SOHBET - KAZA NAMAZI KILMAK
Özürsüz senelerce namaz kılmayan bir Müslümanın, kılmadığı namazlarını kazâ etmesi üç şekilde olur:
1– Beş vaktin sünneti yerine ve günün her boş zamanında, hep kazâ kılar.
2– Yalnız sünnetlerin yerine kazâ kılar.
3– Sünnetler yerine kazâ kılmayıp, başka zamanlarda, hep kazâ kılar.
Bu üç şekilden en iyisi birincisidir. Böylece, kazâlar, bir an önce biter. İkinci şekilde, kazâlar çabuk bitmez. Hemde, kazâ borcu olanın sünnetlerinin sevâbı olmaz. Fakat, hiç kılmamakdansa, sünnetler yerine kılmalıdır. Çünkü; (Hepsini yapamayan, elden geleni yapmalı, hepsini elden kaçırmamalıdır.) buyurulmuşdur.
Üçüncü şekle gelince, bu, özür ile kılamamış kimse içindir. Çünkü, bunun sünnetleri kılacak kadar kazâyı geciktirmesi günâh olmuyor. Bâzıları, ikinci şekli yapmamalı, üçüncüyü yapmalı diyor. Hâlbuki, üçüncüyü yapabilen kimse, birinciyi yapacak kimse demektir.
O hâlde namazı özürsüz aylarca terkedenlerin, kılmadığı zamanları hesâb ederek, bu kadar zaman, birinci şekle göre kılması, böyle kılamazsa, ikinci şekilde kılıp, kazâlarını en kısa zamanda bitirerek Cehennemden kurtulması lâzımdır.
Kazâsı olmayan, sünnet yerine kazâ kılarsa, bunlar nâfile olur. Nâfile sevâbının sünnete nazaran çok az olduğu bildirildi.
Tam İlmihål - Seâdet-i Ebediyye s: 285-286
GÜNÜN TARİHİ - İZMİR'İN İŞGÂLİ
I. Dünya Savaşı'nın galip devletleri, 1919'da yurdumuzu kâğıt üzerinde parselleyip, bunu uygulamaya başladılar. Başta İngiltere olmak üzere, Fransa, İtalya ve Rusya tarafından, İstanbul da dâhil olmak üzere, güzel yurdumuzun birçok yeri işgâl edildi. Bu arada, Yunanistan da, Avrupa devletlerinin teşviki ile 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgâl etti. Bu tarihten sonra, yurdun her köşesinde teşkilâtlar kurularak, düşmanlara karşı mücadeleye başlandı. 3 yıl 3 ay 25 gün süren acılı günlerden sonra, Türk Ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'i ve yurdumuzun batı kısmını düşman işgâlinden kurtardı.
Yorumlar (0)