İlim, edep, tıp, astronomi, mimari ve ince sanat: Ahlat

28 Temmuz 2026
9 dakika okuma
0 yorum
İlim, edep, tıp, astronomi, mimari ve ince sanat: Ahlat

Ahlat 1071 Öncesi de Oğuz Türkmen Şehridir

Ahlat 1071 öncesi de Oğuz Türkmen şehridir. Asya’dan Anadolu’ya akan ecdadı bağrına basar. Sultan Alparslan, Malazgirt’te sırtını Ahlat’a dayar.

Bitlis’in şirin kazası Ahlat, iki önemli volkan arasında yer alır, onları tanıyorsunuz. Nemrut ve Süphan! Belde Van Gölü’ne nazırdır, deyin ki lebiderya.

Mazisi taa Urartular’a dayanır. Antik Çağ’da “Halads” derler, Araplar “Hil’at”, Türkler ise “Ahlat”. Ünlü mücahid İyad bin Ganem (radıyallahu anh) ele geçirir ilk defa.

Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey Türklere yol açmak için Muradiye ve Erciş’i fetheder, Malazgirt’i kuşatsa da alamaz. Sıkı tahkim edilmiştir zira.

Alparslan başa geçince kardeşi Melik Yakuti’yi Van Gölü havza­sına yollar (1063). Afşin Bey ise Tiflis, Kars ve Ani’yi fetheder. Akıncıların bir kısmı da Trabzon’a geçer, Gürcülerle dostça münasebet kurar.

Selçuklu emîrlerinden Hâcib Gümüş Tegin ile Ahmed Şâh, Dicle ve Murat dolaylarında ilerler. El-Cezire bölgesine inerler, taa Nizip, Nusaybin ve Adıyaman’a (Hısn Mansur’a).

Uvakoğlu, Adsız, Arslantaş, Dilmaçoğlu Mehmed, Artuk Gevherayin, Tarakoğlu, Mansur ve Sanduk Bey aylarca at üstünden inmez zemin hazırlar.

İstanbul hop oturup hop kalkmaktadır, taht naibi Eudokia ile henüz evlenen Romen Diyojen yer götürmez bir ordu kurar. Düzenli Bizans birliklerinin yanısıra Macar, Norman, Frenk, Alman, İskandinav ve Avrupalı Türklerden paralı asker toplar.

Mısır Yolundan Geri

Muhammed bin Davud Çağrı, bizim bildiğimiz adıyla Alpaslan o günlerde Abbasi Halifesinin daveti üzerine Mısır’a gitmektedir. Fatımiler yine arıza çıkarmış birlik beraberliği baltalamıştırlar. Diyojen bunu fırsat bilir yürür Ahlat’a. Orada da durmayacaktır, önce Hamedan’a girecektir sonra Isfahan’a!

Alpaslan haberi Halep’te alır, derhâl döner. Zamana karşı yarışır âdeta, Fırat’ı geçerken nice at ve mücahit sulara kapılır ama durmaz. Azerbaycan ve Karabağ’daki erlerini ardına takar Romen’den önce varır Ahlat’a.

Sultan Alparslan, şehrin idaresini “muvakkaten” Mervânîlerden alır, Sanduk Bey’e verir. Sanduk, Bizans’ın 20 bin kişilik öncü birliğini tamamen imha eder, içlerinde felaketi duyuracak haberci bile kalmaz (3 Ağustos 1071). İşte bu zafer yüreğimize su serper, Bizanslılar ye’se kapılırlar.

Niye Malazgirt?

Sultan Alparslan, Malazgirt Ovası’nı bilhassa seçer, çünkü civarda tepecikler derecikler vardır, kurtkapanı için biçilmiş kaftan. Demek lider dediğin coğrafya da bilecek, topoğrafya da... Cenk meydanına giderken bir haberci ulaşır telaşla. “Efendim 200 bin kişilik bir ordu üstümüze geliyor!”

-Tamam biz de onların üstüne gidiyoruz, ne var yani bunda?

Sayı mühimdir ama inanmak ve inandırmak daha mühimdir. Alparslan’ın sükûneti huzur verir arkadaşlarına...

Cenk öncesi hep birlikte cuma namazına dururlar. Sultan, atının kuyruğunu bizzat bağlar. Beyaz bir urba giymiş, kefene sarınmıştır âdeta. (Bilirsiniz şehitler elbiseleriyle defnolunurlar.)

