II. Bayezid Han son derece adil, merhametli, âlim, takva ve hilm sahibi idi. Bu hasletleriyle “Bayezid-i Veli” olarak tanınırdı. Güzel hasletleri pek çoktu. Savaşlarda bir âdet edinmişti. Her seferden dönüşünde elbisesinde biriken tozları toplar ve bir kavanozda biriktirirdi.
Yine bir harp dönüşü Bayezid Han elbisesini çıkartmış, üzerindeki tozları, büyük bir itina ile toplamaya çalışıyordu. Hanımı Gülbahar Hatun, merakla sordu:
“Efendim, merakımı hoş görün, her cihad dönüşü o tozları niçin biriktirdiğinizi sorabilir miyim?” Padişah, tebessümle:
“Benim senden gizlim yoktur Gülbahar Hatun. Bu tozların mezarıma konulmasını vasiyet edeceğim. Çünkü hadis-i şerifte, ‘Ayakları Hakk yolunda tozlananları Allahü teâlânın cehennem ateşinden koruyacağı’ buyurulmaktadır. İşte Hakk yolunda, kâfirlerle cihad ederken üstümüze bulaşan tozları bu yüzden topluyoruz. Vasiyetimizdir; öldüğümüzde bunları kabrime koysunlar.”
Gerçekten de II. Bayezid Han, biriktirdiği bu tozlardan bir tuğla yaptırdı. Vasiyeti gereğince de bu tuğla, öldüğü zaman kabrine konuldu.
Bayezid Camii Açılışında Yaşanan İbretlik Hadise
Beyazıt semtinde yaptırdığı caminin açılışında yaşanan şu hadise de Bayezid Han’ın dini yönüne ışık tutmaktadır. Padişah, mahşeri bir kalabalığın bulunduğu açılış gününde ilk namazı büluğ çağından o güne kadar, ikindi namazının sünnetini hiç terketmemiş olan birinin kıldırmasını istemişti. Cemaate ilan edilince kimse çıkmadı. Padişah mecbur kalıp: “Elhamdülillah müddet-i ömrümüzde hiçbir vakit kaçırmadık.” diyerek bizzat imamete geçti.
II. Bayezid Han’ın Kaleminden Dua ve Tevazu Şiiri
Şu şiiri ise Bayezid Han’a ‘Veli’ lâkabının niçin verildiğini işaret eder gibidir.
Hudâyâ Hudâlık sana yaraşır
Nitekim gedâlık bana yaraşır
Çü sensin penâhı cihan halkının
Kamudan sana iltica yaraşır
Şeh oldur ki kulluğun etti senin
Kulun olmayan şeh gedâ yaraşır
Şu dil kim mâriz-i gamındır senin
Ana zikrin ile şifâ yaraşır
Şu kim dürr-i gufrânın almak diler
Der-i gamın bahrine âşnâ yaraşır
Eğerçi ki isyanımız çok durur
Sözümüz yine ‘Rabbena’ yaraşır
Ne ümmîd ü ne bîmdür işimiz
Hemân bize havf ü recâ yaraşır
Eğer adl ile sorarsan Adlî’yi
Ukubettir ana seza yaraşır
Ben ettim anı ki bana yaraşır
Sen eyle anı kim sana yaraşır
Şu günde ki hiç çâresi kalmaya
Ana çâre-res Mustafa yaraşır.
Şiirin Açıklaması
Allah’ım azizlik sana yaraşır. Nitekim fakirlik bana yaraşır. Madem sensin sığınağı cihanın. Herkesten Sana iltica yaraşır. Şah oldur ki sana kulluk eyledi. Kulun olmayan şah geda yaraşır. Gönül ki gamından hastadır Senin. Ona zikrin ile şifa yaraşır. Kim ki mağfiret incisi diler. Gam denizine aşina yaraşır. İsyanımız ne kadar çok olsa da, sözümüz Rabbena olmak yaraşır. İşimiz ne ümit ve ne korkudur. Lakin bize korku ve ümit yaraşır. Adli’yi (Bayezid’i) adl ile sorarsan eğer. Nimet değil ona ceza yaraşır. Ben ettim onu ki bana yaraşır. Sen onu eyle ki Sana yaraşır. Herkesin çaresiz kaldığı günde, ona imdâd-ı Mustafa (Muhammed aleyhisselam) yaraşır.
```
Yorumlar (0)