Payitahtın üzerine gece karanlığı bir kâbus gibi çökmüş, İstanbul’un dar sokakları derin bir sükûta gömülmüştü. Ancak bu...
Balkan Harbi’nin Sessiz Tanığı: Şehadeti Seçen Bir Askerin Son Satırları
Tarih: 2026-01-06 / Görüntülenme: 1080
1913’te kaleme alınmış bir kitap sayfası, Balkan Harbi’nin istatistiklere sığmayan yüzünü ortaya koyuyor. Cephedeki bir çavuşun, esaret ile şehadet arasında yaptığı sarsıcı tercih; dönemin askerî ruhunu, vatan anlayışını ve yaşanan zulmün ağırlığını tek bir mektupta gözler önüne seriyor. İşte “Türkiye Uyan” adlı eserde yer alan ve tarihin sessiz tanıklarından biri olan o mektup…
1913 senesinde yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan “Türkiye Uyan” adlı kitabın 228. sâhifesinde; bir çavuşun subayına mektubu şöyledir:
“Zâbit efendi! Kuvvetli düşman müfrezelerinin Gümülcine’ye indiğini, askerimizden bir kısmının çekildiğini ve bâzısının da esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuruorman sırtındaki mühimmat deposunu hâlen muhâfaza ediyorum. Tabiî Gümülcine’yi işgâl eden düşman buraya da gelecek! Doğrusu devletimin ve milletimin nice fedâkârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazîfem, ne de vatan sevgim müsaade eder. Elbette burayı havaya uçuracağım! Fakat o binlerce liranın hebâ olup gitmesine üzülüyorum.
![]()
Haydi havaya uçurdum. Sonra ne olacağım? Düşmana esir değil mi? Biz buraya esir olmak için mi geldik? Milletin paralarını, devletin nâmusunu esâretle ödemek için mi asker olduk? Hayır, hayır! Ben bu zilleti kabûl edemem. Dün bizim idâremiz altında rahat yaşayan bu vahşî çobanların eline esir düşmek! Aman yâ Rabbî! Bu ne müthiş zillet! Ben bu esirlik zilletine düşmektense bin defa ölmeyi tercih ederim. O hâlde ne yapmalıyım?
Ben bu cephane deposunun içine saklanacağım. Burayı teslim almaya gelen Bulgarlar, iyice toplanıncaya kadar saklanacağım. Ben de içinde dâhil olmak üzere cephaneyi havaya uçuracağım. Memleketimde bulunan ana ve babama, hanımıma ve çocuklarıma selâmımı yazınız. Onlar seferberlik ilân edildiği zaman beni Subaşı’nda, değirmen kenarında uğurladılar. Bana; “Ya gâzi ol ya şehid ol!” demişlerdi. Cenâb-ı Hak bana şehid olmayı nasip ediyor! Artık şehid olduğumu bildirin....”
Piyade 4. bölüğünden çavuş Ali
BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
-
AZİZ VATANIN ASİL TÜRK EVLADI SENİ UNUTMAK BU YAŞAMDA HARAMDIR RUHUNUZ ŞAD MEKANLARINIZ ÇENNET OLSUN, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE
mete
07.01.2026 18:30
-
Kurban olayım onun ayağının tozuna
Akif yalçın
07.01.2026 20:05
-
Ne onurlu bir duruş. Bu gün özgürce yaşıyorsak başta Ata'm olmak üzere bu asker ve onun gibi vatan evlatları sayesinde. Nur içinde uyuyunuz yiğitler. Bizler sizlere minnettarız.
Meltem KORKUT
08.01.2026 03:26
-
Asakir-i Muhammediye bu işte.Kahraman Türk askeri.Sehadetin mübarek olsun..
Adem Buran
08.01.2026 17:49
-
Cennetin sahipleri belli . Onlar sayesinde rahat uyuyoruz . Nurlar içinde uyusunlar
Şadi yilmaz
08.01.2026 18:08
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Tarihin takvimi bugün hüzün ve haşmetin iç içe geçtiği bir yaprağı aralıyor: 16 Ocak 1595. Osmanlı mülkünün on ikinci su...
Osmanlı İmparatorluğu’nun yalnızca siyasi kudretinin değil, hayat standardının da zirveye ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyma...
Annemiz tüm ekmek tayinini eşit olarak üçe böler ve biz onu günde iki kez yerdik. Yenilebilecek her şey yiyecek olarak k...
Mâlum Kıbrıs 1570 yılında feth olunur. Hani Sokullu: Siz donanmamızı yakmakla sakalımızı tıraş ettiniz ama biz Kıbrıs’ı...
Bir Şekerle Yirmi Bardak Çay: Anadolu’nun İktisat ve Kültür Mirası Kıtlama Kıtlama tekniğinin, şekerden tasarruf etmek...
