Fatih’in tarihi dokusunu yaşatma yönünde önemli adımlar atan Fatih Belediyesi, ilçedeki bir başka tarihî eseri daha özgün kimliğine kavuşturdu. Başkan M. Ergün Turan’ın öncülüğünde yürütülen restorasyon çalışmaları sonucunda, Edirne Sarayı Ağası Mustafa Ağa tarafından 1681–82 yıllarında inşa ettirilen dört cepheli meydan çeşmesi, yeniden suyla buluştu. Klasik üslupta kesme taş malzemeyle yapılan ve tek yüzlü olarak tasarlanan bu zarif çeşme, döneminin karakteristik özelliklerini taşıyor.
Ön cephesinin orta bölümü hafifçe dışa taşkın olup köşelerde kum saati formunda altlık ve başlığa sahip sütunçeler yükselmekte. Niş üzerinde yer alan bezemeli kilit taşlı sivri kemer, yapının mimari zenginliğini güçlendirirken; kemerin üstünde talik hatla yazılmış iki sütun iki satır hâlinde düzenlenmiş inşa kitabesi bulunuyor. Kitabenin iki yanında yer alan iri gülbezek motifleri, çeşmenin estetik bütünlüğüne katkı sağlıyor. Ayna taşındaki iki servi ve aralarındaki gülbezek motifi ise dönemin sembolik süsleme anlayışını yansıtıyor. Cephenin iki yanında sivri kemerli bardaklıklar ve yol seviyesinin altında kalan tekne bölümünün iki yanında dinlenme sekileri yer alıyor.
![]()
Restorasyonda Özgün Dokuya Sadakat
Fatih Belediyesi tarafından yürütülen restorasyon sürecinde, özellikle köşe taşlarında görülen malzeme kayıpları özgün nitelikte tamamlandı. Cephe yüzeylerinde kapsamlı temizlik yapılarak kılcal çatlaklar onarıldı. İnşa kitabesi ise konservasyon işlemlerinden geçirilerek altın varak uygulamasıyla yeniden okunabilir hâle getirildi.
Çeşme kurnasında gerçekleştirilen araştırma kazısında, özgün kurna taşı ve seki taşları korundu; ardından yapı tekrar suya kavuşturularak tarihi fonksiyonunu kazanmış oldu. Bu restorasyon, Fatih ilçesinin kültürel mirasına gösterilen özenin yeni bir örneğini teşkil ediyor. Başkan Ergün Turan’ın “tarihî yapıların ihyası” yönündeki yaklaşımı, bölgenin tarihsel kimliğini koruma çalışmalarına önemli katkı sağlamaya devam ediyor
![]()
Kitabesi:
“Sâhibü’l-hayrât Ağa-yı sarây-ı Edirne Mustafa Ağa’ya rahmet ide Rabb-i kâinât Nûş iden der bu eser-i eşk-nümâ târihini Çeşme-i pâk-i musaffâ bî-bedel mâ’-i hayât (Hicri) 1092”
Yorumlar (2)
Çeşme kitabesi ne güzel bir şey.
Şimdi her şey ruhsuz. Bu eserler bize çok şey anlatıyor anlayana ne mutlu
Bu memlekette nerede bir Osmanlı ve Selçuklu eseri varsa ihya edilmeli.