Bir deyim, bir sandık ve Osmanlı arşivlerinin sessiz tanıklığı… Günlük hayatta sıkça kullanılan bazı deyimler vardır; sö...
Bir İç Çamaşırından Doğan Deyim “Biz Senin Cemâziyelevvelini Biliriz…”
Tarih: 2026-01-26 / Görüntülenme: 508
Bir deyim, bir sandık ve Osmanlı arşivlerinin sessiz tanıklığı… Günlük hayatta sıkça kullanılan bazı deyimler vardır; söylenir, anlaşılır ama hikâyesi pek bilinmez. “Biz senin cemâziyelevvelini biliriz” sözü de onlardan biridir. Bu ifade, bir kişinin geçmişteki hâlinin unutulmadığını, bugünkü konumunun ardında farklı bir mazinin yattığını üstü kapalı biçimde anlatır. Peki bu deyim nereden gelir?
Osmanlı Arşivlerinin Titiz Düzeni
Osmanlı Devleti’nde arşivcilik son derece ciddiye alınan bir işti. Devlete ait her belge, geleceğe bırakılmış bir emanet gibi titizlikle saklanırdı. Günümüzdeki klasör ve dosya sistemleri henüz yokken, her ayın evrakı özel torbalara konur; torbaların üzerine iri harflerle ait oldukları ayın adı yazılırdı. Ardından bu torbalar mahzenlere indirilir, sırayla dizilirdi. Aranan bir belge, ayı bilindiği sürece kolayca bulunurdu.
Yıllardan bir yıl, Cemâziyelevvel ayına ait belgelerin bulunduğu torbaların başka bir yere nakledilmesi gerekti. Belgeler bu kez bir sandığa boşaltıldı, sandığın kapağı mühürlendi ve yola çıkarıldı. Geriye ise artık kullanılmayacak, boş bir torba kaldı.
Yoksulluktan Doğan İcat
İşte hikâye tam burada başlar. Arşivde görev yapan, geçim sıkıntısı çeken dar gelirli bir memur, bu boş torbayı evine götürdü. Yoksulluk, insanı bazen hiç ummadığı çözümler üretmeye zorlar. Bir süre sonra bu torbadan kendine bir iç çamaşırı dikti ve giymeye başladı. Ancak torbanın üzerindeki saf bezir mürekkebiyle yazılmış “Cemâziyelevvel” ibaresi, defalarca yıkanmasına rağmen silinmedi. Yazı, iç çamaşırının arka kısmında belirgin şekilde duruyordu.
Bir gün, iş arkadaşları bu yazıyı fark etti. Sessiz gülüşmeler, imalı bakışlar… O an kimse bunun bir deyime dönüşeceğini bilmiyordu.
![]()
Kürklerin Altındaki Geçmiş
Yıllar geçti. Aynı memur, azimle çalıştı; okudu, kendini geliştirdi ve devlet kademelerinde yükseldi. Bir zamanlar arşiv mahzenlerinde çalışan bu kişi artık kadife astarlı samur kürkler giyiyor, mücevher işlemeli kaftanlarla dolaşıyordu. Eski mesai arkadaşları ona artık hayranlıkla, hatta biraz da kıskançlıkla bakıyordu.
Günün birinde, sohbet sırasında başarılarından söz edilirken, içlerinden biri dayanamayıp söze girdi: “Bugünkü hâline aldanmayın,” dedi. “Biz onun cemâziyelevvelini biliriz.”
Unutulmayan Mazi
İşte o gün, bu söz yalnızca bir hatıranın değil, geçmişin asla tamamen silinmediğini hatırlatan bir deyimin ifadesi oldu. O günden sonra “cemâziyelevvelini bilmek”, bir kişinin geçmişteki kusurunu, yoksulluğunu ya da eski hâlini ima yoluyla hatırlatmak için kullanılan güçlü bir deyim olarak dilimize yerleşti.
Bugün bu sözü her duyduğumuzda, Osmanlı arşivlerinin tozlu mahzenlerinde unutulmuş bir torbanın, tarihe bıraktığı sessiz izi de hatırlamış oluruz.
BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
-
Siyasilerden duyardım manasını şimdi okuyunca öğrendim.
Talip Doğanay
26.01.2026 19:20
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
İstanbul’un tarihi dokusunu korumaya yönelik projelerine bir yenisini ekleyen Fatih Belediyesi, asırlık Darüşşafaka bina...
"Dağlara buğday serpin! Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler!" diyen Hazreti Ömer’in (Radıyallahu anh) asırlar öncesinde...
Denizli’nin Buldan ilçesinde, teknolojinin hızına rağmen zamana direnen bir meslek hâlâ nefes alıyor: geleneksel havlu d...
Trabzon’da Osmanlı’dan Günümüze Uzanan Bir Dokuma Geleneği Trabzon’da doğal ipliklerle dokunan organik kumaşlar, Osmanl...
Ebussuud Efendi, devrinin en nüfuzlu şahsiyetlerinden biri olmakla birlikte, günlük siyasete ve makam mevki çekişmelerin...
