Kişiliğe, ahlâka, karaktere önem vermeyen eğitimin ne tür insanlar yetiştirdiğine bir örnek Mustafa Reşid Paşa'dır. Hamlin onu "İngiltere yanlısı Reşid Paşa İngiliz sefaretinin gözdesiydi." diyerek anlatıyor. Evet, Osmanlı'yı Tanzimat sonrasında yöneten başbakanların, bakanların, bürokratların önemli bir kısmı İngilizci, Fransızcı, Rusçu, Almancı olarak nitelenecektir. Çünkü kendi devletlerinden önce bu devletlere sadakatleri vardır. O devletlerden himaye görürler. Yapacaklarını o devletin büyükelçisiyle istişare ederler. Görevden alınacaklarını duyunca o büyükelçiliğe kaçıp sığınırlar. Bunlar donanımsız, liyakatsiz adamlar mıdır? Hayır, hepsi iyi tahsilli, yabancı dil bilen adamlardır. Ama kişilikleri bozuktur. Peki, Cumhuriyet döneminde işler değişti mi? Asla...
Mustafa Reşid Paşa'nın İngiliz büyükelçisi ile beraber hazırladığı ve Sultan Abdülmecid'in duyurduğu Tanzimat Fermanı Osmanlı'nın yıkımının miladıdır. Hamlin bile bakın ne diyor: "Bu fermanda birkaç noktaya dikkat edilmelidir. Tüm devlet vesikalarında olduğu gibi bu fermanda da Müslüman dindarlığı ve şeriata bağlılık apaçık beyan edilmektedir. Öte yandan ferman kendisiyle çelişmektedir. Zira fermanda şeriatın aksine olarak dinine bakılmaksızın herkesin eşit olduğu beyan edilmiştir." Yani tarihte ilk defa bir Müslüman devlet, Müslümanlar ile gayrimüslimleri eşit saymıştır.
Bu neden önemli? Çünkü bu fermandan sonra İngiliz, Fransız, Rus, vb. yabancı güçler gayrimüslimleri öbek öbek sahiplenmişler ve ülkeyi fiilen sömürgeleştirmişlerdir. Bu yüzden Tanzimat'ın üzerinden daha otuz sene geçmeden Osmanlı'da gayrimüslimlerin yaptığı ticaret, özgürlükleri, hakları, okulları, vakıfları ile ilgili her konuda Osmanlı Devleti'nden çok bu devletler söz sahibiydi. Her işe onlar karışıyorlardı. Osmanlı Devleti'nin her işine müdahale ediyorlar ve sonuç alıyorlardı. Devlet yetkilileri artık bu elçiliklere teslim olmuşlardı. Olan sahipsiz kalan Müslüman tebaaya oluyordu tabii!
Hamlin, Osmanlı Devleti'nin son asrındaki perişan vaziyetini gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Osmanlı yıkılacak diyor. Ama asıl mesele Osmanlı'yı kimin yiyeceği... Onun arzusu Osmanlı'nın mirasını İngiltere veya Rusya'nın değil ABD'nin yemesi. Ama sonucu hepimiz biliyoruz. Osmanlı mirasının çoğunu İngilizler yedi. Birazı Fransızlara kaldı. 20. asırda ise Amerika parsayı topluyor.
Bakışlar ve Görüşler, Savaş Ş. Barkçin, s.96, Ketebe
![]()
Yorumlar (0)