Yıldırım Bayezid Devri'nde Açılan Leprozeri (Cüzzamhaneler)

Yıldırım Bayezid Devri'nde Açılan Leprozeri (Cüzzamhaneler)

Tarih:2021-12-13 / Hit:270

Osmanlılarda ilk bilimsel sağlık kuruluşları Yıldırım Bayezid döneminde kurulmuş, yani bilimsel üretim ortamı oluşmaya başlamıştır. Osmanlıların Anadolu’da yaptırdıkları ilk hastane olan bu darüşşifa, Yıldırım Bayezid’in (1389-1402) Bursa’da yaptırdığı külliyenin bir parçası olarak 1400 yılında tamamlanmıştır. Osman Şevki Uludağ’ın Bursa arşivlerinde bulduğu vakfiyesi orijinal olup burada çalışacak hekim ve diğer personeli ve giderlerin düzenlenmesini belirtmektedir. Bugün Yıldırım Külliyesinin bazı kısımları onarılmış ve ayakta ise de darüşşifa tamamen yıkılmış ve yok olmuştur. Ancak yine de Ayverdi’nin ifadesine göre, darüşşifaya ait kayıtlar ancak XVIII. yüzyılın ortalarına kadar rastlamakta ise de, yandaki mezarlıkta yatan bazı hekimlerin taşlarında 1839 tarihlerine rastlandığına göre, bu hastane yaklaşık 400 yıl halka hizmet vermiştir.

Bu dönemde kurulan ilginç tıbbi ve sosyal kurumların biri de yine Bursa ve Edirne’de Cüzzamhane (Leprozeri) diye adlandırılan yapılardır. Bulaşma fikri ve özellikle cüzzamın bulaşacağı İslam’da daha ilk günlerden beri vardır ve sevgili peygamberimiz hadislerinde, zaman zaman bu konuya da değinmiştir. Onun “Bulaşıcı hastalık çıkan yere girmeyin, hastalık çıkan yerde iseniz, dışarı çıkmayın” anlamındaki sözü bu bakımdan önemlidir. Aslında bu kavram Tıbb-i Nebevi çevresinde de geçerli olmuştur.

Miskinler Tekkesi’nin 1914 yılındaki durumunu gösteren Ali Rıza Bey tarafından çizilmiş karakalem resim

(Ahmet Süheyl Ünver,Tıb Tarihi,İstanbul 1943, s. 257)

 

Nitekim daha XIV ve XV. yüzyıllarda Sivas, Kastamonu ve Kayseri’de Beylikler zamanında, Anadolu’nun ilk cüzzamhaneleri ve sağlık kuruluşları yapıldığı gibi yine XV. yüzyılın ilk yarısında Osmanlılar, Edirne’de Avrupa’nın ilk cüzzamhanesini yaptırmışlardır.

Edirne’de Kirişhane semtinde, şimdi Miskinler Tekkesi denen yerde II. Sultan Murad ( 1421-1451) zamanında kurulan bu cüzzamhanenin, Başbakanlık Arşivi kayıtlarına göre 200 yıl kadar halkın hizmetine açık kaldığı bilinmektedir, ancak kesin olarak hangi tarihte kapandığı belli değildir.

Osmanlı Türkleri tedavilerine imkânı görülemeyen ve hatta insanlara bulaşma şekli, zamanı ve sebebi hiç malum olmadığından Lepra’ya (Miskin illetine) duçar olanları, tekke ve zaviye olarak adlandırdıkları Leprozeri ve Miskinler yurtları yaparak, tecride ehemmiyet vermişlerdir. Dulkadiroğulları Kayseri’de, Osmanlı Türkleri en son Yavuz Sultan Selim ( 1512-1520) zamanında Üsküdar’da Karacaahmed Mezarlığı içinde birer yurt yapmışlardır. Bu gibi müstakil yurtların yapılmadığı yerlerde şehir ve kasabalar haricinde cüzzamlıları insanlarla temastan men etmek için ve bulundukları yerlerin dışında dolaşmamak, bir yere gitmemek ve orada oturmak şartıyla evler ve hatta bunlardan hasta ededine göre mahalleler kurulmuştur ki, Sivas ve Anadolu’nun diğer bazı şehirlerindekiler buna misal verilebilir.

Lepralıların bu suretle tecrid edilmeleriyle iktifa edilmiş ve bulundukları yerlere varlıklı halkın yardımlarını sağlamak için “tekke” ismi verilmiştir. Bazen buralara vakıflar da yapılmış ve bu müesseselerin başına şeyh (veya kâhya) namı altında birer de müdür tayin edilmiştir. Elimizdeki vesikalara göre, Bursa’da Yıldırım semtinde herhalde Yıldırım Bayezid’in 1399’da yaptırdığı Darüşşifa civarında bir Leprozeri vardır.1551 tarihli bir vesikaya göre buraya “Miskinler Tekkesi” adı veriliyor. Hastalara “Miskin Taifesi”, tekke müdürüne “Şeyh” ve Lepralılara aynı zamanda “Miskinân Fukarası” da deniyor. Bütün bu kayıtlar 1551’den 1817’ye kadar 266 sene zarfında Bursa’da bir Leprozeri’nin faal olduğunu gösteriyor.

 

Osmanlı'da Bilim ve Teknoloji, s.89-90-91, Aykut Kazancıgil, Ketebe Yayınları ndan alınmıştır.

 

YORUM YAZ




Son Eklenen Yazılar

Hazreti İbrahim'in Babasının İsmi Taruh idi.

Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ve bütün Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” babalarının ve analarının hiçbiri kâfir değil, aşağı kimseler değildi. ...

Mahmil-i Şerif'in hazırlanmasında gösterilen edeb

Saray hatıraları arasında cidden şayan-ı dikkat olanlardan biri de Mahmil-i Şerif’in hazırlanması keyfiyetidir. Surre alayı denen bu alay büyük merasimle yapılırdı....

"Az kârı reddetmeyiniz, çok kârdan mahrum kalırsınız!"'

Müşteri, razı olsa bile, çok kâr istememelidir. Büyüklerimiz az kârla, çok iş yapar, bunu daha bereketli bulurlardı. Büyük İslam âlimi İmam-ı Gazali (rahme...