ANADOLU’DA BİR BENZERİ DAHA YOK: TARİHİN TAŞA YAZILDIĞI YER, TERCAN MAMA HATUN KÜLLİYESİ
Erzincan’ın köklü tarihini ve kültürel zenginliğini keşfetmek isteyen gezginler için yolculuğun en büyüleyici duraklarından biri şüphesiz Tercan ilçesidir. Eski adıyla da "Mamahatun" olarak anılan bu kadim coğrafya, Anadolu nehirlerinin ve kervan yollarının kesişim noktasında, asırlara meydan okuyan abidevi bir şahesere ev sahipliği yapıyor:
Mama Hatun Külliyesi. Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'nun dört bir yanında filizlenen, bölgeyi Türk-İslam mühürleriyle ilmek ilmek işleyen ilk dönem Anadolu Beylikleri, mimari ve kültürel rönesansımızın kurucu taşlarıdır. Bu beylikler arasında, Erzurum ve çevresinde kök salarak Doğu Anadolu’nun çehresini değiştiren Saltuklular ise sanata ve imara verdikleri değerle apayrı bir öneme sahiptir. İşte bu güçlü beyliğin kadın hükümdarı, II. İzzeddin Saltuk’un kızı Mama Hatun tarafından 12. yüzyılın sonunda (1192-1202 yılları arasında) inşa ettirilen bu külliye, sadece bir mimari yapı değil; bir kadının gücünü, estetik anlayışını ve vizyonunu taşa kazıyan zamansız bir anıttır.
Erzincan’a adeta bir açık hava müzesi kimliği kazandıran ve bu güzel şehrimizin turizm değerini zirveye taşıyan Mama Hatun Külliyesi’ni gelin birlikte keşfedelim.
![]()
Mimaride Ezber Bozan Bir Şaheser: Mama Hatun Kümbeti
Külliyenin kalbi sayılan kümbet, adımınızı attığınız ilk andan itibaren sizi sıra dışı tasarımıyla büyülüyor. Anadolu’da başka hiçbir yerde rastlayamayacağınız, tamamen kendine özgü bir plan şemasına sahip olan bu yapı, Ahlatlı mimar Ebü’n-Nemâ b. Mufaddal’ın dehasını yansıtıyor.
![]()
Anadolu'nun taş işçiliği tarihine bakıldığında, Ahlatlı taş ustalarının elinden çıkan eserlerin benzersiz bir ekol oluşturduğu görülür. Tıpkı Sivas Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nı dantel gibi işleyen Ahlatlı ustalar gibi, Ebü’n-Nemâ da Tercan'da taşın sınırlarını zorlamıştır.
![]()
Gizemli Çevre Duvarı ve Nişler
Yaklaşık 13,50 metre çapındaki devasa yuvarlak çevre duvarı, kümbeti bir zırh gibi kuşatır. Bu duvarın iç yüzünde 13 sivri kemerli derin niş yer alır. Girişin solundaki mukarnaslı nişin içinde bir çeşme akar; kemerinin iki yanındaki üzüm salkımı bezemeleri ise göz alıcıdır. Diğer nişlerde yer alan sandukaların Mama Hatun’un yakınlarına ait olduğu bilinmektedir.
![]()
Taşın Şiire Dönüştüğü Taçkapı
Batıya açılan abidevi taçkapı (portal), dönemin taş işçiliğinin zirvesidir. Geometrik düğüm motifleri, rûmî ve palmet bezemeler, Kûfî yazıyla işlenmiş İhlâs Suresi ve mukarnas kavsaralar adeta bir dantel gibi taşa işlenmiştir. Kapıdaki beş kollu yıldızların içinde Allah, Muhammed ve Dört Halife’nin isimleri okunur.
![]()
Dilimli Gövde ve Mumyalık
Çevre duvarının tam merkezinde yükselen iki katlı kümbet, dilimli gövdesi ve konik külahıyla göğe yükselir. Dört Basamakla inilen kare planlı ve çapraz tonoz örtülü mumyalık (mahzen) kısmında Mama Hatun’un sandukası ve yakınlarına ait 11 mezar daha bulunur. Üst kat ise yedi basamakla çıkılan bir mescit alanıdır.
![]()
Kervanların Soluklandığı Dev Yapı: Kervansaray
Erzurum-Erzincan kervan yolu üzerinde yer alan külliyenin en önemli parçalarından biri de 13. yüzyıl başında inşa edilen kervansaraydır. 51 × 51 metrelik kare planıyla, kendi grubundaki (Alara Han ve Ashâb-ı Kehf Hanı gibi) en büyük eş odaklı kervansaray olma özelliğini taşır.
![]()
Tamamen kesme taştan yapılan bu devasa hanın dört köşesindeki silindirik kuleler yapıya bir kale havası verir. Basık kemerli görkemli kapısından içeri girdiğinizde, geniş bir orta avlu ve bu avlunun etrafına dizilmiş odalar, eyvanlar ve servis mekânları sizi karşılar. Kuzey ve güney şeritlerinde uzanan devasa ahır bölümleri de dahil olmak üzere yapının neredeyse tamamı sivri kemerli tonozlarla örtülmüştür. Burada yürürken, yüzyıllar önce bu odalarda dinlenen tüccarların, doğudan batıya mal taşıyan kervanların seslerini hayal etmek işten bile değildir.
![]()
Hamam, Köprü ve Zamana Yenilen Cami
Kümbet ile kervansaray arasında yer alan, yakın zamanda onarım görmüş olan hamam ise dönemin sosyal yaşamına ışık tutan daha küçük ölçekli bir yapıdır. Soyunmalık, altıgen havuzlu ılıklık, sıcaklık, halvet odaları ve külhan bölümleriyle klasik bir Türk hamamı düzenini yansıtır. Külliyenin orijinal camisi ne yazık ki zamanla tamamen değişime uğrayarak yıkılmış, yerine günümüzde yeni bir cami inşa edilmiştir. Külliyeye ulaşımı sağlayan ve yakınlarda yer alan 8 kemerli tarihî Kötür Köprüsü de yine Mama Hatun’un adıyla anılan ve geçmişin lojistik gücünü gösteren bir diğer yapıdır.
Erzincan’da Mutlaka Görülmesi Gereken Bir Kültür Mirası
Mama Hatun Külliyesi, sadece mimari bir yapı değil; Orta Asya’daki eski Hun mezar anıtlarının (Tagiskent) izlerini Anadolu’ya taşıyan, kökleri derin bir tarih köprüsüdür. Erzincan’a yolunuz düştüğünde, modern şehrin hemen yanı başında böylesine mistik ve dünyada eşi benzeri olmayan bir Saltuklu mirasını ziyaret etmek, size unutulmaz bir zaman yolculuğu yaşatacaktır.
Tarihin, sanatın ve kadim Türk-İslam mimarisinin bu büyüleyici buluşma noktası, keşfedilmeyi ve hayranlıkla izlenmeyi sonuna kadar hak ediyor. Yolunuzu mutlaka Tercan’a düşürün ve Mama Hatun’un taşa kazınmış hikâyesine yerinde tanıklık edin!
```
Yorumlar (0)