1913’te kaleme alınmış bir kitap sayfası, Balkan Harbi’nin istatistiklere sığmayan yüzünü ortaya koyuyor. Cephedeki bir çavuşun, esaret ile şehadet arasında yaptığı sarsıcı tercih; dönemin askerî ruhunu, vatan anlayışını ve yaşanan zulmün ağırlığını tek bir mektupta gözler önüne seriyor. İşte “Türkiye Uyan” adlı eserde yer alan ve tarihin sessiz tanıklarından biri olan o mektup…
1913 senesinde yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan “Türkiye Uyan” adlı kitabın 228. sâhifesinde; bir çavuşun subayına mektubu şöyledir:
“Zâbit efendi! Kuvvetli düşman müfrezelerinin Gümülcine’ye indiğini, askerimizden bir kısmının çekildiğini ve bâzısının da esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuruorman sırtındaki mühimmat deposunu hâlen muhâfaza ediyorum. Tabiî Gümülcine’yi işgâl eden düşman buraya da gelecek! Doğrusu devletimin ve milletimin nice fedâkârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazîfem, ne de vatan sevgim müsaade eder. Elbette burayı havaya uçuracağım! Fakat o binlerce liranın hebâ olup gitmesine üzülüyorum.
![]()
Yorumlar (5)
Cennetin sahipleri belli . Onlar sayesinde rahat uyuyoruz . Nurlar içinde uyusunlar
Asakir-i Muhammediye bu işte.Kahraman Türk askeri.Sehadetin mübarek olsun..
Ne onurlu bir duruş. Bu gün özgürce yaşıyorsak başta Ata'm olmak üzere bu asker ve onun gibi vatan evlatları sayesinde. Nur içinde uyuyunuz yiğitler. Bizler sizlere minnettarız.
Kurban olayım onun ayağının tozuna
AZİZ VATANIN ASİL TÜRK EVLADI SENİ UNUTMAK BU YAŞAMDA HARAMDIR RUHUNUZ ŞAD MEKANLARINIZ ÇENNET OLSUN, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE