Bilal-i Habeşi Hazretleri (radiyallahü anh), Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından sonra, ayrıl...
Mukaddime'de İstifçi'nin Sonu
Tarih: 2022-03-06 / Görüntülenme: 4234
Değişen fiyatlardan kâr elde etmek için tahıl/hububat istif etmenin uğursuzluk getirdiği ve bu suçu işleyen kimselerin mahv u perişan olmaktan başka ellerine bir şey geçmediği, basiretli ve tecrübeli şehir sâkinleri arasında yaygın bir bilgidir.
En doğrusunu Allah bilir, ama bunun sebebi şu olsa gerektir: İnsanların yiyeceğe ihtiyacı vardır ve yiyecek elde etmek için masraf etmek kaçınılmaz bir zorunluluktur. İnsanın rızası olmadan verdiği o parada aklı hep takılı kalır; aklının takılı kalışı ise, haksız kazanç elde eden kişinin üzerinde uğursuz bir etki doğurur. Kanun Koyucunun (Şâri’in), karşılığında hiçbir şey vermeden insanların mallarını soyanlardan söz ederken imâ ettiği şey de şüphesiz budur. Burada karşılığında hiçbir şey vermeden alınan para söz konusu olmasa bile, insanların yiyeceğe harcadıkları o (fâhiş) parada gözü kaldığı unutulmamalıdır; bu harcamayı, başka hiçbir çıkış yolu bulamadıkları için, mecburen yapmışlardır, bu da bir tür zorbalıktır, zulümdür.
Temel gıdalar ve tüketilen yiyecekler dışındaki ticaret malları ise, aynı derece edinilmesi zorunlu maddeler değildir. Onları insanlar sadece zevklerini çeşitlendirmek için ararlar. Onlara serbestçe ve keyifleri için masraf eder, o yüzden de harcanan parada gözleri kalmaz. Buna karşılık, temel gıdaların istifçiliğini yapan kişi, paralarını çaldığı kişilerin psişik güçleri tarafından takip (ve huzursuz) edilir. Onun yıkımına sebep olan şey de budur.
Elbette Yüce Allah en doğrusunu bilir.
Bu konuda Mağripli yüksek bir şahsiyet hakkında ilginç bir hikâye duydum. Bunu bana üstadım Ebu Abdullah Ebilî şu şekilde anlattı:
“Bir gün, Sultan Ebu Said zamanında, Fes kadısı, fakih Ebu Hasan Melîlî’nin yanındaydım. Maaşı için, birkaç hükümet vergisinden elde edilen gelir arasında seçim yapması teklif edilmişti. Uzun bir süre düşündükten sonra, ‘Şaraptan elde edilen vergilerden alacağım!’ diye cevap verdi. Çevresindeki dostları kahkahayı bastılar ve tabii ki çok şaşırdılar. Kendisine bunun ne demek olduğunu sordular.
O da şu karşılığı verdi: Bu vergilerin hepsi haram! O yüzden verdiği parada gözü kalmamış kimselerin ödediği vergiyi seçtim. Neşeli ve sevinçli olmadan şaraba ödeme yapılması nadirdir. Bu durumda, ödenen para için pişmanlık duyulmaz ve insanın aklı da o parada kalmaz!”
İşte size çok özgün ve çok enteresan bir değerlendirme.
Neyin doğru olduğunu elbette Allah daha iyi bilir.
Mukaddime, İbn Haldun, s. 584 Timaş Yayınları

BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
-
Allah onlardan razı olsun. Bizleri de hikmet dolu hayatları ve eserlerinden müstefid kılsın, amîn.
Murat
07.03.2022 00:00
YORUM YAZ
Son Eklenen Yazılar
Osmanlı hat sanatının zirve ismi, sülüs ve nesih hatlarının "yegane üslup sahibi" kabul edilen Mehmed Şevki Efendi’nin 1...
Cihan devletinin askeri dehası, sadece fetihler ve zaferlerle değil; bu zaferleri kazanan bileklerin ayrılmaz bir parças...
Bilgelik Evi: Beytülhikme Çekirdeğini Abbasi halifesi Mansur döneminde Bağdat'taki sarayda bulunan kütüphaneden alan Be...
Osmanlı başkentine Polonya'nın taksimi haberi ulaşmıştı, ama devlet, başkente henüz gelen yeni Polonya elçisini, Frantis...
Bundan 11 bin 500 yıl önce, insanoğlu henüz tarıma bile tam geçmemişken, Şanlıurfa’nın kavurucu güneşi altında devasa sü...
