125 Yıldır İzmir’in Kalbinde: Saat Kulesi Zamanı İlk Günkü Mekanizmayla Gösteriyor

03 Eylül 2026
9 dakika okuma
0 yorum
125 Yıldır İzmir’in Kalbinde: Saat Kulesi Zamanı İlk Günkü Mekanizmayla Gösteriyor

İzmir Saat Kulesi 125 Yıldır Zamanın ve Kentin Değişimine Tanıklık Ediyor

İzmir’in en önemli simgelerinden biri olan Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin geçirdiği büyük değişimlere tanıklık ediyor. Depremler, restorasyonlar ve yıllar içinde değişen kent dokusuna rağmen ayakta kalmayı başaran tarihi kulenin kalbindeki mekanik saat ise 125 yıl sonra hâlâ ilk günkü çalışma prensibini koruyor.

1994 yılından bu yana İzmir Saat Kulesi’nin mekanik saatinin bakımını yapan üçüncü kuşak saat ustası 68 yaşındaki Feti Pamukoğlu, kuleyle kurduğu bağı bir meslek ilişkisinden çok daha öte olarak değerlendiriyor. Pamukoğlu, tarihi mekanizmanın orijinalliğinin korunarak çalıştırılmasının kendisi için büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Temeli 1 Eylül 1900’de Atıldı

İzmir Saat Kulesi’nin temeli 1 Eylül 1900 tarihinde atıldı. Yapımı yaklaşık bir yıl süren kule, 1 Eylül 1901’de hizmete açıldı. Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan yapıda Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinin etkileri dikkat çekiyor.

Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik taban üzerine inşa edilen Saat Kulesi, 21 metre 12 santimetre yüksekliğe sahip. Dört basamaklı mermer platform ve sekizgen kaideden oluşan yapının platform bölümünde küçük sütunların taşıdığı at nalı kemerli sebiller, üçer çeşme kurnası ve fıskiyeli havuzlar bulunuyor.

Kulenin ana yapı taşları Denizli’nin Sarayköy ilçesinden getirildi. Yapıda kullanılan koyu yeşil ve bordo mermerler ise Marsilya’dan getirildi. Yapım için ayrılan 1.700 Osmanlı Lirası’nın yeterli olmaması üzerine İzmir halkı tarafından bir bağış kampanyası düzenlendi ve 1.500 lira daha toplandı.

125 Yıllık Mekanik Saat İlk Günkü Prensiple Çalışıyor

Aradan geçen 125 yılda İzmir’in silueti büyük ölçüde değişti. Konak Meydanı çevresindeki yapılar yenilendi, ulaşım sistemi farklılaştı ve kıyı çizgisi değişti. Ancak Saat Kulesi’nin dört cephesindeki saatler, ilk kurulduğu dönemdeki mekanizmanın çalışma prensibini korumayı sürdürüyor.

Kulenin dördüncü katının altında bulunan dört ayrı saat, dört farklı yöne bakıyor. Her biri 75 santimetre çapında olan saatleri, 22 dişli çarktan oluşan tek bir mekanizma çalıştırıyor.

Ağırlık ve yer çekimi prensibiyle çalışan mekanik sistem altı günde bir kuruluyor. Mekanizma ayrıca üç ayda bir periyodik bakımdan geçiriliyor. Bu bakım ve kontrol işlemlerini 1994 yılından beri Feti Pamukoğlu yürütüyor.

32 Yıldır Saat Kulesi’nin Nabzını Tutuyor

Pamukoğlu’nun İzmir Saat Kulesi ile hikâyesi 1994 yılında başladı. Geçen 32 yıllık süreçte mekanizmayı ayrıntılarıyla tanıyan usta, bugün yalnızca meydana gelen arızaları gidermekle yetinmediğini, arızaya neden olabilecek sorunları önceden tespit ederek önlem almaya çalıştığını ifade ediyor.

İzmir’in yağmur, nem ve tozunun zaman içerisinde mekanik sistemde deformasyona yol açabildiğini belirten Pamukoğlu, mesleki tecrübesinin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını söylüyor:

“Bizde artık hatanın ne olduğu değil, neden olduğu önemli. İlk zamanlar hatayı bulup çözeriz derdik. Şimdi mesleki tecrübemle hataya neden olabilecek şeyleri önceden tespit edip önlemeye çalışıyorum. Bu da zamanın bana mesleğimle ilgili kazandırdığı bir tecrübe.”

“Burası Bizim Evladımız Gibi”

Kentin merkezinde ve herkesin gözü önünde bulunan Saat Kulesi’nin çalışmadığı anların kısa sürede fark edildiğini anlatan Pamukoğlu, bakım sırasında bile telefonlarının çaldığını belirtiyor.

“Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım. Sabah sekizde, dokuzda telefon başlar; ‘Saat durmuş’ derler. ‘Tamam, biliyoruz, bakımda’ deriz. Valiliğin karşısında olduğu için oradan da hemen telefon gelir, ‘Neden saat çalışmıyor?’ diye. Göz önünde olan, herkesin fotoğraf çektirdiği, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği bir yer.”

Pamukoğlu, Saat Kulesi’nin İzmir’in simgesi haline gelmesinin kendisi açısından manevi bir sorumluluk oluşturduğunu ifade ederek, bu işi severek yaptığı için söz konusu sorumluluğu bir baskı olarak görmediğini dile getiriyor.

Saat Kulesi Usta İçin Bir Sığınak ve Terapi

Tarihi yapı, Pamukoğlu için yalnızca bakımını yaptığı bir eser değil. Yıllar içerisinde kuleyle arasında özel bir bağ oluştuğunu anlatan usta, hayatının zor dönemlerinde kulenin kendisi için bir sığınak haline geldiğini söylüyor.

