126 Kıbrıs Türkünün Katledildiği Gün: Katliamın Canlı Tanığı Konuştu

14 Ağustos 2026
9 dakika okuma
0 yorum
126 Kıbrıs Türkünün Katledildiği Gün: Katliamın Canlı Tanığı Konuştu

Muratağa, Sandallar ve Atlılar Katliamının Canlı Tanığı Ahmet Aşır Yaşananları Anlattı

Kıbrıs Türk halkının hafızasına acı bir şekilde kazınan Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının canlı tanığı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974'te yaşananları anlattı. Muratağa-Atlılar-Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Aşır, İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, silahsız ve savunmasız 126 Kıbrıs Türkünün öldürüldüğü katliamın ayrıntılarını ve yaşadığı acıyı gözyaşları içinde aktardı.

En küçüğü 16 günlük, en yaşlısı 95 yaşında olan 126 sivilin öldürüldüğünü belirten Aşır, katliamın İkinci Barış Harekâtı'nın başladığı 14 Ağustos 1974'te gerçekleştirildiğini söyledi. Muratağa ve Sandallar köylerinde öldürülen sivillerin aynı toplu mezara gömüldüğünü, mezardan 89 kişinin cansız bedeninin çıkarıldığını ifade eden Aşır, katliamın izlerinin Türk birliklerinin 1-2 Eylül 1974 tarihlerinde bölgede yaptığı aramalar sırasında ortaya çıkarıldığını belirtti.

"Bu üç Türk köyünde soykırım yapıldı, cezasız kaldı"

Atlılar köyündeki okulda eğitim gören çocukların da aileleriyle birlikte öldürüldüğünü anlatan Aşır, 14 Ağustos 1974'te Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da savunmasız sivillere yönelik ağır bir saldırı gerçekleştirildiğini söyledi.

Aşır, katliamın yalnızca üç köyün değil, Kıbrıs Türk halkının hafızasına kazınan bir insanlık suçu olduğunu belirterek, sorumluların bugüne kadar cezalandırılmadığını ifade etti.

Katliamın geçmişinin 1974'ten çok daha öncesine dayandığını anlatan Aşır, Kıbrıs Türklerinin 1571'de Osmanlıların adayı fethetmesinin ardından Anadolu'nun farklı bölgelerinden Kıbrıs'a yerleşen Türklerin torunları olduğunu söyledi. Aşır, Osmanlı idaresi döneminde Türkler, Rumlar, Maronitler ve Ermenilerin birlikte yaşadığını belirtti.

1878'de Kıbrıs'ın İngiltere'nin yönetimine bırakılmasının ardından Kıbrıs Türklerine yönelik baskıların arttığını dile getiren Aşır, Türklerin çeşitli baskılara rağmen kimliklerini ve kültürlerini koruduğunu kaydetti.

"103 Türk köyünü yaktılar, Türkleri kantonlara sıkıştırdılar"

Aşır, 1955 yılında EOKA'nın kurulmasıyla birlikte Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların sistematik hale geldiğini belirtti. 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasına rağmen Rum tarafının ortaklık düzenini benimsemediğini ve adayı Yunanistan'a bağlama hedefinin sürdüğünü savundu.

1963 yılında Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıların yoğunlaştığını anlatan Aşır, 103 Türk köyünün yakılıp yıkıldığını ve Türklerin göç etmek zorunda bırakıldığını söyledi. Kıbrıs Türklerinin, anavatan Türkiye'nin desteğiyle Mücahit teşkilatını kurarak kendilerini savunmaya çalıştığını ifade etti.

Muratağa, Sandallar ve Atlılar'ın küçük yerleşim yerleri olması nedeniyle mücahit koruması altında bulunmadığını belirten Aşır, çocukluk yıllarında yaşadığı korkuyu da anlattı. Aşır, babasının kendilerini sakinleştirmek için "Bu Beşparmak Dağları'nın arkasında büyük anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti var" diyerek güven verdiğini söyledi.

"Amaç Türkleri yok edip adayı Yunanistan'a bağlamaktı"

15 Temmuz 1974'te EOKA tarafından Makarios hükümetine karşı gerçekleştirilen darbenin ardından adanın Yunanistan'a bağlanması hedefinin daha da belirginleştiğini ifade eden Aşır, Türk bölgelerinin kuşatma altına alındığını söyledi.

Türkiye'nin diplomatik girişimlerinden sonuç alınamaması üzerine 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başladığını anlatan Aşır, harekâtın amacının Kıbrıs Türklerini yaşanan saldırılardan kurtarmak olduğunu belirtti.

Aşır, Muratağa, Sandallar ve Atlılar'a tank ve toplarla girildiğini, köylerdeki eli silah tutan erkeklerin esir kamplarına götürülmesinin ardından geride kadınlar, çocuklar ve yaşlıların kaldığını ifade etti.

"BM seyretti, kadınlar ve çocuklar Rumların insafına bırakıldı"

20 Temmuz'dan 14 Ağustos 1974'e kadar köylerde yalnızca kadınlar, çocuklar ve yaşlıların kaldığını belirten Aşır, sivillerin yaklaşık üç hafta boyunca büyük bir korku içinde yaşadığını söyledi.

