1950'li yıllarda, özellikle Güney Afrika’daki De Beers gibi İngiliz kontrolündeki maden devleri, elmas hırsızlığını önle...
Bedeni Aranan İşçiler: Sömürünün Radyasyonlu Tarihi
Tarih: 2026-01-16 / Görüntülenme: 367
1950'li yıllarda, özellikle Güney Afrika’daki De Beers gibi İngiliz kontrolündeki maden devleri, elmas hırsızlığını önlemek için o dönem için "ileri teknoloji" sayılan ancak insan sağlığı açısından yıkıcı olan bir yöntem kullanıyordu: Her gün iş çıkışı X-ray taraması.
Uygulamanın Amacı ve Biçimi
Elmaslar yapıları gereği çok küçük ve değerli taşlardır. Maden yönetimi, işçilerin elmasları yutarak veya vücutlarına gizleyerek dışarı çıkarmasından endişe ediyordu. Bu nedenle, 1954 yılına ait o meşhur fotoğrafta da görüldüğü üzere, siyahi maden işçileri her mesai bitiminde bir floroskop cihazının önüne geçmek zorundaydı. Bir güvenlik görevlisi, ekranın arkasından işçinin iç organlarını, midesini ve bağırsaklarını canlı olarak izleyerek yabancı bir cisim olup olmadığını kontrol ediyordu.
![]()
Sağlık Riskleri ve Etik Sorunlar
O yıllarda radyasyonun DNA üzerindeki kalıcı hasarları bilinmesine rağmen, maden işçilerinin sağlığı kâr hırsının gerisinde bırakılmıştı.
Aşırı Radyasyon: İşçiler her gün, bazen günde birkaç kez bu ışınlara maruz kalıyordu. Bu durum kanser, kısırlık ve doku hasarları riskini devasa boyutlara taşıyordu.
Sömürgeci Yaklaşım: Bu denetimler genellikle beyaz yöneticilere veya mühendislere uygulanmaz, sadece ağır şartlarda çalışan siyahi işçilere dayatılırdı. Bu, Güney Afrika’daki Apartheid (ırk ayrımcılığı) sisteminin madenlerdeki en somut yansımalarından biriydi.
Tarihi Miras
Günümüzde bu görüntüler, sanayi tarihinin karanlık bir sayfası olarak kabul ediliyor. İşçilerin bedenlerinin birer "eşya" gibi arandığı bu sistem, 20. yüzyılın ortalarında sömürgeci güçlerin değerli taşlar uğruna insan hayatını nasıl hiçe sayabildiğinin bir kanıtı olarak arşivlerde yer alıyor.
Madenlerdeki bu sistematik ve tehlikeli X-ray taramaları, 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında Radyasyonun insan vücuduna verdiği kalıcı zararların tıp dünyasında kesinleşmesi ve uluslararası sağlık örgütlerinin baskıları, kademeli olarak terk edilmeye başlanmıştır.
BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
-
Batı medeniyetinin temelinde göz yaşı var.
Mesut Bayrak
16.01.2026 20:54
-
Batı hiç bir zaman medeni olmadı. Ama bunu anlayanlar da ülkemiz de çok az.
Rafet Yongacı
16.01.2026 20:55
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Osmanlı İmparatorluğu’nun "payitaht" şehirlerinden biri olan Edirne’de, tarihin en büyük restorasyon projelerinden biri...
Payitahtın üzerine gece karanlığı bir kâbus gibi çökmüş, İstanbul’un dar sokakları derin bir sükûta gömülmüştü. Ancak bu...
Tarihin takvimi bugün hüzün ve haşmetin iç içe geçtiği bir yaprağı aralıyor: 16 Ocak 1595. Osmanlı mülkünün on ikinci su...
Osmanlı İmparatorluğu’nun yalnızca siyasi kudretinin değil, hayat standardının da zirveye ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyma...
Annemiz tüm ekmek tayinini eşit olarak üçe böler ve biz onu günde iki kez yerdik. Yenilebilecek her şey yiyecek olarak k...