Askerlerine hitaben “Cümle müminlerin camilerde dua ettiği şu vakitte düşman üzerine atılalım” der, “Galip gelirsek ne âlâ. Yenilirsek şehit düşer, cennete gideriz, aliyyülâlâ. Bugün ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker olacak. Ben de sizden biriyim, beraber vuruşacağız omuz omuza. Gelmek isteyen buyursun gelsin, istemeyen dönebilir pekâlâ!”

Romen Diyojen basit bir hasım değildir. Ömrü savaş meydanlarında geçmiştir tecrübeli ve disiplinlidir. Bizans kışlalarında subay adaylarına strateji dersleri okutur ki o gün kare tipi dizilimi münasip bulur, bunu çok denemiştir zira.

Zaten büyük bir gücü vardır, zafer şölenine ne kadar kalmıştır şurada?

Hilal Taktiği

Önce Selçuklu süvarileri fırlar, at üzerinden ok yağdırır ve ön safları kırarlar. Bizanslılar üstlerine yürüyünce ufak ufak çekilir, çekerler tuzağa. Vadi daralınca tepelerden pusudaki süvariler iner, Alpaslan da geri döner alırlar ortaya. Bu arada Bizans saflarındaki Uz ve Peçenekler saf değiştirir, Selçukluya katılırlar. Ermeni komutan da neye kızdıysa toplar adamlarını meydandan çıkar. Cenk gece karanlığına sarkar, Bizanslılar ağır zırhlarıyla batağa saplanırlar.

Hasılı Selçuklu muzaffer olur, İmparator esir alınır. Sultan müşfik davranır ona. Sorar; “Eğer yenilseydim ne yapardınız bana?”

-Seni kafese kapatır, şehir şehir dolaştırır, taşlatırdım halkıma.

-Ben daha ağırını yapacağım sana!

-Nasıl?

-Affedeceğim ve muhafızlarımla yollayacağım yurduna.

Oturur bir anlaşma yaparlar, Romen Diyojen milyon altınlık tazminata imza atar.

Ancak İstanbul’da iktidar değişir. Yeni kadro Diyojen’in kabul ettiği maddelere uymaz, bu da Selçukluya alan açar. Anadolu’yu ezer geçer sadece iki yılda Ege ve Marmara’ya dayanırlar.

Ustalar Mimarlar

Efendim Ahlatlılar bölge halkının aksine tarım ve hayvancılıkla değil, sanat ve ticaretle meşgul olurlar. Komşularından zengin ve itibarlıdırlar, civar kasabalarla değil Halep, Şam, Bağdat, Basra ile emsal tutulurlar.

Kızıl renkli bir taşı vardır oymaya yakışır. Etrafı ceviz ormanıdır, onlardan da minberler, mihraplar yaparlar. Ahlatlı mimar ve sanatkârlar İslam şehirlerine dağılır cami, medrese, han, hamam işi alırlar. Bu yüzden “Kubbetü’l-İslam” lakabıyla tanınırlar.

Ahlatşahlar (1100-1207) çil çil kubbe serper ardına. Erzurum, Erzincan, Harput, Hısn-ı Keyfa, Mardin, Diyarbekr ve Malatya.

Düşünün Konya Alâaddin Camii’nin minberi bile el-Hacc Mekki bin el-Hilati’nin (Ahlatlı) elinden çıkar.

Hürşah el-Hilati ise Sivas-Divriği Ulucami ve Darüşşifa’sını yapar. Kalitesi ortada.

Ebu Nema bin Mufaddalu’l-Ahval el-Hilati Tercan Mama Hatun Külliyesini, Esed bin Haven el-Hilati Gevaş Halime Hatun Kümbeti’ni, Kasım bin Üstad Ali ise Ahlat Erzen Hatun Türbesi’ni yapar.

Şehir Planlama

Osman bin Hasan Ahlat ve çevresini düzenler, ki suliet ve peyzaj mimarı diyebilirsiniz ona.

İbrahim bin Kasım’ın yaptığı silindirik sandukalara ustalar bile şaşar.

Hasan bin Yusuf makul büyüklükte şahideler yapar, motifleri iri tutar.

Muhammed Davud, XII. asrın unutulmaz sanatkârıdır.

Ahmed el-Müzeyyin ve oğlu Üveys yeni lahit tarzı ile kendini aşar, Asil bin Üveys ve Esed bin Eyyûb gibi ustalara maya çalar.