“Ticaret hayatında sıkıntılar çektiğim dönemler oldu. Ruh halim bozuk olduğunda, insanlardan bunaldığımda burası benim için bir sığınak oldu. Yukarı çıkar, ufacık pencereden dışarıyı, denizi seyrederim. Benim için terapi.”

Tarihi bir mekanizmanın bakımını yapmanın yalnızca teknik bilgiyle mümkün olmadığını belirten Pamukoğlu, dikkat, sabır ve işine bağlılığın da önemli olduğunu vurguluyor.

“Bu işi istemek, o ruhu hissetmek lazım. Bu işi sadece bir vazife olarak yaptığımda hiçbir anlamı yok. Sevgiyle yaptığım zaman çok anlamı var. Beynin o işin içinde olması lazım. Mikromekanikte ufacık bir dikkatsizlik bile saatin çalışmamasına neden oluyor.”

Saatçilik Mesleği Üç Kuşaktır Devam Ediyor

Feti Pamukoğlu’nun ailesinde saatçilik kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek olarak devam ediyor. Ailenin üçüncü kuşağını temsil eden Pamukoğlu, ailesinin saatçilikte 90’ıncı yılını geride bıraktığını belirtiyor.

Mesleği babasından öğrendiğini ifade eden Pamukoğlu, babasını “Hem atam, hem babam, hem ustam” sözleriyle tanımlıyor. Babasının kendisine verdiği en önemli meslek öğüdünü ise şu sözlerle aktarıyor:

“İnsanlar yaptıkları iyi işlerle anılır. İster çöpçü olun, ister boyacı olun, ister saatçi olun, ister sanatçı olun; yaptığınız güzel şeylerle anılın. Yeter ki insanlar yaptığınız işe alışsınlar ve sizden güzel söz etsinler derdi. Biz de o düsturla yetiştik.”

Tarihi Saat Kuleleri İçin Usta İhtiyacı Artıyor

Pamukoğlu, Türkiye’de bakımını yaptığı bazı tarihi saat kulelerinde mekanik sistemleri çalıştıracak ve düzenli olarak kuracak ustaların artık bulunmadığına dikkat çekiyor.

Türkiye genelinde 36 tarihi saat kulesinin bakımını üstlendiğini belirten Pamukoğlu, bazı kulelerde mekanizmayı kuracak ustaların kalmadığını ifade ediyor. Mekanik saatlerde ağırlıkların belirli aralıklarla yeniden yukarı çıkarılması gerektiğini anlatan Pamukoğlu, usta bulunmayan bazı sistemlerde modifikasyon yapmak zorunda kaldıklarını söylüyor.

İzmir Saat Kulesi’nin ise orijinalliği korunarak çalışmaya devam ettiğini vurgulayan Pamukoğlu, “Ama gururla söylüyorum, burası hiçbir orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışıyor.” ifadelerini kullanıyor.

Depremler Saat Kulesi’nde İz Bıraktı

İzmir Saat Kulesi, 125 yıllık tarihinde çeşitli depremler nedeniyle de zarar gördü. 31 Mart 1928’de meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki İzmir-Torbalı depreminde kulenin tepe katı çöktü ve yapı hasar gördü.

1929 yılında saatin durması üzerine Almanya Konsolosluğu aracılığıyla Hannover’den bir saat ustası getirildi ve mekanizma yeniden çalıştırıldı.

Kule, 1 Şubat 1974’te meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremde de hasar aldı. Saat kadranlarının üzerindeki son kat yıkılırken ana gövde ayakta kaldı. Yıkılan tepe bölümü yaklaşık iki yıl süren çalışmaların ardından onarıldı.

Kent Değişti, Saat Kulesi Yerinde Kaldı

İzmir Saat Kulesi yalnızca doğal afetlere değil, kentin ve ülkenin geçirdiği toplumsal ve mimari dönüşümlere de tanıklık etti. Kule ilk yapıldığı dönemde doğu ve güney cephelerinde Osmanlı arması, kuzey ve batı cephelerinde ise II. Abdülhamit’in tuğrasını taşıyordu.

1927’de gerçekleştirilen yasal düzenlemenin ardından bu semboller kaldırıldı. Geçiş döneminde cephelere çapraz Türk bayrakları işlendi, daha sonra bugün görülen kabartma Ay-Yıldız motifleri yerleştirildi.

Saat Kulesi’nin inşa edildiği yıllarda çevresinde Sarıkışla, Hükümet Konağı ve depolar bulunuyordu. Meydanın batı tarafı ise denize açılıyordu. Geçen 125 yıl içerisinde kıyı çizgisi değişti, yeni yapılar yükseldi ve ulaşım sistemi yeniden şekillendi.

İzmir’in Kalbinde Zamanı Göstermeye Devam Ediyor

Konak Meydanı’nın görünümü 125 yıl içinde büyük ölçüde değişse de İzmir Saat Kulesi bulunduğu yerde kalmayı sürdürdü. Kentin geçmişten bugüne uzanan dönüşümünün en görünür tanıklarından biri olan kule, özgün mimarisi ve 125 yıllık mekanik sistemiyle İzmir’in simgeleri arasındaki yerini koruyor.

Her gün binlerce kişinin önünden geçtiği, fotoğrafladığı ve İzmir’le özdeşleştirdiği Saat Kulesi, tarihi mekanizmasıyla da geçmişten bugüne uzanan bir mühendislik mirasını yaşatıyor. Mekanizmanın bakımını sürdüren ustalar sayesinde kule, 125 yıl sonra da ilk günkü çalışma prensibiyle zamanı göstermeye devam ediyor.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!