Köylerde görev yapan Birleşmiş Milletler askerlerinden yardım istendiğini ancak sivillerin güvenli bölgelere götürülmediğini ileri süren Aşır, kadınların ve çocukların yaşanan saldırılar karşısında korumasız bırakıldığını ifade etti.

"Kaçarken çocukları, kadınları ve yaşlıları toplayıp katlettiler"

14 Ağustos sabahı başlayan İkinci Barış Harekâtı'nın ardından Rum ve Yunan birliklerinin geri çekilmeye başladığını anlatan Aşır, geri çekiliş sırasında Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerindeki savunmasız sivillerin hedef alındığını söyledi.

Aşır, çocukların, kadınların ve yaşlıların toplanarak öldürüldüğünü belirterek, o sırada cephede görev yaptığı için ailesinin akıbetinden uzun süre haberdar olamadığını anlattı.

15 Ağustos'ta Türk ordusunun Mağusa'ya ulaşmasının ardından ateşkes ilan edildiğini belirten Aşır, mücahit olarak cephede görev yaptığı için köyüne hemen dönemediğini söyledi. Bir arkadaşından köyde kimsenin kalmadığını öğrendiğinde ise ailesinin bir yerlere saklanmış olabileceğini düşündüğünü ifade etti.

"Babamın köpeği beni katliam çukuruna götürdü; orada bütün dünyam yıkıldı"

Yaklaşık 17-18 gün sonra köyüne dönmesine izin verildiğini anlatan Aşır, evine girdiğinde ailesine ait eşyaların etrafa saçılmış halde olduğunu ve ailesinin bıraktığı mektubu bulduğunu söyledi.

Evden çıktığı sırada babasının köpeğinin sürekli dışarıya doğru havladığını ve kendisini takip etmeye çağırdığını belirten Aşır, köpeğin peşinden gittiğinde katliam çukuruna ulaştığını anlattı.

Aşır, ailesinin ve köylülerinin hayatta olduğunu düşündüğü o ana kadar gerçeği bilmediğini belirterek, toplu mezara ulaştığında yaşadığı acıyı "O an bütün dünyam yıkıldı" sözleriyle ifade etti.

"Şehitlerimizi çöplüğe gömüp üzerlerini çöple örtmüşlerdi"

Katliam çukurunda karşılaştığı manzaranın hayatı boyunca unutamayacağı bir acı olduğunu belirten Aşır, Türk askerleri ve hayatta kalan köylüler tarafından şehitlerin toplu mezardan çıkarıldığını söyledi.

Şehitlerin bir çöplüğe gömüldüğünü ve üzerlerinin çöple kapatıldığını belirten Aşır, cesetlerin çıkarılması sırasında karşılaşılan manzaranın son derece ağır olduğunu ifade etti. Aşır, katliamda ateşli silahların yanı sıra kesici ve delici aletlerin de kullanıldığını söyledi.

Katliamın ortaya çıkarıldığı sırada çok sayıda Türk ve yabancı gazetecinin bölgede bulunduğunu belirten Aşır, yaşananların fotoğraf ve görüntülerle dünya kamuoyuna aktarıldığını ifade etti. Buna rağmen katliamın sorumlularının cezalandırılmadığını savunan Aşır, yaşananların uluslararası kamuoyunun gözü önünde cezasız kaldığını söyledi.

Şehitlerin kimlikleri yıllar sonra belirlendi

Katliamda hayatını kaybedenlerin ilk olarak toplu şekilde defnedildiğini anlatan Aşır, yıllar sonra mezarların açıldığını ve DNA incelemeleriyle şehitlerin kimliklerinin tespit edildiğini belirtti.

Aşır, bugün yeni yapılan şehitlikte her bir şehidin ayrı bir kabri bulunduğunu ifade ederek, şehitlerin hatırasının yaşatılmaya devam ettiğini söyledi.

"Bayraklar dalgalandığı sürece onlar huzur içinde uyuyacak"

Muratağa, Atlılar ve Sandallar köylerinde Türk bayrağının hiçbir zaman indirilmediğini vurgulayan Aşır, bugün şehitlerin başucunda Türk bayrağı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağının dalgalandığını belirtti.

Bu bayrakların Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi olduğunu dile getiren Aşır, şehitlerin hatırasını yaşatmaya devam edeceklerini söyledi.

"Kalıcı bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanmıyorum"

Kıbrıs'ta geleceğe ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Aşır, iki toplumun yeniden bir arada yaşamasının mümkün olmadığı görüşünü dile getirdi. Rum tarafında yeni nesillerin Türk karşıtlığıyla yetiştirildiğini savunan Aşır, kalıcı bir çözüm için Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi gerektiğini söyledi.

Aşır, iki devletli çözüm temelinde bir anlayış kabul edilmediği sürece Kıbrıs'ta kalıcı bir anlaşmanın mümkün olduğuna inanmadığını ifade ederek, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin garanti altına alınmasının önemine dikkat çekti.

Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da 14 Ağustos 1974'te yaşanan katliam, üzerinden geçen yıllara rağmen Kıbrıs Türk halkının hafızasındaki yerini koruyor. Katliamın canlı tanıklarından Ahmet Aşır'ın anlattıkları ise yaşanan acının tanıklığını gelecek kuşaklara aktaran önemli bir hatıra olarak öne çıkıyor.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
0/1000 karakter
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!