Sultan II. Abdülhamid yeni ulaşım araçlarını dikkatle takip ediyordu. Padişah, özellikle mekanik yeniliklere karşı kayıtsız kalmıyor ortaya çıkan her yeni makineyle yakından ilgileniyordu. Dönemin tanıklarının aktardığına göre, Abdülhamid için önemli olan, bu araçların nasıl çalıştığını görmek ve işleyişini anlamaktı.
Londra'da yayımlanan Telegraph gazetesinin İstanbul muhabiri de bu merakı özellikle vurgulamıştı. Muhabirin aktardığına göre Sultan, yeni icatları yakından takip ediyor, özellikle hareket. Hız ve enerji üreten makineleri dikkatle izliyordu. Saray, bu yönüyle bir yönetim merkezi olmanın ötesinde aynı zamanda modern teknolojilerin sessizce denendiği bir vitrin gibiydi. Daktilolar, elektrikle çalışan sandallar ve çeşitli mekanik düzenekler sarayda çoktan yerini almıştı. Kısa süre sonra bu koleksiyona yeni ve sıra dışı bir araç daha eklenecekti: otomobil.
Saray Bahçesinde İlk Otomobil Gösterisi
Osmanlı sarayının otomobille ilk karşılaşmasına dair en çarpıcı sahnelerden biri dönemin yabancı basınında yer alan bir haberdi. Haberlere göre II. Abdülhamid, Almanya'dan getirilen bir otomobili ilk kez Yıldız Sarayı'nın bahçesinde gördü. Aracın teminiyle bizzat Şakir Paşa ilgilendi ve otomobilin sorunsuz çalışacağından emin olmak için de bir Alman mühendisle birlikte İstanbul'a getirilmesini sağladı.
Otomobilin saray bahçesinde sergilenmesi adeta küçük bir merasim havasında gerçekleşti. Sultan, güvenli bulduğu bir noktadan, Yıldız Sarayı'nın birinci katındaki pencerelerden birinden gösteriyi izlemekteydi. Saray erkânı ise parkın etrafına araçla aralarına mesafe koyacak şekilde dizilmişti. Kimse otomobile fazla yaklaşmaya cesaret edemiyordu.
"Gürültülü Canavar" ve İlk Tepkiler
Alman mühendis Blum, gösteriyi daha etkileyici kılmak istercesine, çevresindekileri otomobile binmeye davet etti. Ancak bu davet karşılıksız kaldı. Ne paşalar ne de görevliler bu "yeni icada" yaklaşmak istedi. Sultan'ın sabırsızlandığını fark eden Blum, sonunda tek başına direksiyon başına geçti.
Motor çalıştırıldığında bahçede bir anda huzursuzluk baş gösterdi. Otomobil aniden ileri fırladı ve çıkardığı gürültü, izleyenlere doğaüstü bir canavarın homurtusunu hatırlattı. Kalabalık arasında kısa sürede panik havası yayıldı. Bazıları bu "cehennem makinesinin" patlayıp herkesi havaya uçuracağından endişe duydu. Birkaç dakika içinde bahçe neredeyse boşaldı.
Merak ve Temkin Arasındaki Denge
Ancak Blum, otomobile hâkim olduğunu gösterip bir süre sorunsuz şekilde sürdükten sonra izleyiciler yavaş yavaş geri döndüler. Bunun üzerine Sultan, birkaç kişinin otomobile binmesini istedi. Yine de kendisi direksiyon başına geçmedi ve otomobili bizzat denemekten kaçındı.
Yabancı basındaki bu anlatıda otomobille ilk karşılaşma herkes için ürkütücü olmuşsa da, Sultan II. Abdülhamid'in bu yeni teknolojiden etkilendiği açıktır. Nitekim kısa bir süre sonra otomobili saray bahçesinde tanıtan mühendis Blum'un bir nişanla taltif edilmesi de padişahın hem araca hem de bu yeniliği takdim eden kişiye duyduğu memnuniyeti açıkça gösterir. Bu sahne, Osmanlı sarayının modern teknolojiyle kurduğu ilişkinin özünü yansıtır: temkinle karışık bir merak, mesafeyle dengelenmiş bir hayranlık.
Gürültülü Canavar Osmanlıda Otomobilin Tarihi s.82, Hakan Tan, Kronik Kitap
https://kronikkitap.com/kitap/gurultulu-canavar/
![]()
Yorumlar (0)