Cuma bin Muhammed deseniz ona keza.

Havend bin Bergi ile Esed bin Havend, devrin en büyük taş ustalarıdır. Meydanlık Kabristanı ve Taht-ı Süleyman Mezarlığı’nı donatırlar âdeta.

Hacı Yusuf bin Miran, Hacı Miran bin Yusuf ve Muhammed bin Miran, Nurşin ve Gevaş’ta çalışırlar.

Buus bin Şemsik ed-Darbabi’nin işçiliği çok itinalıdır, lakin teferruattan kaçar.

Kasım bin Muhammed Meydanlık ve Kadılar Kabristanı’ndaki eserlerinin yanı sıra Kayseri-Nevşehir yolundaki “Alay Hanı’nı yapar.

Başlık Resmi Van Gölü-Nemrut Dağı

Edip Hekim Ulema

Ahlatlı hekim Muhezibiddin, ünlü tabip Ebu’l-Berekât Bağdadi’nin talebesidir ediptir ayrıca.

Ebu Ali el-Ahlati “Adaletin hakemi insaftır” sözü ile tanınır civarda.

İbrahim bin Abdullah’ın yaptığı boyalar ısrarla aranır. Tıpta da mahirdir, hatta Memlûk sarayına gider, Halep Emîri’nin oğlunu tedavi eder bi iznillah. Aletlerini de bırakır onlara ama çözemez anlayamazlar.

Muhammed bin İbad Hilâti, Kahire Medrese-i Seyfiye’de müderristir, Mehmed bin Ahmed sevilen bir hatiptir, halk akın akın koşar vaazına.

Şeyh Seyyid Hüseyin-i Ahlati, Timur Han’ın övgüsünü kazanır, Fahreddin Ahlati ise Meraga Rasathanesinde Nasireddin Tusi ile çalışır.

Vahideddin Ebu Hamidü’l-Hilâti kıraat ilmine vâkıftır, o sıra Ahlat’tan hayli hafız çıkar.

Ahmed bin Yusufu’l-Hilâti (Muhibüddin) hadis âlimidir, İbni Kulhi ve Dimyati’den topladıklarını yazar.

Takuyiddin Osman bin Siyavuş fakih, kıraat hocası ve hat sanatkârıdır.

Dede Maksut Hilâti “Menâkıb-i Evliya” adlı eseri kaleme alır.

Ali bin Ömerü’l-Hilati Mısır’da, İbni Revah ve Ebu’l-Hüseyni’den okur, döner gelir, talebe yetiştirir.

Hangisini sayalım; Ahlatlı şair Herai, Alâaddin Keykubat’ın tedavisi için Malatya’ya giden Hekim İzzeddin, Laciverdi lakaplı tabip, kimyager ve veli Hüseyin el-Ahlati...

Veliler Arasında

Ahlat Uludere köyünde Börklü Baba ve Abdullahü’l-Ensari hazretleri medfundur.

Tunus Mahallesi’nde; Sarı Baba, Kara Üryan Baba, Baba Mahmud, Hızır Baba ve Kerami Baba.

Ergezen Mahallesi’nde; Baba Mecid, Koç Baba, Pehlivan Ali, Lâtif Baba, Sultan Emîr ve Mehmet Can Baba.

Azat Kavak mevkiinde; Karakol Baba, Ak Mahmut ve Saçlı Baba.

Meydanlık Mezarlığı’nda; Şeyh Abdurrahman ve Müstecab Molla.

Taht-ı Süleyman Mahallesi’nde; Kuddusi Baba, İpek Baba, Seyyid Hüseyin, Sultan Seyyid, Kul Hamza ve Postlu Baba.

Kırklar Mahallesi’nde; eş-Şeyh Ahmed Baba ve İbrahim Baba.

Abdurrahman Gazi ise Sahabe-i kirâmdan olup Hazret-i Ömer devrinde İyad bin Ganem’le (radıyallahu anh) gelir, şehit düşer bu topraklarda.

Hasılı Ahlatlılar, kılıcı da kalemi de maharetle kullanır iz bırakırlar.

İrfan Özfatura

28.07.2026

Türkiye Gazetesi

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/irfan-ozfatura/ilim-edep-tip-astronomi-mimari-ve-ince-sanat-ahlat-1805659

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!