Geçmişi doğru kaynaklarla öğrenmek, günümüzdeki sahtecilikleri ve yanılgıları ortaya çıkararak adaletin ve hakikatin yerini bulmasını sağlayan en güçlü kılavuzdur.
Tarih bilmenin üstünlüğüne dair: Hayber Yahudileri "Hazreti Ali vergiden muaf olduğumuza dair şahitlerin imzalarıyla bize belge verdi" deyip Abbasi halifesi huzuruna gelirler. Belgenin sahte olup olmadığı konuşulmaya başlanır. En son meşhur tarihçi Hatîb-i Bağdâdî'yi çağırırlar.
O da şunları söyleyerek meseleyi çözer: Hayber senesinin fethi hicretin yedinci senesinde vuku bulmuş ve Muaviye hazretlerinin Ashab'tan olması hicretin dokuzuncu yılında vâki ve Sa’d hazretleri ise hicretin beşinci sâli dâr-ı bekâya âzim olmuş olmağla...
İşbu tarihlerin bir birine mutabık olmadığı âşikâr iken sened-i mezbûr itimada şâyân değildir.
Yani Hayber hicretin 7. senesinde fethedildi. Belgedeki imzalardan biri Hazreti Sa'd b. Muaz'a ait. O hicretin 5. senesinde vefat etti, belgeyi imzalamış olamaz.
Hazreti Muaviye ise hicretin 9. yılında Müslüman oldu. Onun Müslüman olmadan önce böyle bir imza atması da mümkün değildir.
Bu hadise üzerine Yahudiler halifenin huzurunda yaptıkları usulsüzlüğü itiraf etmek zorunda kalırlar ve tarih ilminin önemi bir kez daha ortaya çıkar.
Kaynak
Takvîm-i Vekâyi'
```
Yorumlar (0)