1950'li yıllarda, özellikle Güney Afrika’daki De Beers gibi İngiliz kontrolündeki maden devleri, elmas hırsızlığını önle...
Harp Saflarında Boğazından Yaralanan Bir Subayın Mektubu
Tarih: 2017-07-02 / Görüntülenme: 6865
İstanbullu Üsteğmen Muzaffer; 18'inci Kolordu, 51'inci Tümen, 9'uncu Alay emir subayı olarak, kendi alayından bir bölüğe komuta ediyordu... 27 Mart 1916 tarihinde Irak Cephesi Felahiye Muharebesinde boğazından ağır yaralanmıştı...
O kahraman, hayatının son dakikalarına geldiğini görünce sükûnetle son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinden çıkardığı bir mektup zarfının üzerine kurşun kalemle önce; "Kıble ne yöndedir?" diye yazarak sormuştur. "Bölük intikamımı alsın" Millî şeref ve fazileti bulunan ak yüzünü ve pak alnını, görevini başaranlara mahsus güzellikle huzûr-i peygamberîye çevirmiş ve kalbindeki şehâdeti dille anlatmaya takati olmadığından, kana boyanan o zarfın ortasına okunaklı bir şekilde Kelime-i şahâdeti yazmış, sonra bu büyük asker, bölüğüne son sözünü söylemek isteyerek aynı zarfın üç yerine; "Bölük intikamımı alsın" cümlesini yazarak, ikisini imzalamış, üçüncüsünü ise imzâlayamadan son nefesini vermiş, silah arkadaşlarının safları önünde uçmak, bölüğüne kanat gererek gölgesine sığındırmak için yükselmiştir!..
Muzaffer Üsteğmenin bu yüce davranışı yâni bir Türk subayının örnek maneviyâtı olan o kanlı beyaz zarf, Askerî Müze'ye gönderilmiş, Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olmuştur. Onlar "Yaşayan ölü"!.. "Yaşayan ölüler"in mirasları içinde bu zarf da yaşayacak, dâima yükselmeye teşvik ve milletin iftihar etmesi için bir belge olarak kalacaktır. Büyük meydanların büyük imtihanlarında kazanılan bu şehâdetnâmeler; her genci imrendirip, örnek olacak bir etki yapacağı gibi, her babanın kalbinde böyle evlâda sâhib olma duygusunu yükseltecek, sonunda millet bu yüzden kendi fedâkârlığına güvenecektir. Bu şehidin ruhunu fatihalarla yâd edelim...
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Osmanlı İmparatorluğu’nun "payitaht" şehirlerinden biri olan Edirne’de, tarihin en büyük restorasyon projelerinden biri...
Payitahtın üzerine gece karanlığı bir kâbus gibi çökmüş, İstanbul’un dar sokakları derin bir sükûta gömülmüştü. Ancak bu...
Tarihin takvimi bugün hüzün ve haşmetin iç içe geçtiği bir yaprağı aralıyor: 16 Ocak 1595. Osmanlı mülkünün on ikinci su...
Osmanlı İmparatorluğu’nun yalnızca siyasi kudretinin değil, hayat standardının da zirveye ulaştığı Kanûnî Sultan Süleyma...
Annemiz tüm ekmek tayinini eşit olarak üçe böler ve biz onu günde iki kez yerdik. Yenilebilecek her şey yiyecek olarak k...
