler de anılıyor. Kitabede isimleri geçen; Kuvay-ı Milliye kurucu komutanı Şehit Sürmeneli Mehmet Efendi, Komutan Akçabatlı Yusuf Çavuş, Sürmeneli Deli Ömer ve silah arkadaşları, bu toprakların bedelinin nasıl ödendiğini hatırlatıyor. Hüseyin, İsmail ve Cemal Demircioğlu ile isimleri tarihe kazınan diğer şehitlerimiz, Samsun’un sessiz bir köşesinde ziyaretçilerini bekliyor. Bu mezarlık, sadece bir defin alanı değil; bağımsızlık yolunda çekilen acıların ve dökülen kanların "unutulmaması gereken" bir anıtıdır.
Sizce tarihimizdeki bu tarz trajik ve az bilinen olayların gün yüzüne çıkarılması, milli hafızamızı diri tutmak adına yeterince önemseniyor mu?
![]()
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Türkistan’ın sarp buzulları ve Pamir Yaylası’nın kadim rüzgârlarını bağrında taşıyan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültü...
Tarihin tozlu rafları arasından süzülüp gelen, bir imparatorluğun görkemli günlerinden sürgünün hüzünlü yollarına uzanan...
Kubilay Han’ın Doğu Seferi ve Japonya İstila Girişimi Moğol hükümdarı Kubilay Han, Çin'i zor da olsa istila ettikten so...
18. yüzyıl tereke listelerinin işaret ettiği gibi şimdi kumaşlar daha mütevazı, saraylı olmayan, ama gene de varlıklı bi...
Bir Mektup, Bir Hayat: Okuma Yazma Bilmeyen Zorbanın Kanlı Sonu Tarihin akışını değiştiren koca bir isyanın lideri olab...
