Üç yanı hırçın ve uçsuz bucaksız Karadeniz’le çevrili, devasa taş surların ardında gizemli bir dünya... Sinop, sadece eşsiz doğası ve sakin şehir hayatıyla değil, insanı adım adım içine çeken derin tarihiyle de kesinlikle ömürde bir kez olsun gelinip görülmesi gereken büyüleyici bir şehir. Bu kadim şehrin kalbinde ise adını şiirlere, şarkılara ve en hüzünlü hikayelere yazdırmış, bir dönem "Anadolu’nun Alkatrazı" olarak anılan Tarihi Sinop Kapalı Cezaevi yükseliyor. Bugün kapılarını bir açık hava müzesi olarak açan bu mistik mekan, geçmişin ayak izlerini takip etmek isteyen seyyahları derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Miletlilerden Osmanlıya: Surların Bin Yıllık Sırrı
Bu etkileyici yapının hikayesi aslında günümüzden binlerce yıl öncesine, antik döneme kadar uzanıyor. Arkeolojik verilere göre, cezaevine ev sahipliği yapan Sinop Kalesi ilk olarak MÖ 700’lü yıllarda burayı koloni haline getiren Miletliler tarafından inşa edilmiş. Stratejik konumuyla göz kamaştıran kale; Roma ve Bizans dönemlerinde korunmuş, 1214 yılında Anadolu Selçukluları’nın şehri fethetmesiyle adeta yeniden şekillenmiştir.
![]()
Sultan İzzeddin Keykavus’un emriyle yapılan iç kale, surları inşa edilirken kullanılan Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait devşirme sütun başlıkları ve kitabeleriyle tam bir mimari sentez sunar. Uzun yıllar boyunca tersane olarak Karadeniz’in en güçlü gemilerine hayat veren bu iç kalenin kaderi, 1560 yılından itibaren değişmeye başlamış ve burçlar birer zindana dönüştürülmüştür. Kesme taştan yapılan, U planlı resmi cezaevi binası ise 1882 yılında Mutasarrıf Veysel Paşa döneminde inşa edilmiş; zamanla yapıya bir hamam, iş atölyeleri ve 1939 yılında da bir Çocuk Islahevi eklenmiştir.
![]()
Evliya Çelebi’nin Gözünden Sinop Zindanları
Sinop’u 1640 yılında ziyaret eden ünlü seyyahımız Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu zindanın ürpertici ve geçit vermez yapısını şu efsanevi cümlelerle anlatır:
"Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”
Çelebi’nin bu betimlemesi, kalenin o dönemlerde ne kadar korunaklı ve ürkütücü bir hapishane olduğunu gözler önüne seriyor.
![]()
Duvarların Dile Geldiği An: Sabahattin Ali ve "Aldırma Gönül"
Sinop Cezaevi’ni sıradan bir taş binadan ayırıp onu tarihi ve edebi bir mabede dönüştüren en önemli unsur, şüphesiz duvarlarında yankılanan mahkûm sesleridir. Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Kerim Korcan, Eşber Yağmurdereli, Burhan Felek ve Zekeriya Sertel gibi Türk edebiyatı, basını ve siyaset tarihinin pek çok önemli ismi burada gün saymıştır. Ancak burası denildiğinde akla ilk gelen ve burayla adeta özdeşleşen isim hiç kuşkusuz büyük usta Sabahattin Ali’dir.
![]()
Müzeyi gezerken Sabahattin Ali’nin kaldığı koğuşa adım attığınızda, içeri süzülen soluk ışıkla birlikte adeta zaman donar. Dışarıdan gelen dalga sesleri, usta yazarın zihninde filizlenen o ölümsüz dizeleri fısıldar kulaklarınıza. Türk müziğinin efsanevi şarkılarına da ilham olan, hepimizin hafızasına kazınmış o meşhur mısralar;
"Dışarda deli dalgalar / Gelip duvarları yalar / Seni bu sesler oyalar / Aldırma gönül, aldırma..."
işte tam olarak bu nemli, taş duvarlar ardındaki yalnızlıktan, Karadeniz’in hırçın dalgalarına karşı duruşundan doğmuştur. Burada geçireceğiniz her dakika, o şiirlerin ruhunu ve yaşanmışlıkların ağırlığını derinden hissetmenizi sağlar.
![]()
Neden Gidip Görmelisiniz?
1996 yılında tamamen boşaltılarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilen ve 2000 yılından bu yana müze olarak kapılarını açan Tarihi Sinop Kapalı Cezaevi, 28 koğuşu, taş avluları, eski çocuk ıslah evi ve kasvetli koridorlarıyla ziyaretçilerine adeta bir zaman tüneli deneyimi sunuyor. Sinop’un eşsiz deniz manzarasının ve masmavi sularının hemen yanı başında yükselen bu hüzünlü kale, geçmişle yüzleşmek, tarihin kokusunu içine çekmek ve edebi bir mirasa dokunmak isteyen herkesin seyahat listesinde kesinlikle ilk sırada yer almalı.
![]()
Yorumlar (0)