Kral Leopold Afrika'daki toprakları ilhak edip sömürgeleştirerek kendisini kişisel olarak zenginleştirmek ve ülkesinin itibarını artırmak isteyen çok hırslı bir adamdı. 1865'te babası I. Leopold'un yerine Belçika tahtına geçti. 1876'da Sir Henry Morton Stanley'i Kongo bölgesini keşfetme seferiyle görevlendirdi. Bu keşif başlangıçta Kongo Özgür Devleti'nin kurulmasına yol açtı.
Yeni koloni, Batı Avrupa'dan daha büyüktü ve Belçika'dan 75 kat daha büyük bir topraktan oluşuyordu. Ayrıca şahıs mülkiyeti olarak II. Leopold'a aitti. Fransa, İngiltere, Portekiz ve Almanya'nın da bölgede kolonileri olduğu bir zamanda, Leopold kendisini Kongo Özgür Devleti'nin kralı ilan etti. 1885'te II. Leopold, Kongo Özgür Devleti üzerindeki kişisel egemenliğini ABD'nin de tanımasını sağladı.
II. Leopold'un Kongo'daki Acımasız Yönetimi
Bundan sonra II. Leopold, Kongo'nun mutlak hükümdarıydı fakat acımasız yönetimi milyonlarca Kongolunun hayatına mâl olmuştu. 1895'e gelindiğinde İngiliz basını II. Leopold'un Kongo'daki vahşetini ifşa etmeye başladı. 1897'de İsveçli bir misyoner, bir Londra toplantısında Leopold'un askerlerinin, yeterince sıkı çalışmadıkları için yerli işçilere ceza olarak kestikleri Kongolu ellerin sayısıyla nasıl ödüllendirildiğini anlatmıştı.
![]()
Kongo vahşetinin kurbanı ile poz veren bir misyoner.
Misyonerler Kongo Özgür Devleti'nde işlenen suistimalleri araştırırken vahşete varan el kesme gibi ampütasyonları belgelediler.
1899'a gelindiğinde İngiliz konsolos yardımcısı, Leopold'un Kongo'daki kötü yönetiminin acımasızlığını doğruladı ve ayrıca resmî olarak rapor etti. Nihayet 1908'de Leopold, kişisel malı sayılan Kongo'yu şahsi mülkü statüsünden çıkarıp Belçika Devleti'ne devretmek zorunda kaldı.
Halim Gençoğlu, Batı’nın Afrika Talanı (İstanbul: Kronik Kitap, 2024), 180.
Yorumlar (0)